Seçim kampanyalarına ahlâki yansımalar

Abone Ol

Seçim sathı mailine girildiğinden bu yana tedricen yükselen tansiyon son on güne girilirken iktidar kanadından gelen gerginliği tırmandırmaya yönelik akla ziyan açıklamalarla toplumu dehşete düşürecek seviyeye ulaştı. Millet İttifakı teknolojik yeniliklerle desteklediği kampanyasını geleneksel siyaset ahlâkı çerçevesinde yürütürken, devletin bütün imkânlarını kendi lehine seferber etmiş olan iktidar sonunun nereye varacağını düşünmeksizin toplumu geren tüm yollara başvurmaktan imtina etmiyor. En acısı da toplumu kutuplaştırıcı, antidemokratik söylemlerin ne yazık ki devletin en üst düzey kurumlarını yöneten kişilerden gelmesi. Gelen anket sonuçlarıyla kaybetme ihtimalinin her geçen gün daha da arttığını gören iktidar, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş anormal yetkiler kullandığı pozisyonunu korumak adına her yolu mubah gören bir anlayışı benimsemiş gözüküyor. 

İktidar bloğu hukukla bağdaşmayacak şekilde başta Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları olmak üzere ikisi hariç tüm bakanlarını istifasına gerek duymadan milletvekilliğine aday gösterdi. Devletin bütçesini elinde bulunduran milletvekili adayı bakanların kurumlarının maddi-manevi imkânlarını kullanması haksız rekabetin en yerinde örneklerini oluşturuyor. Bunun sadece bir örneği olarak deprem sonrasında tüm vatandaşlardan toplanan AFAD bünyesindeki yardımların iktidarın bakanları tarafından seçim malzemesi olarak kullanılması, vahameti gözler önüne seriyor. Nakdi yardımların nerelerde kullanıldığı konusunda ise kamuoyuna henüz yansımış bir bilgi yok.     

Adalet Bakanı’nın toplumu seçim sonuçlarını kutlama biçimleri açısından şampanyacılarla-hamdedenler şeklinde topyekûn ikiye ayırması bir kesimin dini duygularını istismar etme bir kesimi de ötekileştirme amacını güdüyor. Mütedeyyin seçmeni kendi safında toplamak için insanların yaşam tarzları üzerinden geliştirilen bu ayrımcı bakış açısının ülkeye verdiği zarardan dönülmesi tam da Millet İttifakı’nın hareket noktasını oluşturuyor. Tüm toplumu kucaklaması gereken iktidarın Adalet Bakanı düzeyindeki bu söylem, Millet İttifakı’ndaki dindar insanlar nezdinde incitici, acımasız bir tarzın dışavurumu olarak görülüyor. Buna mukabil Millet İttifakı, elinde iktidar bloğundan gelen başta dini değerleri küçümseyici ifadeler olmak üzere pek çok koz bulunmasına rağmen bunları kullanma acziyetine düşmeyerek iktidara adeta ahlâk dersi veriyor.

Muhalefetin kavga isteyen iktidar bloğunu daha da geren sakin tutumu ve Millet İttifakı’nın ilk turda kazanacağına işaret eden anket sonuçları, İçişleri Bakanlığı makamında bulunan milletvekili adayını da hayli rahatsız etmiş gözüküyor. Seçimin darbe şeklinde yorumlanması millet nezdinde emniyet ve güvenliği temin etmesi beklenen bir Bakan’ın topluma korku yayması, demokratik yapıyı ve toplumu tehdit etmesi şeklinde anlaşılıyor. Seçim sürecinde sarf edilen sözlerin siyaset tarihimizde yerini alacağı bilinciyle ahlâki değerlerin göz ardı edilmemesini umuyor her şeye rağmen 14 Mayıs seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini temenni ediyoruz.