Seçimlerde aday tesbitleri ve Millî Görüş prensipleri

Abone Ol

Saadet Partisi hariç, aday tesbit çalışmalarında adeta bir curcuna yaşanıyor. Bir şahsi menfaat ve rekâbet kavgası almış yürümüş. Yeni adaylar ile eski adaylar birbirine girmiş. Tek hedefleri oy pusulalarında ilk sıraları almak. Adaylar bu sıkıntılı ölüm kalım mücadelesinde iken genel merkezler flaş aday arama hevesi ve fantazisi içerisinde. Kasap yağ derdinde, keçi can derdinde.

Bakıyorsunuz en solda olan parti, en sağda bir aday yakalamış, onunla öğünüyor. En sağda olan bir parti ise en solda isim yapmış bir aday bulmuş olmanın hafifliğini bir marifet sayıyor.

Demek ki bu partilerde kendilerine has program yok, prensip yok, savundukları değişik bir dünya görüşü yok. Tıpkı futbol takımı fanatikleri gibi bir mücadele ortamı var.

Çoğu kimselerin adeta vicdanları aşınmış. 27 Mayıs darbesini yapanlardan Mehmed Özgüneş anlatmıştı. İhtilalden sonra kurdukları yeni hükümetin bakanlarını, yakından tanımak için, onları birer birer sorguya çekmişler. Bir bakana sert bir eda ile sormuşlar. Söyle bakalım sen liberalist misin Sosyalist misin demişler, bakan ürkek ürkek ellerini oğuşturarak:

Efendim bendeniz liberalistim amma, emrederseniz sosyalist de olurum, cevabını vermiş. Gözüken o ki bu seçimlerdeki aday tespitlerinde de benzeri davranışlar hakim.

Millî Görüş ün siyasi çalışmalarında ise kesinlikle bu ciddiyet dışı davranışları göremezsiniz.

Bendeniz 1973 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisi Genel Başkanı iken o zamanın meşhur solcu yazarlarından İlhami Soysal beni ziyarete gelmişti. Konuşmasına şöyle başladı:

 Efendim ben seçim öncesi 40 ili dolaştım. Bu illerdeki bütün siyasi partilerde, adaylar birbirlerine düşmüş, sen ben kavgası yapıyorlardı. Tartışmalar fiili yumruklaşmalara kadar varıyordu. Amma sizin Millî Selamet Partisi nin il teşkilatlarında da tesbit çalışmaları yapılıyordu. Ama her ilde diğer partilerin tam tersine, her aday kendisini değil, daha lâyık gördüğü diğer bir arkadaşını öne sürüyordu. Yâni bu çalışmalar bir feragat ve bir fazilet yarışı olarak cereyan ediyordu. Söylermisiniz sayın Emre, siz bu materyalist yirminci asrında, nereden bu kadar idealist adamı buldunuz da bu parti teşkilatını kurdunuz demişti.

İlhami Soysal ın bu hayranlığı sözde kalmamıştı. Yazarı olduğu Yeni Ortam gazetesinde üst üste dört gün Millî Selamet Partisi ni metheden yazılar yazmıştı.

Hatta listeler yapılıp, YüksekSeçim Kurulu na verildikten sonra dahi, Meclis çalışmalarında davaya faideli gördükleri şahıslar lehinde, kendi adaylıklarından feragat eden, yerlerini arkadaşlarına veren kardeşlerimiz olmuştur.

Bu fedakarlık yarışında öne çıkan arkadaşlarımızın isimlerini bir bir sayarak sözü uzatmak istemiyorum.

Son günlerde aday tesbit çalışmalarında müşâhede ettiğimiz olaylar, iç açıcı değildir. Bu prensipsizlik, bu karmaşa, bu curcuna, Türk demokrasisinin, ileri bir aşamaya erişeceğine dair ümidlerimizi tamamen kırmıştır.

Yığınakta yapılan hatalar savaşın sonuna kadar devâm eder, sözü çok yerinde bir sözdür. Başka bir deyimle, ülkemizde parti farkı kavramı hemen hemen ortadan kalkmış gözüküyor.

Ortada sadece prensiplerine sadık, her işin başı ahlâk ve mâneviyattır görüşünü savunan bir tek idealist parti vardır. O da Saadet Partisi dir. Diğerleri prensipleri olmayan, gidişat ve davranışları birbirinin aynı olan kuruluşlar hükmündedir.

Saadet dışındaki belli başlı partilerin, hepsi de ABD ye, AB ye ve IMF ye bağlıdırlar. Hepsi de ABD emperyalizminin, aracı olmaya kendilerini hazırlama yarışı içindedirler. Şöyle ki, CHP+DSP, ANAP+DYP ve AKP nin şahıslar bazında birbirleriyle çekişmek hariç, prensip bazında birbirlerine söyleyecekleri pek fazla bir şeyleri yoktur.

Sadece Saadet Partisi, idealist ve mâneviyatçıdır.

Onlar her işin başı faizci ekonomidir, her işin başı paradır diyen materyalist ve aşırı kapitalist görüşe bağlıdır.

Saadet Partisi, insana, insanın şahsiyetini ve haysiyetini yüceltmeye odaklıdır. İnsanların ahlâk ve karakteri ne derece sağlam olursa, kuracakları partilerin, hükümetlerin, şirket, dernek veya diğer benzeri kuruluşların o derece sağlam olacağı ve demokratik sistemimizin ve standardlarımızın da o derece yüceleceği, yükseleceği görüş ve inancı Saadet Partisi nin vazgeçilmez hedefi ve davasıdır.