Cumhurbaşkanlığı seçimleri için takvim yaprakları birer birer düşerken, siyasi partilerin bu yarışa hangi adaylarla çıkacaklarına dair farklı sinyaller gelmeye devam ediyor. Seçimlerde AK Parti’nin adayının seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor, ama siyasetin 24 saat içinde farklı evrimlemeler geçirdiği Türkiye’de, hiç kimsenin bir makamı çantada keklik görmemesi gerektiğini de hatırlatmamız gerekiyor. Daha önce de yazdığımız gibi, demokrasisi oturmamış, hak, hukuk, adalet kavramları yerli yerini bulmamış bizim gibi 3. dünya ülkelerinde Cumhurbaşkanlığı makamı aslında sembolik bir makamdır. İcranın başında bulunan hükümetin ağırlıklı olarak kararlarını, meclisten çıkan kanunları onaylayan, devletin otoritesini temsil edecek nitelikteki açılışlarda, toplantılarda, konferanslarda, devlet adamlarının karşılama merasimlerinde sembolik olarak bulunan isimdir Cumhurbaşkanı. Bu haliyle Cumhurbaşkanlığı makamının siyaset için ifade ettiği değer, ancak “Siyasi Bağlantı” bağlamında temsil ettiği görüşü yansıtan bir makam olmaktan başka bir şey değil. Son dönemde ifade edilen Partili Cumhurbaşkanı, Yarı Başkanlık Sistemi veya Başkanlık Sistemi’nin Türkiye gerçeklerine uyup uymadığı noktasında derin bir araştırma yapılması gerekiyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, önceki günlerde bir toplantıda ağzındaki baklayı çıkardı ve “Başbakanı Cumhurbaşkanlığı makamına çıkaracağız, ardından 2015 seçimlerinde çok daha güçlü şekilde meclise gelip başkanlık sistemini de getireceğiz” gibi bir cümle kurdu.
Güç sahibi olmak, insanı bazen körleştirebiliyor işte. Elindeki gücü, sonsuz ve sınırsız zannedenler, bu gücü sürekli ellerinde tutabilmek için sürekli çalışacaklarını ve milletin hiçbir değerine saygı göstermeyeceklerini deklare ediyorlar. “Kazanacağız… Tekrar kazanacağız… Ardından Başkanlık sistemini de getireceğiz… Cumhurbaşkanlığı makamını Başkanlık makamına çevireceğiz…” Kolay mı bu iş böyle 2015 seçimlerinden önce, siyasetin yepyeni yelpazelere dönüşmemesi, aleyhinizde bambaşka iddiaların yayılmaması, elinizdeki gücün tersine dönüverip, halk nezdinde itibarsızlaşmama noktasında elinizde senet mi var
Türkiye’nin demokratik parlementer sisteminin başkanlık sistemine çevrilmesi noktasındaki tüm yapısal sorunları nasıl gidereceksiniz Kuracağınız başkanlık sisteminin, güçler çatışmasına dönüp bir “Diktatör” cenderesine dönüşmeyeceğine nasıl garanti vereceksiniz
Herkesin beklediği Başbakan Tayyip Erdoğan’ın adaylığını açıklaması ve muhalefet partilerinin de uzlaşarak bir isim üzerinde adaylarını kamuoyuyla paylaşmaları. Hiç kimse, bir sonraki dönemde Türkiye’nin demokratik parlamenter sisteminin kökten değiştirileceği bir süreci tetikleyecek bu seçimlerin, ülkemize neler getirip neler götüreceğini düşünmüyor bile.
Nasıl bir Cumhurbaşkanı seçilmesini bekliyoruz
Tarafsız, bağlantısız, siyasi hesapları olmayan, kendisini o makama itekleyenlere bile prim vermeyen bir Cumhurbaşkanı.
Halkını kucaklayan, sadece açılışların ve sembolik devlet adamı karşılama törenlerinin başaktörü olmayan bir Cumhurbaşkanı.
Çalışan, milletinin geleceğine yatırım yapan, gerekirse ağırlığını her an koyabilecek bir Cumhurbaşkanı.
Böyle bir Cumhurbaşkanı, zaten kendisine onulmaz payeler biçilen “Başkanlık” makamından bile daha değerli işlere imza atabilir.