Seçimi tehdit olarak kullanmak sisteme aykırıdır

Abone Ol

Bu yılın seçim yılı olduğu çok önceden biliniyordu. İlk olarak yeni Cumhurbaşkanı seçilecek ardından da genel seçimlere gidilecekti. Anayasa ve yasalar bunu öngörüyordu. Yani çok olağanüstü bir durum çıkmadığı takdirde bu gerçeği Mecliste çoğunluğa sahip AKP bile değiştiremezdi.. Takvim bu çerçevede işliyor. Ne var ki, Cumhurbaşkanı seçiminde ilk turun yapılacağı şu günde ortaya bir erken seçim lafı atıldı ve adeta "Ya Gülü Cumhurbaşkanı seçersiniz ya da seçime gidilir" şeklinde seçim tehdit unsuru gibi takdim edilmeye başlandı. Halbuki demokratik bir sistemde seçim tehdit unsuru olarak düşünülemez ve takdim edilemez. Eğer ediliyorsa ya demokrasiye inançsızlık sözkonusudur ya da basit siyasi çıkarlar uğruna hareket ediliyor demektir. Seçim ülke çıkmaza girdiğinde bu çıkmazdan çıkış yoludur.. Ve demokratik mekanizmanın en önemli unsurudur.

Bir defa bugün yapılacak ilk turda Cumhurbaşkanı seçilse bile bu sene genel seçim yapılması mecburiyeti vardır. Öte yandan diyelim ki, dört tur boyunca Cumhurbaşkanı seçilemedi ya da ilk turun ardından CHPAnayasa Mahkemesine giderek toplantı yeter sayısı sağlanamadığı için turların devamını engelleyecek bir karar çıkardı. O takdirde de zaten otomatik olarak seçime gidilmesi mecburiyeti vardır. Böyle bir ortamda bazıları "Ya Gül ya seçim" gibi seçimi adeta tehdit unsuru olarak kullanmaya kalkışmalarının anlaşılır bir yanı yoktur.

Kaldı ki, Meclis toplantı yeter sayısı ile Cumhurbaşkanı seçimi yeter sayısının farklı olduğunu düşünenlerdenim. Bu bakımdan Meclisin toplanabilmesi bir ilk tur oylamaya geçebilmesi için 184 ve yukarısındaki Milletvekilinin toplantıda hazır bulunması Cumhurbaşkanı takviminin işlemesi için yeterli olacaktır. Diyelim böyle olmadı CHP ilk tur oylamının ardından Anayasa Mahkemesine gitti.. Anayasa Mahkemesinden CHPnin istediği istikamette bir karar çıkacağının garantisi mi vardır Zaman zaman yargı organlarından siyasi denebilecek kararlar çıkabilmektedir ama bu defa Anayasa hükmünün yorumuna dönük bir karar söz konusu olacaktır ve bu hususta belirleyici husus sanıyorum Anayasada 4 turda seçimin gerçekleşmesini sağlayacak bir düzenlemenin niçin yapılmış olduğuna bakılacaktır. Bir başka ifade ile kanun koyucunun niyeti ve hedefi önemli rol oynacaktır.

Tüm bunların yanında bugünkü Meclis toplantısında 367 sayısının bulunması da imkansız değildir. Gelişmeler bunu gösteriyor. Elbette Meclis toplantısına kadar Ankara yoğun bir kulise sahne olacak, AKPCHPnin Anayasa Mahkemesine gitmesini engellemek için Meclisin 367 ve üzeri milletvekili ile toplanmasını sağlamaya çalışacaktır.

Siyasi hayatımızda kulis çalışmaları doğaldır. Yeter ki; bu çalışmalar yapılırken siyasi rüşvet anlamına gelebilecek birtakım vaatlerde bulunulmasın.

Bu arada 151 milletvekiline sahip CHPnin 550 üyelei Meclisi bloke etmesi, işlevini yapamaz hale getirmesine de fırsat verilmemelidir. O takdirde CHPli151 milletvekilinin oyları geriye kalan 399 milletvekilinin oylarından daha değerli gibi bir görüntü çıkar ki o takdir millet oylarının fazlaca bir anlamı kalmaz.

Temsilde adalet elbette gerekir.. Bu memlekette temsilde adalet sağlayacı düzenlemeler de yapıldı.. Ne var ki bugün temsilde adalet sağlanmasından söz eden siyasi çevreler geçmişte de temsilde adalete istikrarsızlık sebebi oluyor diye karşı çıkıp eleştirdiler. Böyle olunca da bu ülkede seçim sistemi yaz-boz tahtasına dönüştürüldü. Artık bir şeyde karar kılmak gerekiyor.. Eğer elde sihirli bir formül varsa, hem temsilde adaleti hem de istikrarı sağlamak mümkün olacaksa bu konu gündeme getirilmeli ve tartışılmalıdır.