Seçim Var, Gam Yok

Abone Ol

Bir ülkede yönetimden rahatsızlık duyanların yönetimi değiştirme şansı seçimlerdir. Bu yüzden seçimlerin varlığı başlı başına önemlidir. Demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden ne kadar şikâyet edilse de eğer bir ülkede yöneticinin belirlenmesi için sandıklar ortaya konuyorsa siyaset açısından bir kazanımdır. Bu kazanımın bizdeki tarihi artısıyla eksisiyle bir buçuk asra yaklaşmıştır. Günümüze kadar inişli çıkışlı da olsa bir ilerleme olduğu muhakkak. Bugünden sonra ise bu kazanımın demokratik eksikliklerinin giderilmesi, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi, adaletin tesis edilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için kullanılması gerekiyor. 

Seçimler, kendini demokrasiyle ifade eden her ülkede belirli zaman aralıklarıyla tekrarlanmaktadır. Son dört senenin ardından ülkemizde de yaklaşık iki ay önce tekrar seçim sürecine girdik. Uzun bir sürecin sonunda oy verme günü gelip çattı. Ne yazık ki, gerginliklerin, ithamların, iftiraların ve nezaketsizliğin baskın olduğu seçim propagandaları son buldu. Ve halk artık bugün sandık başına giderek kararını ortaya koyacak. Karar her ne olursa olsun bu coğrafyanın geleceği açısından hayırlı olması tek temennimiz.

Bugüne nasıl geldiğimiz, yarına nasıl gideceğimizi bize gösterecektir. Bu süreçte toplumsal yarılmayı sonuna kadar zorlayan bir anlayışın geleceğimiz adına söyleyebileceği söz kavga ve gürültüden başkası değildir. Bırakın karşısındakini dinleme nezaketini göstermeyi, sesini duymaya bile tahammül edemeyenlerin karşılıklı çığırtkanlığını duymak her aklıselim vatandaş için endişe veriyor. Her ne kadar sayılarının azaldığını ümit ediyor olsak da gündemi meşgul etmeye yetecek gürültüyü çıkarabiliyorlar. Buna karşın barış, huzur ve sükûnetin hâkim olması adına atılan her adım, söylenen her söz, sineye çekilen her acı bu topraklar için umut vaat ediyor. Bu şekilde karşılıklı anlayışa dayanan siyaset tarzının büyüyerek devam etmesi yarınlarımız açısından önemlidir.

Seçimlerin en büyük meselesi halkın ikna edilmesidir. Siyasetçi gücünü buradan alır. Ne kadar çok kişiyi ikna edebilirse o kadar başarılı olduğunu kabul edebiliriz. Bunun yolu da siyasetçinin kendini doğru bir zeminde ifade edebilmesinde yatıyor. Keşke bu süreçte her siyasetçi kendini konuşabilse ve kendi projelerini anlatabilse. Ama bizim siyaset yapma biçimimiz kendini ifade etmek üzerinden yürümüyor. Kendisi dışındakilerin ne kadar kötü olabileceğine halkın ikna edilmesi gerekiyor. Kavgacı, kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı dilin kaynağı siyasetçinin kendisinin iyiliğine değil rakibinin kötülüğüne halkı ikna etme çabasının bir sonucudur. Ne zaman ki siyasetçi rakibini değil kendisini konuşmaya başlarsa, bizler de siyasetimizin olgunlaşmaya başladığına dair ümitlerimizi çoğaltabiliriz.

Bugün açılacak sandıkların kararına güvenmeliyiz. Birbirimizi güvensizliğin değil, güvenin merkezi olarak görmeliyiz. Bu coğrafyadaki farklı fikirlerin iyiliğe dair arayış içerisinde olduğuna inanmalıyız. Birbirimize inanırsak ancak birbirimize güvenebiliriz. Sonuç ne olursa olsun tüm insanlığın saadeti için herkes gayret göstermeye devam etmelidir. Unutmayalım ki paylaşılamayan makamlar da geçicidir.