24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala siyasi partilerde “dinî söylem” yarışı başladı. Parti liderleri artık, milletin geçmişini yok sayarak, inancına saldırarak iktidara gelmenin imkânsız olduğunu anlamış olmalılar. Bu seçimlerde rahmetli Erbakan Hocanın, “Bu milletin külüne üflesen altından iman çıkar” sözü çok daha anlamlı hale gelmiş. Daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, “Şeyh Said İsyanı” bahane edilerek kapatılmıştı. 1930 yılında Mustafa Kemal, Ali Fethi (Okyar) Bey’le bir görüşmesinde, “Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir ‘dictature’ manzarasıdır. Vakıa bir meclis vardır. Fakat dâhilde ve hariçte bize ‘dictature’ nazarıyla bakıyorlar” (Ertem, 2010: 73) demiş ve diktatörlük imajını bertaraf için muhalefet partisi kurdurmaya karar vermişti.
Böylece muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası, bizzat Mustafa Kemal’in emri ve kontrolünde kurulmuştu. Mustafa Kemal, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda olduğu gibi dindar kesimlerin partide etkin olmasını engellemek için yeni kurdurduğu partinin kurucularını seçerken çok titiz davranmış ve “mürteci” olduğundan yana en ufak bir kuşkusunun olmadığı kişileri partiye aldırmıştı. M. Kemal’in yakın arkadaşları Fethi Bey, partinin genel başkanı olurken, Nuri Conker yardımcısı, kızkardeşi Makbule Hanım da partinin üyesi olmuştu. Partinin İzmir Alsancak Stadı’nda düzenlediği mitingde yaşananlar bu milletin küllerini kaldırınca altından imanının çıktığını gösterir nitelikteydi. Bu mitingde yaşananları, liberal gazeteci-akademisyen Bekir Berat Özipek “Serbest Fırka’nın Mürtecileri” makalesinde Yazman’dan naklen şöyle anlatmaktadır:
“Fethi Bey, mikrofonsuz bir ortamda, kısılmış sesiyle elli bin kişiye hitap etmek zorundaydı ve söylediklerini gür bir sesle Nuri (Conker) Bey tekrarlıyordu. İşte bu usul, hem Halk Fırkalıların hem de SCF’lilerin hatırlamak istemedikleri bir olaya sebep olmuştu. Olayın devamını o gün statta Fethi Bey’i dinleyen kalabalığın arasındaki Halk Fırkalı bir kişinin anılarından okuyalım: Lider sözlerininin Conker tarafından tekrarlanabilmesi için kelimeleri birer ikişer söylemek zorunda kalmış ve bakınız bu usul ne acı bir olaya sebep olmuştu: Fethi Bey: -Bazı kimseler… Nuri Conker: (Daha yüksek sesle tekrar ederek) -Bazı kimseler!.. Fethi Bey: -Bizim… Conker: Bizim!.. Fethi Bey: -Şapkayı atıp! Fethi Bey: -Tekrar fesi getireceğimizi… Conker: -Tekrar fesi getireceğimizi!...
İşte tam bu sırada halk cümlesini tamamlamasını beklemeden (şapkayı atıp tekrar fesi getireceğimizi) lafını duyar duymaz, büyük uğultularla: -Yaşşa Fethi Bey!.. diye bağırmaya ve elli bin kişinin belki de kırkbeş bini, başlarındaki şapka ve kasketleri yere çalıp ayaklarıyla çiğnemeye başladılar. Stadyumu bir anda yerden yükselen toz bulutları kapladı. Böyle bir ortamda Fethi Bey ve arkadaşlarının durumunu tahmin etmek güç değildir. Yazman’ın anlattığına göre, kürsüde büyük bir telaş olmuş, Fethi Bey ‘renkten renge’ girmiş, ötekiler halkı uyarmak için bağırıp çağırmaya başlamıştı. Nuri Conker ve arkadaşları bağırıyor, tepiniyor, el ve yakalarıyla halkı uyarmaya çalışıyorlardı. Bu karışıklık birkaç dakika sürmüştü. Nuri Conker’in son derece gür sesi alsancak Stadyumu’nun havasını çınlattı: -Arkadaşlar! Yanlış anlaşıldı, cümleyi tekrar ediyoruz, dinleyin!..
Şapkalarını ayakları altında çiğnemekte olan halk bir an için durdu, kürsüye tekrar kulak verdiler. Fakat şapkaları yerden almadılar. Fethi Bey ve onu duble eden Nuri Conker yine deminki gibi kelimeleri birer ikişer tekrarlayarak cümleyi şu şekilde tamamladılar: ‘Bazı kimseler bizim şapkayı atıp tekrar fesi getireceğimizi zannediyorlar, yanılıyorlar. Gazi’nin inkılâpları devam edecektir.’ Cümlenin böyle olduğu anlaşılınca, alanı derin bir sessizlik kapladı. Müthiş bir hayal kırıklığı içinde, demin o şapkalarını, kasketlerini yere çalan ve üzerinde hora tepenlerin, şimdi eğilip yerden serpuşlarını alarak, tozlarını üfleyip silkeleyerek başlarına tekrar bir geçirişleri vardı ki, ömürdü doğrusu.”
Bugünkü yaşananları o gün İzmir’de yaşanan olayla birlikte değerlendirin. Emin olun, hem Türkiye’nin geçmişten bugüne seçimlerde yaptığı tercihin sebebini; hem de Türkiye’de dine vurgu yapmadan, inançlara saygılı olmadan halkın teveccühünü kazanmanın imkânsızlığını fark edersiniz.