Seçimin Mahallisi

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

İnkârcıların iddialarının aksine, bütün kâinat ile birlikte insanı da “eşrefi mahlûkat” olarak yaratan Cenab-ı Allah’tır. Seçim; insanın fıtratı ile ilgili bir özelliktir. İnsanın bütün hayatı, seçmek üzerine bina edilmiş bir imtihandan ibarettir. KEHF 7: “Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini sınayalım diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziynet yaptık.” Bu imtihan, insanın dünya hayatının tek gerçeğidir. İnsanın yaptığı seçimlerin başında hak-batıl seçimi gelir. İnsana verilen nimetlerden birisi akıl diğeri de “din ve düzen” olarak İslam’dır. Akıl, mükellef olmanın, İslam ise, mükellefiyetin ve uygulamanın esası esasıdır. İslam’ın hak ve adalet ölçüleriyle çalıştırılmayan bir akıldan hayır gelmeyeceğini gibi, İslam’a dayanmayan iş ve uygulamalardan da hayır gelmez. Seçimler; İslam’ın seçme ve seçilme kıstaslarına uygun yapılırsa insan saadet bulabilir. ALİ İMRAN 85: “Kim, İslam’dan (din ve düzen olarak) başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din ve düzen seçimi) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” Yani insan; iyi ile güzeli, kötü ile çirkini bildikten sonra iyiyi ve güzeli, faydalı ile zararlıyı bildikten sonra faydalıyı, adalet ile zulmü bildikten sonra adaleti, doğru ile yanlışı bildikten sonra doğruyu seçerse saadet bulabilir. 

AKLA GELEN

Seçim denilince akla, genel ve yerel seçimler gelmektedir. Bu daraltılmış bir idraktir. Genel ve yerel seçimler, insanın her dakika ve gün yaptığı seçimlerden sadece birisidir. İnsan; yolunu gıdasını, eşini, işini, mesleğini, elbisesini, arkadaşını, arabasını, komşusunu, ahlakını ve aklınıza ne geliyorsa hepsiyle ilgili bir seçim yapar. İnsanın yaptığı bütün seçimler, cüzi irade kullanımından ibarettir ve seçimi yapana bir sorumluluk yükler. Bunun için her insan, yaptığı bütün seçimleri şuurla, bilerek yapmak zorundadır. İnsanın yaptığı seçim; toplumda ve yönetimde iyinin, faydalının, adaletin ve doğrunun veya kötünün, zararlının zulmün ve yanlışın yaşanır hale gelmesine sebep olacaktır. Bu “Bir iyiliğin işlenmesine sebep olan, o iyiliği işlemiş gibidir, bir kötülüğün işlenmesine sebep olan da, o kötülüğü işlemiş gibidir” esası gereği böyledir. Önümüzde 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak bir mahalli idareler seçimi var. Bu seçimlerde yerel yöneticiler seçilecek. Toplum, bundan önceki seçimlerde genel olarak AK Parti’yi, CHP’yi, MHP’yi, HDP’yi yerel yönetimler de iktidar yaptı. Bu gün bu partilere ait belediye başkanlarından halk genel olarak şikâyet etmektedir. Bu şikâyetin altında yatan sebep, seçmenin “emaneti ehline veriniz” esasını dikkate almadan seçim yapmasıdır. “Ehliyet sahibi olmanın” birinci şartı Milli Görüş’tür. Milli Görüşçü olmanın önemli şartı da Saadet Partisi’dir. Yerel yönetimlerde  “emaneti ehline vermenin” esası, yöneticinin hem Milli Görüşçü hem de Saadet Partili olmasıdır. Bu iki esası birlikte taşımayan hiçbir kimse, “babamız, kardeşimiz ve evladımız” bile olsa, asla yönetim için ehliyet sahibi sayılamaz. Tolum, yerel yönetimleri Milli Görüşe yani Saadet Partisine emanet etmesi halinde, hizmet ile yeniden tanışmış olacaktır.   

ŞEHİR EMİNİ

Belediye başkanları bizim medeniyetimizde “şehir emini” olarak tanımlanmaktadır. Geçmiş bin yıllık tarihimizde milletimiz, Milli Görüş ile insanlığa en hayırlı hizmetleri yapmışlardır. Bu gün milletimiz; ifsatçı, ırkçı ve muhafazakâr işbirlikçi iktidarların israfçı ve rantçı icraatları karşısında çaresiz kalmış ve bir kurtuluş yolu aramaktadır. Çare Milli Görüş-Saadet Partisi iken millet, niçin bunu göremiyor? Bu sorunun cevabı için diyebileceğimiz şey: 1. Doğru teşhiste bulunup, tedavi için üzerimize düşen görevleri yerine getirmedeki eksiklik. 2. Çareyi ilaçta değil şahıslarda görmek. 3. Toplum, hidayet, feraset ve dirayet yeteneğini yitirmiş olması nedeniyle lehte ve aleyhte olan şeyleri kavrayamıyor ve hakkında doğru olana yönelemiyor. Süt ile kireçli suyu birbirinden ayıramadığından, ikisi de beyazdır diyerek hep kireçli suyu içmeyi tercih ediyor. 4. Şuursuzluk yüzünden yapılan olumsuz telkin ve propagandaların etkisinde kalarak Milli Görüş’ten uzak duruluyor. Olaylara yön vereceğimize, her zorluğu yenip lehimize olanı kararlı bir şekilde tercih edeceğimize, olaylara boyun eğiyor ve ifsatçılar önünde kolay yutulabilen lokma olabiliyoruz. 5. Zihniyet değerlendirmesi yapılmıyor. Ne yaptılar, ne yapacaklar, bizi nereye götürecekler denmiyor. Bu aksaklıkları Saadet Partisi teşkilatları görmeli, teşkilatlanma, siyasi tebliğ ve davet, tanıtma ve halkla ilişkiler faaliyetleri konusunda kusursuz hele gelmeleri gerekir. İnanmak başarmaktır.

ORTAK OLMAK

İnsan seçtiğinin yanında ve tarafındadır. Seçmek, yapılanlara taraf ve ortak olmaktır. Biz bu ülkenin insanları olarak, barış ve refah ortamında yaşayabilmemiz için; huzuru ve barışı mı yoksa kin, nefret ve düşmanlığı mı? Hürriyeti mi, yoksa tahakküm ve baskıyı mı? Adaleti, hakkı ve haklılığı mı yoksa zulmü, kuvveti kibir ve enaniyeti mi? Refahı mı yoksa menfaat ve çıkarı mı? İzzeti mi yoksa betonlaşmayı, israfı ve köleliği mi seçeceğiz? Eğer biz; yerel yönetimlerde “hizmet belediyeciliğinin” tek adresi olan Saadeti iktidar edip saadet bulabiliriz. Şayet biz; yerel yönetimlerde kini, nefreti, betonlaşmayı, rant belediyeciliğini yeniden seçersek ağlamaya devam ederiz. Biz lehimize olanı mı, aleyhimize olanı mı seçeceğiz? Her şey açık ve bellidir, kurtuluşun yolu da, yok oluşun ve helakin yolu da bellidir. İnsanlar Allah’ın yarattığı kullar, kendilerine verilen cüzi irade ile seçimi kendileri yaparlar, yapılan seçime göre uygun neticeyi de Allah yaratır. Toplum neyi ister ve kimi seçerse karşılaşacakları sonuç ona göre olacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…