İnsan Hakları Eylem Plânı’nda, “Demokratik katılımı güçlendirmek için siyasî partiler ve seçim mevzuatında gerekli değişiklikler yapılacaktır” ifadesine yer verilmiştir. Fakat İnsan Hakları Eylem Plânı’nda seçim mevzuatında yapılması düşünülen bu değişikliklerin neler olduğuna ilişkin herhangi bir somut açıklama bulunmamaktadır.
Türkiye’de siyasî sistem içerisinde seçim barajı uygulamasının doğurduğu olumsuz sonuçlar ve kamuoyunda yürütülen tartışmalar dikkate alındığında seçim mevzuatı kapsamında baraj meselesinin konuşulacak ilk konulardan birisi olduğu görülecektir. Bu nedenle bu yazıda seçim barajının niçin sıfırlanması gerektiği açıklanacaktır.
Seçim Barajının Sıfırlanması Gerektiği 1
Anayasanın 67. maddesinin 6. fıkrasına göre: “Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak şekilde düzenlenir.” Bu fıkra hükmünün kabul edilmesi ile “temsilde adalet” ve “yönetimde istikrar” ilkeleri anayasal bir değere kavuşturulmuş ve birer pozitif hukuk kuralı hâline getirilmiştir. Hükümet istikrarının seçmenlerin kullanacakları oylarla garanti edileceğinin belirtildiği yeni hükümet sistemi, kendisiyle uyumlu bir milletvekili seçim kanununa ihtiyaç duymaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabulü ile seçim sisteminin iki unsurundan biri olan yürütmede istikrar sağlanmış olduğundan seçim mevzuatı değişikliğinde temsilde adaletin öncelenmesi gerekmektedir. Yönetimde istikrar ile temsilde adalet ilkelerinin ters yönde işlemeleri ve bu iki ilkeden birisine ağırlık verildiğinde diğerinden taviz verilmesi gerektiği düşünüldüğünde, yeni hükümet sisteminin istikrarı garanti edeceği söylenen fonksiyonu karşısında temsil adaletinin nasıl sağlanacağı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Temsilde adaletin tam anlamıyla gerçekleşmesi ancak “sıfır barajlı bir seçim sistemi” ile söz konusu olabilecektir. Ülke seçim barajının sıfırlanması fikrine çok parçalı bir parlamento aritmetiğinin söz konusu olabileceği söylenerek karşı çıkılabilir. Mevcut sistemde %10’luk yüksek seçim barajının özellikle 90’lı yıllar boyunca çok parçalı bir parlamentonun oluşmasını engellemediği göz önüne alındığında ülke seçim barajı uygulamasının sürdürülmesi hâlinde de aynı tehlike söz konusu olabilecektir. Nitekim 24 Haziran 2018 genel seçimleri sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 8 parti temsil edilmeye başlanmıştır. Bu durum üzerinde seçim ittifaklarının etkisi bulunmakla birlikte bunun tamamıyla seçim ittifaklarıyla ilgili olduğunu söyleyebilmek mümkün gözükmemektedir.
24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerde seçim ittifakı ilk defa uygulanmıştır. 24 Haziran seçimlerine iki farklı ittifak katılmıştır: Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı. Millet İttifakı’nı oluşturan üç partinin içerisinde yer alan İyi Parti, %9,96 oranında oy almasına karşılık, dâhil olduğu ittifakın toplam oyu ülke barajı olan %10’u geçtiği için barajı geçmiş sayılmış ve TBMM’de 43 sandalye kazanmıştır. Bu sonuç da göstermektedir ki 24 Haziran 2018 seçimlerinde seçim ittifakı yapan partiler bakımından ülke seçim barajı fiilen sıfırlanmıştır. Seçim ittifakı yapan partilerin tamamının toplam oyunun her zaman %10’luk ülke barajını geçebilmesi mümkün olmayabilir. Fakat seçim ittifakı, ittifaka katılan partiler bakımından fiilen seçim barajını kaldırma imkanını sağladığı için seçim barajının işlevini yitirdiği sonucuna ulaşmak gerekmektedir.
------------------------------------
1 Seçim barajı ile ilgili değerlendirmeler bazı küçük değişikliklerle Batuhan Ustabulut, “Temsilde Adalet ve Yönetimde İstikrar İlkeleri Çerçevesinde Türkiye’de Ülke Seçim Barajı Uygulaması”, İnsan ve İnsan Dergisi, 18 (2018), s. 352-355’ten alınmıştır.