Seçim Sonucu Beklentisi

Abone Ol

Anketçi değilim. Şunca ömrümde hiçbir ankete cevap vermişliğim yok. Kim kazanır kim kazanmaz bilemem. Bildiğim kazanan da kazanmayan da Türkiye vatandaşıdır; bu ülkenin evladıdır. Peygamberler hariç hiç kimse anlatıldığı kadar iyi değil anlatıldığı kadar da kötü değil. İnsan şahsen tanıdığı, görüştüğü, hayatında bir yeri olan insanlar hakkında ancak kesin ve net bir şey söyleyebilir. Şahsen tanımadığı insanlar hakkında icraatlarına bakarak bir yargıya varabilir. Bir insanın bir insan hakkında yargıya varması da ‘kendi yargısı’nı oluşturmuş olmasına bağlıdır. ‘Kendi yargısı’ olmayanlar çevrenin yargısıyla hareket edeceği için ‘sahihliği’ su götürür. Çevre deyince günümüzde çevre internet ortamları olmuş durumda. İnternet her ne kadar ‘çabuk’ kanaat oluştursa da bir o kadar da kanaatleri ‘çabuk’ değiştirebiliyor. Anında oluşturulan anında yok olabiliyor. Bu anlamda gazete ve televizyonlar daha oturaklı kanaat oluşturma kapasitesine sahiptir. Her ne kadar gazete ve televizyon devri geçti, gazete ve televizyon artık battı bitti denilse de bu böyle. Oluşturulan kanaatler ve hükümler ‘çevre’den (gazete, televizyon ve internet) ise bu, kişinin kendi kanaat ve hükmü yoktur demektir. Türkiye’de seçimler seçilmeye aday olanlar tarafından ‘çevre’de oluşturulmuş kanaat ve hükümlerle oluşan bir şekilde sonuçlanabiliyor. Bunun tersi de mümkün olabiliyor, yani ‘çevre’de oluşturulmuş kanaat ve hükümlerin aksine de sonuç çıkabiliyor. Seçmenlerin çoğu ‘çevre’ye göre hareket ediyor yani suni bir şekilde oluşturulan çevreye göre. Fakat o ‘çevre’ değişkenlik gösterdiği için sonuç ‘beklendik’ olabildiği gibi ‘beklenmedik’ de olabiliyor. Kendi kanaat ve hükmüne göre hareket edenler çok azdır ülkemizde. Seçilenler gerçekten seçenlerin seçtiği midir burası kesinlik taşımıyor; daha açık ifadeyle Türkiye’de seçilenleri hiçbir zaman seçenler seçmemiştir; seçenlere seçtirilmiştir. Seçim konusunun özeti budur. Asıl bakılması gereken yerlere bakalım.

Her seçim döneminde her politikacı öyle güzel vaatler veriyor ki bir de bunlar vaat olmasa vay be ne güzel işler yapılacak diyeceğiz. Verilen vaatlerin yüzde ellisi bile gerçekleştirilmiyor. Vaatler vaat olarak kalıyor. Beklenti ne, bunlar vaat olmasın ülkede gerçekleşsin. İnsanın yaşadığı bir vatanı/ülkesi var. Ait olduğu içinde yaşadığı halk/millet var. Bu vatan bu halk için yapılan her iyilik ve güzellik takdire şayandır. Bu millet her zaman iyilik ve güzelliği hak etmiştir/eder. Bu seçime gidilirken ülkemizin durumu nasıl? Ekonomi kötü bir kere. Yönetim sistemi ülke sorunlarını gideremiyor. Anayasal düzen adalet mekanizmasını işletemiyor. Eğitim sistemi sorunlarla dolu. Sağlık sistemi o kadar sağlıksız ki ayakta zor duruyor. Tarım ve hayvancılık o kadar bitmiş durumdaki yıllardır tarım ürünleri ve hayvansal gıdaların fiyatlarının pahalılığı dile getiriliyor. Bütün bu sıkıntıların kaynağı ne? Bütün bu sıkıntılar rejim sorunundan kaynaklanıyor. Bütün bu sorunları ve daha fazlasını kesin bir şekilde çözmek için İslam şeriatı getirilmelidir. Getirilir mi? Zor. Türkiye’ye İslam şeriatının getirilmesi artık bir hayalden başka bir şey değil. İslam şeriatıyla yönetilmeyen yani rejimi İslam rejimi olmayan bir ülkenin sorunları nasıl çözülecek? Elbette seküler yani dünyevi yöntemlerle. O halde çözüm önerilerimizi özetleyelim.

Ekonominin düzeltilmesi için önce şu her türlü zam sağanağı durdurulmalıdır. Ekmek 1 lira yapılmalı. Asgari ücret 3 bin lira olmalı. Memur maaşı 5 bin. Daire fiyatları, deprem yönetmeliğine göre yapılmış üç artı bir ara kat daire en fazla 50 bin olmalı. Daire kirası en fazla bin lira yapılmalı. Her türlü gıda, meyve sebze, yiyecek içecek, ayakkabı, kıyafet fiyatları bu fiyatlara göre temelden yeniden düzenlenmeli. Örneğin domatesin kilosu 1 lira olmalı. Bunlara indirim değil temelden fiyat düzenlemesi yapılmalı. Elektrik, doğalgaz, su, telefon ve internet ücretsiz olmalı. Bunlar yeniden devlet kurumuna dönüştürülerek çalışanları devlet memuru yapılmalı. Bütün üniversite mezunları atanmalı. Çözümlerin daha fazlası var.

Türkiye, halkı ve sorunlarıyla bölünmez bütündür!