Bismillâhirrahmanirrahîm;
TARİHÎ bir seçim dönemini geride bıraktık. Siyasiler, uzmanlar, halk, seçimleri öncesi ve sonrasıyla analiz etmeye devam ediyor. Âcizane olarak, seçimin perde arkasını, az konuşulan taraflarını ele alacağım. Erbakan Hocamız, “Kazanmak, haktan yana olmaktır” der; hakkı üstün tutmak niyetiyle canla, başla seçim çalışması yapanlara, “Siz kazandınız!” müjdesi verirdi.
Yöneticilik, netameli bir alandır. Ateşten gömlektir. Hakkıyla yapıldığında hesabı; adaletten uzaklaşılırsa azabı vardır. Allah Rasülü (s.a.v.), kıyamet günü, hiçbir gölgenin bulunmadığı zamanda, 7 sınıf insanın arşın gölgesinde gölgeleneceğini sayarken, birincisini “adaletli yönetici” olarak belirtir. Bu ölçüye göre, kim karşısındakinin hakkını korumak için “âdil” davranmışsa seçimi kazanmış demektir.
Önce, mümkünse Mâun Sûresi’ni tefsiriyle birlikte okumanızı tavsiye ederim. Orada, “dini yalan sayanlar” olarak, “Yetimi itip kakan, yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen, namazlarında gösteriş yapanlar sayılır. Böyle namaz kılanlar için, “feveylün - yazıklar olsun!” ifadesi kullanılır. Bu yüzden seçimlerde kim yetimin, yoksulun hakkını korumaya özen göstermiş, kamu malına el uzatmamışsa seçimi kazananlar onlardır. Tebrik ediyorum.
Dul, yetim, masum, çaresiz, çocuk ve yaşlıların hakkını korumakta büyük titizlik gösterilmelidir. Kul hakkının affı yoktur. Seçimlerde buna dikkat ederek çalışma yapanlar kazandılar. Tebrik ediyorum. Eğer, bunu umursamadılarsa; onlara, yaşarken her gün üç öğün ateş yemekten daha tehlikeli bir akıbet beklediğini bilsinler.
ÂDİL OLANLARA MÜJDE
İNANCIMIZ, hayatın her alanında uyulması gereken ilkeleri içinde barındırır. Bu prensiplere camide de uyacağız, hayatın diğer alanlarında da! Yunus’umuz anlatır ya!: “Bir kez gönül yıktın ise, / Bu kıldığın namaz değil.” Seçim çalışması sırasında kim çalışma arkadaşlarını ve rakiplerini kırmadan, incitmeden; asaletini, nezaketini, zarafetini koruyarak çalışmış veya buna günlük hayatta da uymuşsa, onları tebrik ediyorum; çünkü kazandılar.
Yine Yunus’umuz konuşsun: “Ben gelmedim kavga için, / Benim işim sevgi için, / Dost’un evi gönüllerdir, / Gönüller yapmaya geldim.” Seçimlerde kim gönül kazanmak, ayrım yapmadan 85 milyona faydalı olmak, insanları kardeş yapmak, bu cennet vatanda herkese yetecek kadar sevgisini paylaşmak inceliğini göstermişse, onlar seçimlerden yüz akıyla çıkmışlardır. Tebrik ediyorum.
Ülkemiz için en önemli güvenlik unsuru iç barış ve huzurun sağlanmasıdır. 85 milyonun kenetlenmesine yol açan bu özelliğimiz Türkiye’nin en büyük gücüdür. Dışa karşı en etkili direniş budur. Kim ki, yurdumuzun iç barışı bozulmasın, ağız tadımız kaçmasın, diye bu görevini kılı kırk yararcasına yapmış; ülkemiz insanını ayrıştırmaktan, kutuplaştırmaktan kaçınmış; sevgi, barış, kardeşlik diliyle birbirine azami derecede saygı göstermişse, onlar seçimlerin manevi mimarlarıdır. Tebrik ediyorum.
Terör, Türkiye için tehdittir. Millîlik hassasiyetimizle terörü birlikte çözeceğiz. Kim somut delil ve mahkeme kararı olmadan, suçsuz rakiplerine terörle yaftalamamış; Türkiye’nin bekâsına sahip çıkmışsa, seçimin kazananları onlardır. Tebrik ediyorum.
BARIŞTAN YANA OLANLAR
İZNİNİZLE, baştan beri barışı esas alan; sertlik, kavga, şiddet ve gerilimi yöntem olarak seçmeyen Millî Görüşçüleri de tebrik edeyim. Onları, Erbakan Hoca’yı “İslâm ve İlim” konferansında tanıdığım 14 Şubat 1969’dan beri izliyorum; hatta onlarla birlikteyim. Bir kere olsun, ülkelerinin veya insanımızın kötülüğünü istemediler.
Erbakan Hoca, Millî Görüş’ün ilk özelliğini “maneviyatçı olmak” olarak belirledi. Bunu da her işini, “âhiret ve hesap günü”nü düşünerek yapmak şeklinde açıkladı. İkinci ilkeyse, “hakkı üstün tutmak”tır. Muhterem Hocamız, teşkilâtların hangi ölçülerle çalışacağını 1984’e kadar kendisi anlattı. Sonra, “Temel Esaslarımız”ı anlatma görevini Muhittin Yıldırım Hoca’ya verdi. Saadet Partisi, onu bünyesine aldı; baştan beri kıl payı sapma olmadı.
Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, daha seçim akşamı, “Bu ülke bizim, hepimizin” diyerek seçim sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “İki ilke beni rahatlatıyor: 1. Nasılsanız öyle yönetilirsiniz, 2. Bir millet kendini düzeltmedikçe, Allah o milleti düzeltecek değildir.”
Erbakan Hoca, “Ne yaptımsa Allah rızası için yaptım” demişti. “Millî Görüş kadroları hep bu anlayışla çalışıyor; işin peşini bırakmıyorlar. Genel Merkez Başkanlık Divanı, il yönetimleri seçim değerlendirmelerini yaptılar. Bugün, il başkanları; yarın Genel İdare Kurulu seçimleri değerlendirecek. “Yeniden başlamak için” besmelelerini çektiler. Bu çalışmaların karşılığını Ali Ulvi Kurucu anlatsın: “Ey Allah’ın rızası için gönülden çalışanlar, / Rabbim takacaktır sizlere cennette nişanlar.”