Seçimler üzerinde çok yazılar yazıldı, analizler yapıldı. Her partinin hataları, stratejileri tartışıldı. Bizim de son olarak Saadet Partisi özelinde neler yaptık, neler yapmalıydık, neler yapmamalıydık konuları üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Saadet Partisi mensuplarının bu seçim döneminde yoğun bir şekilde çalıştığına şahit olduk. Her bir ferdinin takdire şayan gayret gösterdiğini biliyoruz. Yine de seçim sonuçlarıyla yapılan çalışmaların örtüşmediği bir gerçek. Arazide söylenenler doğru, vaatler gerçekçi, eleştiriler haklı olsa da oransal başarının gelmemesini anlayabilmek için seçimlerin sosyolojisi üzerinde durmak gerektiğine inanıyorum. Bir fert konuşulduğunda ikna edilebilir ama toplumun gerçekleri ya da imajları ikna edilen ferdin oyunu almaya engel olabilir ve tam da böyle olmuştur.
Öncelikle şunu ifade edelim ki, Saadet Partisi’nin ahlak, adalet ve emek vurgusu önemliydi. Bu kavramlarla Müslümanların ayrıştığı bir vasatta Saadet Partisi’nin bu kavramları gündeme alması isabetli olmuştur. Bu vurgunun söylemden eyleme dönüşebilmesi için sistemin bütününe yönelik alternatif sunabilmek gerekiyor. Bunun içim seçim beyannamesinin daha ilerisinde bir alternatif model çalışmasına ihtiyaç olduğu görüldü.
Dildeki kucaklayıcı üslup toplumun bekası açısından ümit vericiydi. Bu güzelliklerin seçim sürecinde başarıya dönüşmemesi elbette üzüntü verici ama yine de toplumsal barışa katkısı yadsınamaz bir gerçek. Bilge Başkanın gayretleriyle yakalanılan bu üslubun tüm teşkilat mensupları ve gönül verenleri tarafından da yakalanılması gerekiyor. Sosyal medyanın hoyratça kullanılması bazen bu üsluba zarar verdiği görüldü. Bu üslubun tüm teşkilat mensupları olarak genel ahlaka dönüşmesi geleceğin inşası için önemlidir.
Seçim çalışması için belirlenen slogan olan “Değiştir” hepimizin beğenisini topladı. Ama seçim sürecinde ve sonrasında bu sloganın toplumda tedirginliğe yol açtığına şahit olduk. Çünkü malum medya tarafından halka sunulan alternatif Saadet Partisi olmadığından “değiştir” sloganı bizim dışımızda bir gelişmeye yönlendirilmiş oldu. İmkânlar ve bizim dışımızda yürüyen propaganda dili halka alternatifin Saadet Partisi olabileceği yönünde güven vermedi. Bu önemliydi çünkü değiştirme eyleminin öznesi biz olmalıydık.
Seçimlerde başarı elde edebilmek için partilerin kendilerini ifade edebilmesi gerekir. Yoksa söylemek istediklerinle söylediklerinden anlaşılanlar arasında uçurumlar olabilir. Bunun için medya gücü seçim çalışmaları için çok mühimdir. Eğer medya olarak kendinizi rahatlıkla ifade etme şansına sahip değilseniz, kurulan cümlelerin doğruluğunun yanında manipüle edilmeye müsait olup olmadığının da dikkate alınması gerekir. Çünkü haklı cümlelerinizle sizi vurabilirler. Bu seçimlerde yatırımlarla ilgili ifadelerin nasıl ters yüz edildiğine şahit olduk. Saadet Partisi’nin arazide çalışan mensupları, projelerini anlatmaktan çok manipüle edilen cümlelerin aslını anlatmaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir.
Seçim çalışmalarında fedakârlık, gayret, hakkın yanında olmak, nezaket, üslup ne kadar önemliyse toplumun sosyolojisini tahlil ederek hareket etmek de o kadar önemlidir. Bizim vazifemiz hakkı ifade etmek, buna kimsenin itirazı yok. Ama hakkı ifade edeceğimiz kitleyi tanıyıp ona göre hareket etmek de önemlidir. Hedef kitlemizi tanımadan kendimizi onlara ifade edemeyiz. Bu yüzden seçim sürecinde toplumun sosyolojisini iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Yeni bir başlık olarak seçim sosyolojisi kavramı üzerinde düşünüp, bundan sonraki süreçlerde bunu dikkate almalıyız.