Seçimlerin sosyo-psikoljisi -II-

Abone Ol

Seçim dönemlerini gözümüzün önüne getirdiğimizde daha çok psikolojilerin ve duyguların öne çıktığı görülür. 1970’li yılların başından itibaren en belirgin özellik psikolojik gerilim olmasıdır. CHP’nin çıkışı “Karaoğlan” sloganlıydı. Bu dönemde dağ taş her yere “Karaoğlan” kazınmıştı. Bu da etkili oldu.

Tabii bunun bir öncesi var. CHP İsmet İnönü ile özdeşleşmişti. Yıkılmayacak bir dağ gibi duruyordu. Nasıl olduysa Bülent Ecevit bir çıkış yaptı ve İsmet İnönü’yü alaşağı etti. CHP bölündü. Turan Feyzioğlu ayrıldı parti kurdu ama başarılı olamadı. O dönemde Ufuk Güldemir’in aktardığı önemli bir anekdot var. CNBC televizyonunda bir açık oturum yapılır. Oturumda Aleksandr Haig, Pentagon’dan ve hariciyeden önemli isimler var. Merhum Bülent Ecevit’e telefon ile bağlanılır. “Sayın Başkan Doğu’da bir ada ülkemiz var, kralını biz getirdik. Kendisinden de memnunuz. Ancak halkın gözünden düştü, yıprandı. Onun yerine sosyal demokrat geçmişi temiz birini getirmek istiyoruz” denir. Ecevit’in tepkisi: “Biz demokratik bir ulusuz, kendi olanaklarımızla çalışır iktidara geliriz” olur. O zaman kendisine: “Sayın Başkan sizin bir şey yapmanıza gerek yok, biz koşulları hazırlarız, siz kendinizi orada bulursunuz.” “Karaoğlan” efsanesinin oluşu ve yükselişi böyle idi.

Sermaye çevreleri ondan rahatsız olduklarından sana yağı ile tüp krizi ile Ecevit efsanesinin işini bitirdiler. Bir sonraki seçimde düşüşe geçti. CHP bir daha o yükselişi sağlayamadı.

Bu psikolojik seçim sürecinin Ecevit açısından bir örneği daha var. MSP ile yapılan koalisyonda Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başarısı da Ecevit’e çıkarıldı. Kaldı ki Ecevit’in kendisi Barış harekâtına karşıydı, red oyu veren kabine üyeleri arasındaydı. Sonucu kendi lehine devşirdi. Bu da bir sonraki seçimde çok etkili oldu.

28 Şubat sürecinden sonra RP’nin yükselişinin önünü kesmek için Abdullah Öcalan CIA tarafından derdest edildi, paketlendi Türkiye’ye teslim edildi. Müthiş bir duygu dalgalanması oldu. O zaman hem DSP hem de MHP kazançlı çıktı. Devlet Bahçeli Erzurum’daki mitingde kürsüde idam kementleri attı, Abdullah Öcalan’ın idam edileceği duygusu oluşturuldu. Bundan DSP daha çok nasiplendi. Çünkü dönemin başbakanı oydu, başarı da ona aitti. Zamanla merhum Ecevit: “Abdullah Öcalan’ı neden bize teslim ettiklerini anlayamadığını” belirtti. Çünkü onun iradesiyle başarılmış değildi.

AP ile CHP arasında korkunç bir gerilim vardı. Sağ-sol çatışması gerilimi ise daha çok dindar ile din karşıtı olanlar arasındaki psikolojik bir çatışmaya dönüştürüldü. Sağcılar daha dindar solcular ise dinsiz algısı oluşturuldu. Bu yıllar yılı böyle sürdü ve hâlâ da sürüyor. CHP bu algıdan bir türlü kendini kurtaramıyor, çünkü onlar hem bu düşünceyi temsil ediyor hem de bu psikolojik olguya katkı sağladılar. Bunun hâlâ etkileri ve kalıntıları mevcut. Onun için kendilerine millete bir türlü kabul ettiremiyorlar. Yakın zamanda müftü, din adamı, ilahiyat profu ile Milli Görüş geleneğinden gelme Mehmet Bekaroğlu atılımları da bunun bir sonucu.

CHP bir süredir keskin sol söylemin dışına çıkmaya çalışıyor. Parti içindeki radikal ulusalcı kanat büyük ölçüde tasfiye oldu. Onlar şimdilik Perinçek’in Vatan Partisi’ne yoğunlaşmış bulunuyorlar. Fakat onların bu psikolojik gerilim karşısında hiçbir şansları yok. Çünkü psikolojik gerilim onların kendi gerçekleri içinde doğal olarak hareket etmelerine engel.

Bu süreci Deniz Baykal başlatmıştı. Ancak başına örülen çoraplar sonucu kendisini devre dışında buldu. Çünkü Deniz Baykal oruç tutuyordu, torunlarını alıp Cuma namazlarına gidiyordu. Böylece bir skandalın kurbanı edildi.