Seçim Kampanyası Ekonomiyi Unutturmasın

Abone Ol

Başlığa aldığım temennim vatandaştan ziyade yöneticilere yönelik. Çünkü vatandaşın ekonomiyi unutması mümkün değil. Vatandaş her çarşıya pazara indiğinde, alışveriş yaptığında durumun bir önceki günden daha da ağırlaştığını görüyor. Yani vatandaş ekonominin ortaya çıkardığı ağır şartlarla boğuşuyor. Bu yüzden de vatandaşın hayat pahalılığı ve enflasyon gündeminde birinci sırada yer alıyor. Seçim kampanyası boyunca gerek iktidar gerek muhalefet sözcüleri ekonomiyle ilgili neler yapacaklarını açıklarken, vatandaşın rahatlamasını sağlayacakları sözünü verdiler, veriyorlar. Bu arada özellikle iktidar sahipleri ekonomideki sorunları kendilerinin çözeceğini söylerken ekonominin bugünkü çökme noktasına kendi yönetimlerinde geldiğini unutmayı tercih ediyorlar. Bunların bir kısmı özellikle tam da seçim kampanyasına denk gelen günlerde söylenen sözler olduğu için önemli ölçüde seçim vaadi olarak nitelendirildi. Ancak, gelinen noktada vatandaşın vaatlere değil, uygulamaya ihtiyacı var.

Çünkü enflasyonun düştüğü, düşmekte olduğu yolunda yapılan tüm açıklamalara rağmen hayat pahalılığı her gün biraz daha artıyor. Bu Cumartesi oğlumla pazara gittiğimde gördüğüm etiketler karşısında şaşırdığımı, üzülerek belirtmek isterim. Üç ay önce harcadığınız para ile bugün aldıklarımızın en az iki üç misli alabiliyorduk. Ancak, fiyatlar öylesine yükselmiş ki, artık özellikle meyvelerin kilolarca alınması insanımızın birçoğunun gündeminden çıkmış. En kabadayı bir aile reisi en fazla yarım ya da bir kilo alabiliyor. Henüz pazarlarda dilim olarak satışlar fazlaca yoksa da manavlarda dilim kavun karpuz satışları başlamış durumda.

Millet olarak bizim kültürümüzde bir adet ya da dilim olarak meyve almak olmadığı için yıllar önce ABD’ye gittiğimde kaldığım şehirde bir Türk manavı ziyarete gittiğimizde yaşlı bir hanım gelip tezgâhtan bir domates, bir salatalık, bir dilim karpuz almış ve kasaya gelmişti. Bizde orada dükkân sahibi ile sohbet ederken aldıklarının parasını ödeyip gitti. Yanımda kızım vardı o olayı gayet doğal karşıladı ama ben şaşırdım. Meğerse kızım yaklaşık iki senedir orada olduğu için bu tür alışveriş yapanları çok görmüş. Yani bir elma, bir şeftali almanın yadırganacak bir yanı yokmuş. Aradan yıllar geçti bu defe benzer uygulamalar ülkemde yaşanmaya başladı. İnsan ister istemez biz ekonomide ipin ucunu kaçırdığımız için mi ABD’ki uygulama 20 sene sonra bizde de yaygınlaşmaya başladı diye insan sormadan edemiyor.

Hemen belirteyim ki yıllar önce hayretle karşıladığım bir dilim karpuz ya da bir elma alınmasının sebebi bir ekonomik krizden değil, insanlar yalnız yaşadıkları için israf olmasın, çürüyüp atılmasın diye genellikle sözünü ettiğim şekilde alışveriş yaparlarmış. Ancak, bize gelince aslında insanımızın sebze ve meyve alışkanlığı bitmiş değil, sadece fiyatlardaki artış sebebiyle gönlünce alamıyor. Böyle olunca da seçim kampanyasının sonuna geldiğimiz günlerde ekonominin içine yuvarlandığı bu çıkmaz sokaktan kurtuluş için iktidarı ve muhalefeti ile neler yapılacağının net bir şekilde ortaya konulması gerekiyor. Çünkü en büyük banknotumuz olan 200 lirayı sabah bozdurduğunuzda akşama bir şey kalmıyor.

Bunları felaket tellallığı yapmak için aktarıyor değilim. Ülkemizde dar ve sabit gelirlilerin hayatı her geçen gün daha da zorlaşıyor. İktidar sahiplerinin her fırsatta enflasyonun düştüğüne, düşeceğine dair açıklamaları da önleyemiyor. Çünkü enflasyonun düşmesi lafla değil uygulama ile sağlanabilecek bir noktadayız.