Seçime bir adım kala

Abone Ol

Bir seçim süreci tamamlandı. Seçime iki gün kala yazılacak olan şey nedir Millet kime oy vereceğine karar vermiştir elbette. Belki de son anda karar verecekler de var. Sandığa giderken karar verecekler olabilir.

Türkiye en karmaşık dönemlerinden birini yaşıyor. Bu karışıklıkta parlamentoda bulunan başta iktidar partisi olmak üzere tamamı sorumludur. Gereksiz yere Türkiye bir kaos içinde tutuldu. Gerilim arttı, cinayetler işlendi, büyük bir savaş yaşandı. Çok sayıda insan öldü. Terör azdı. İktidar alabildiğine hırçınlaştı. Bunu tutumuyla gösterdi. Kimi kuruluşlar ve medya üzerindeki aşırı baskılar uygulandı. Buna gerek var mıydı

Yaşanmışlıklar ne olursa olsun bu kadar olmamalı. Kimi kurumlar üzerin uygulananlar geçmiş zamanda yapılanları aşar nitelikte. Bu tutum iktidara asla bir şey kazandırmaz. İnsanların haklı ya da haksız bedduasına muhatap olmak iyi bir şey değil. Suçlular olsa bile masum olanların bir kabahati yok. Gereksiz yere bu masumlar ötelenmekte. Gerilimler büyük yıkımlar getirir.

Seçimde çok şey değişmeyeceğe benziyor. 7 Haziran’daki tablonun üç aşağı beş yukarı aynısı çıkacak gibi görünüyor. Seçim tablosu ortaya çıktığında niçin bir seçime niçin gidildi diye sorgulanacağı muhakkak. Tarafların fedakârlıklarıyla bu aşılabilirdi.

Kimseyi suçlamak niyetinde değiliz. Şu seçim tablosu ile milletin özgür iradesine ipotek konulmuş oluyor. Seçmenin kimi partilere oy vermeye zorunlu kılınmaları sağlıklı bir durum değil. Burada bir hak gaspı var. Bırakın vatandaş kime oyunu verecek ise versin. Öcüler üretmede üstümüze yok. Cumhuriyet rejimi döneminde demokrasi denen durum hayatımıza girdiğinden beri bu böyle süregidiyor. Korku üzerine üretilenler insanı sağlıklı düşünmekten uzaklaştırıyor. Bir karabasandan bir diğerini tercihe zorlamak psikolojik gerilimden başka bir işe yaramıyor.

Sağ sol, milliyetçi devrimci, Türk Kürt, muhafazakâr ve karşıtları gerilimi bize hiçbir şey kazandırmadı. Genç insanların ölümlerine, toprağa gömülmelerine neden oldu. Şu kadar ömürlük zamanımızda bu acıları yeterince yaşadık. Bu anlamda geleceğe dönük bir umudumuz kalmıyor ne yazık ki. Bunu hak etmiyoruz.

Bizler gözümüzü açtığımızdan beri Millî Görüş’ün İslâmî düşünce izleğindeyiz. Millî Görüş’ün bizi mahcup ettiği olmamıştır. Elbette kusurları olmuş olabilir ama bunlar asla temel doğrularımıza aykırı olmamıştır.

Bu seçimde İstanbul 1. Bölge’de ben de milletvekili adayıyım. Sağlık sorunlarımdan ötürü fiili olarak çalışmalara katılamadım. Yani siyasal deyimiyle arazi çalışması yapamadım. Adımın listede bulunması elbette benim açımdan sevindirici. Sahip çıkılması, değer verilmesi benim için yeter neden. Yazı ve düşüncelerimizle bizler milletin önünü açıcı çabamızı sürdürebiliyoruz çok şükür. Şu aşamada bize düşen de budur.

Biz eğer Saadet Partisi’nde bulunuyor isek sevdiklerimizden oy isteme hakkımız var. Saadet Partisi hukuk ile baraj engelini aşıyor. Millî Görüş’e gönlü olan, gönül verenler ve Türkiye’nin geleceği için tereddüde gerek kalmadan oy vermeli. Millî Görüş düşüncesinin mutlaka Meclis’e girmesinde Türkiye’nin geleceği, iyiliği ve hayrı için gereklidir.

Evet sevgili okurlarım, sevenlerim sizden Saadet Partisi için oy bekliyorum…

Not: Aziz dostum güzel insan Ömer Yüksel Özek Bey’in muhtereme eşleri HATİCE MÜNİRE ÖZEK Hanımefendi Hakk’ın rahmetine erdiler. Takdir ve kaderin önüne geçilemiyor. Hadis-i şerifte belirtildiği üzere: “İnsanın rızkı kesilince insana ölüm çeşitli şekillerde gelir.” Demek ki takdir olunan budur. Takdire rıza ve boyun eğmekten başka bir seçeneğimiz yok. Rabbim merhumeye rahmet eylesin, Sevgili Efendimize ve sevdiklerine komşu eylesin. Mekânı cennet olsun. Başta Ömer Bey dostum olmak üzere, çocuklarına, sevenlerine sabır diliyorum. Allah ömürlerini bereketlendirsin.