Seçimin anahtar partisi, “Saadet Partisi”

Abone Ol

“En önemli ittifaklardan birisi İYİ Parti ile Saadet Partisi ittifakıdır. Bu seçimin altın ittifakı olur bu. Çünkü Saadet’in ziyan olan, bir türlü Saadet’e gitmeyen 5-6 puanı var. Onun için Saadet Partisi bu seçimin kilit partisi. Saadet’in seçmeni, ‘Bu sefer oyum ziyan olmayacak’ dediği an o 5-6 puanı fazlasıyla geri alır…”

Bu cümleler SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı’ya ait.

Saadet Partisi önümüzdeki seçimlerde ittifak yapar mı yapmaz mı, ya da hangi şartlarda yapar-yapmaz onu bilemem! Bu, Saadet Partisi yönetiminin vereceği bir karar, nihayetinde.

Ama bizim mahalle ile bugüne kadar bir yakınlığı olmayan Hakan beyin bu görüşleri en azından dikkat çekici.

***

Bir dikkat çekici gelişme daha yaşandı.

Biliyorsunuz, iktidar partisi AKP, seçimlerde MHP ile birlikte yaptığı Cumhur İttifakı’na Saadet Partisi’nin de katılmasını “güçlü” bir şekilde telaffuz ediyor.

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal’ın ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın görüşleri ortada…

Son olarak Afrika ziyareti sırasında uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu dileğini bir kez daha ortaya koydu. Şöyle ki;

SORU: Saadet Partisi ile görüşmeniz oldu, süreç nihayete erdi diyebilir miyiz?

ERDOĞAN: Ben görüşmeyi yaptım, hatta Sayın (Mustafa) Şentop’u da tekrar gönderdim. Ama oradan henüz maalesef bir ses çıkmadı. Önümüzde daha vakit var. Muhataplarımızdan karşılık gelmesi halinde onu da değerlendiririz. Biz bütünleşelim istiyoruz.

SORU: Kapı kapanmadı değil mi?

ERDOĞAN: Hayır, bizim açımızdan kapanmış değil, yasal olarak kapanmadığı ana kadar.

***

Tayyip beyin son saniyeye kadar Saadet Partisi ile seçim ittifakını zorlayacağı anlaşılıyor, bu cümlelerden…

Şunu söyleyebiliriz; seçimin kilidi demeyelim ama seçimin anahtarı Saadet Partisi’nde…

* Televizyonlarda en çok izlenen tartışma programlarında Saadet Partisi konuşuluyor.

* Geçenlerde yazmıştım; (Elit sınıfta ‘Saadet’ muhabbeti, 23 Şubat 2018), hiç tahmin dahi edilmeyen mekânlarda Saadet Partisi muhabbeti ediliyor.

* Tüm siyasi parti genel başkanları konuşmalarına neredeyse “Saadet”le başlıyor.

* Pazarda, bakkalda, markette, kıraathanede, çay ocağında Saadet Partisi konuşuluyor.

ERBAKAN’IN LİDERLİK SIRLARI (4)

BİROL Aydın anlatmıştı;

“Merhum Erbakan, bir gazeteciyle sohbet etmektedir. Konu Milli Görüş’te yaşanan bölünmeler, ayrılıklardır. Gazeteci, ayrılıkları savunur tarzda konuşunca şöyle bir diyalog gelişir:

Erbakan: Sen zeki çocuksun, seni severim biliyorsun.

Gazeteci: Sağ olun Hocam…

Erbakan: Ama bakıyorum da Siyonizm’in mıknatısı seni de kendine çekmeye başlamış.

Gazeteci: Hocam bir şey sorabilir miyim?

Erbakan: Tabii buyur?

Gazeteci: Bu Siyonizm’in mıknatısı nasıl bir mıknatıstır ki; taa Amerika’dan, İsrail’den bizi çekiyor da, sizin mıknatıs bu kadar yakından çekemiyor.

Erbakan: Bizim mıknatıs tahtaları çekmez!”

***

Tarih, 30 Nisan 1980…

Başbakan Süleyman Demirel, Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı parlamentodaki odasında, Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla ziyaret etti.

Hatırlayanınız olacaktır, TBMM Genel Kurulu’nda bir türlü sonuçlan(a)mayan Cumhurbaşkanlığı seçimi turları dolayısıyla siyaset gerilmiş de gerilmiştir… Erbakan Hoca, o ziyarette Demirel’e kadayıf ikram etti.

Şu nezakete bakar mısınız?

Oldukça mütevazı bir masa ve sandalye…

Her iki liderin arkalarında neredeyse bir gazeteci ordusu…

Milli Görüş Lideri bir elinde çatal, diğer elinde bıçak tepsideki kadayıfı keserek Başbakan Demirel’e ikram ediyor.

Hem de gülümseyerek, tebessümü yüzünden eksik etmeyerek…

***

Tam da yeri gelmişken…

Bu “kadayıfın altının kızarması” nereden geliyor, sahi?

Kuşkusuz merak etmişsinizdir. Hele hele yeni nesiller. Anlatayım…

* 12 Kasım 1979’dan 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar süren Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel Başbakanlığındaki koalisyon hükümetini dışardan destekleyen MSP Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hükümeti “kerhen” desteklediğini söyleyince, “Neyi bekliyorsunuz?” sorusuna “kadayıfın altının kızarmasını” cevabını verdi.

* Erbakan Hoca, “Kadayıfın altı kızarmadan bu hükümeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene bir fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz” dedi.

* Erbakan hoca, 23 Nisan 1980’deki basın toplantısında da, “18 Mayıs’a MSP il başkanları toplantısına kadar bekleyeceğiz. Kadayıfın altının kızarıp kızarmadığına bakacağız” diye konuştu.

* Erbakan, AK Parti’nin iktidardaki 5. yılını doldurduğu dönemde de, “Kadayıfın altı kızarmayı bırakın, yandı artık yandı!” ifadesini kullandı.

***

Bir husus daha;

Yaşı müsait olanlar bilir; eskiden “pazar fileleri” vardı. Poşet, çanta yerine bu fileler kullanılırdı, pazar alış verişlerinde.

12 Eylül askeri ihtilali öncesinde Erbakan Hoca, TBMM Kürsüsü’nde elinde pazar filesi ile gerçekleri haykırırdı. Ekonominin kötüye gittiğini, pahalılığı, faizin ne kadar büyük bir bela olduğunu böyle bir mizah yöntemi ile anlatırdı, halka… Özellikle de bütçe görüşmelerinde…

Erbakan Hoca, elinde pazar filesi ile kürsüde konuşurken Genel Kurul Salonu’nda en önde oturan özellikle Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit olmak üzere parti genel başkanları zaman zaman anlatılan bu gerçekler karşısında acı acı gülümserlerdi.

Ama onların bu gülümsemeleri kısa bir süre sonra yerini bambaşka bir “surat”a terk ederdi…

***

Erbakan Hoca, siyasi parti genel başkanları ile ilişkilerinde hiçbir zaman nezaketi ve letafeti bırakmadı. En zor dönemlerde bile bu devam etti. Hiç kuşku yok ki bu meziyet bir liderlik vasfı idi… (Devam edecek.)

MESAJ PANOSU

Selâmünaleyküm, bir eğitimci olarak öğretmenlik performans sisteminin öğretmenin moralini bozduğunu ve öğretmenlik itibarımızı yerle bir etmekte olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu hususun üzerinde bir kez daha durulmasını istirham ediyorum. Selametle… (Süleyman Onurlu).