Seçimlere Doğru  Kısa Kısa

Abone Ol

Bir toplumda çürüme önce âlimlerden, kanaat önderlerinden, konuşması gereken zamanlarda susanlardan başlar. Herhangi bir maslahatı güderek doğru bildiğini söylemeyen, gördüğü yanlışları olması gerektiği gibi dile getirmeyenler ortaya çıkan olumsuzluklarda benim payım yok diyerek işin içinden sıyrılamazlar.

Bugün nereden bakarsanız bakınız, kamplaşma en önemli baş ağrısı sorunumuzdur.

Bu durum toplumsal barışımızı ve millet olma bilincimizi doğrudan tehdit etmeye başlamıştır.

Günlük politik kazançlar uğruna bu sorunu daha da derinleştirecek dil, eylem ve söyleme başvurmak yanlış üstü yanlıştır. Bu tür yaklaşımların bedelini geçmiş zamanlarda çok ağır ödedik. Tekrar aynı hatalara düşmemek için ders almak ve sorumlu davranmak zorundayız.

24 Nisan’da gerçekleştirilen Erbakan Ödülleri programında şu kişi neden ödül verdi, bu gazeteci neden ödül aldı gibi çoğunluğu art niyetli yaklaşımlara üzülerek şahit olduk.

Bu program üzerinden bazen de hadlerini aşarak büyük büyük laflar edenler, Erbakan Hoca’nın CHP, MHP, AP-DYP gibi farklı tabanlara hitap eden partilerle koalisyonlar kurabilecek kadar herkesle uzlaşı zemininde buluşabilen bir lider olduğunu unutmasınlar.

Erbakan Hoca hayattayken ‘yüreğini yakanlardan’, bugün ‘kemiklerini sızlattınız’ ifadelerini duymak garip bir durum değil mi? “Beni günahlarına ortak etmeyin” diyen bir Erbakan’dan iktidar destekçisi bir Erbakan çıkarma gayreti ise tam bir siyaset mühendisliği ve beyhude çaba. Bu minvalde Şubat sonu kaleme aldığımız aşağı linkteki yazımız üzerinden Erbakan Hocanın nezaketini bir kere daha hatırlamamızda fayda var.

http://www.milligazete.com.tr/makale/1508389/mustafa-kaya/erbakan-nezaketi

“Suyun üstünde bile yürüseniz, çünkü yüzme bilmiyor diye eleştirecek adamlar her daim olacaktır. O yüzden siz işinize bakın” diye bir söz var. Bence haksızlığa uğrayanlar bu türden manipülatif girişimlerle karşı karşıya kaldıklarında bu sözü hatırlasınlar.

“Siyasetin bir ilim, bir de filim tarafı var” diye tecrübeli politikacıya atfedilen bir söz var.

Her şeye rağmen sabırla ilim tarafına yatırım yapanlar mutlaka başarıya ulaşırlar. ‘Filim’ tarafını önceleyenler ise başkalarının senaryosunda birer figüran olmaktan öteye gidemezler.

İktidarla beraber değilsen, destek açıklaması yapmazsan her türlü saldırıyla karşılaşmaya hazır olmalısın. Birlikte isen yanlışın da olsa birden tertemiz oluveriyorsun. Bu ne menem bir iştir anlamak mümkün değil. Ticarette terazi önemli de, siyasette değil mi?

Siyaset “kul hakkına” doğrudan muhatap olunan bir alandır. Her parti iktidar olarak ülkesine hizmet etmeyi arzular. Ancak nasıl olursa olsun ama sonuçta mutlaka iktidar olalım denirse, bu durumda iktidara giden her yol mubah olarak görülmeye başlanır. İşte tam da burası en tehlikeli nokta ve kısır döngünün başladığı yerdir.

Sözü büyük devlet adamı Nizamülmülk’e bırakarak bitirelim:

“Devlet, kolay kolay herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. Bu nimete sahip olan kimse, ahirette büyük bir külfetle de karşı karşıya olduğunu bilmelidir.”