Seçim Gitti Enkaz Duruyor

Abone Ol

Seçim faslı nihayet hayatımızdan çıktı ve yeniden Türkiye’nin başta kötü ekonomi ve yoksullaşma olmak üzere “hayatın gerçeklerine” dönüş yaptık. Gerçi sokaktaki vatandaş hiçbir gün bu gerçek gündemden kopmuş değildi ama seçmenlerin çoğunluğu bu gerçek gündem yerine “üretilmiş gündemler” ve “pompalanan temelsiz korkuları” yeğledi. Çıkan sonuç siyasi, sosyolojik ve ekonomik olarak çok farklı okumalara açık ve yer yer tenakuz gibi gözüken noktalara da sahip olsa da, ortaya konan neticeye de toplumun tercihi diyerek saygı duymak gerekiyor.

Öncelikle şu hususu kesinlikle yinelemek gerek. Bu seçim süreci, Türk siyasi tarihinin açık ara en kirli dil, üslup ve propagandalarına şahit olunan ve gerçekten de son derece adil olmayan bir süreç oldu. Devlet imkanlarının sonuna kadar iktidar partisi emrinde kullanıldığı, aday olan bakanların son güne kadar bu imkanlardan faydalanarak kampanyalar yaptığı, medyanın büyük bölümünün iktidar partisi için “eşzamanlı” olarak amade kılındığı bir süreçti bu. Siyasi mülahazaları bir tarafa bırakıp en azından insani açıdan ortada adaletsiz ve üslup ve yaklaşım açısından hayli yanlış, hayli yaralayıcı ve aşağılayıcı bir durumun olduğunu kabul etmek gerek. Siyasetin, sokaktaki insanları esir alması, onların insani ve toplumsal ilişkilerini olumsuz yönde etkilemesi, kendinden olmayana karşı düşmanlık hisleri besler ve nefret eder hale getirmesi kabul edilebilecek bir şey değil.

Demirel’in “boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” sözü tarih mi oldu acaba? Netice iktidardan yana çıkmış olsa da bunun geçerliliğini yitirdiği halen tartışmalı görünüyor. Çünkü, Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha ilk konuşmasında ekonomideki kötü vaziyetten, elbette kendilerine sorumluluk bulmadan, bahsetti ve çözecekleri mesajını vermeye çalıştı. Toplumun genelinde ekonominin kötü olduğu ve önümüzdeki günlerin de zorlu geçeceği hissiyatı hakim hala. Bunun sandığı yansımaması ise sosyolojik ve toplumsal araştırmaların konusu muhakkak.

Bu seçim sürecinde iktidarın ekonomiyi hiç konuşmaması bile başlı başına bir ekonomideki kötü durumu kabullenmeydi zaten. Topu kendi kalesinden uzakta tutmak adına rakip adayı ve ona destek veren milyonlarca vatandaşı terör destekçiliğiyle suçlamaktan bir an bile çekinmedi siyasi iktidar.

Yıllar önce açıkladıkları ekonomideki 2023 hedeflerinin bırakın yanına yaklaşmayı tam tersi istikamette yol aldıklarını kendileri de biliyordu elbette. 25 bin dolar milli gelir hedefine rağmen 9-10 bin dolar civarında bir milli gelir, geçen onca yılda bir arpa boyu bile yol alınamadığını gösteriyor. Üstüne üstlük buna bir de daha da bozulan gelir dağılımı adaletsizliğini de eklemek gerek. Zenginin daha da zengin, fakirin çok daha fakirleştiği son 5 yıla rağmen, “verin yetkiyi, görün etkiyi” dendiği 2018’den bugüne kadar ekonomik durumun Cumhuriyet tarihinin en kötüsünü gördüğü halde seçmenler “devam” yönünde karar verdi. Yeni bir iktidar gelseydi enkaz devralacaktı, mevcut Cumhurbaşkanı yine kendi bıraktığı ekonomik enkazı kendisi devralmış olacak yani.

Bu seçim sürecinde “yeni medya”nın gücüne de tanık olduk. Geleneksel medya iletişim araçlarının kahir ekseriyetinin siyasi iktidar bire bir kontrolünde olduğu bir atmosferde gerçeğin peşinde olan ve sorgulayan insanlar haliyle Youtube vs gibi mecralardaki daha bağımsız nitelikteki programlara büyük ilgi gösterdi. Seçim sürecinde iktidarın adayının TV programları yaşanan aksaklık ve sorunlar haricinde pek fazla ses getirmezken, muhalefetin adayının katıldığı Youtube kanalı yayını gündemin merkezine oturdu mesela. Bunun sandığa bire bir yansıyıp yansımadığı tartışılabilir, ancak önümüzdeki süreç açısından işlerin nereye doğru evrileceğinin sinyalini verdi denebilir.

Seçimler bitti, birkaç sene kafamız siyasi polemiklerden uzak olur, rahat ederiz diye düşünenler, yerel seçimlerin kapıda olduğunu ve kirli siyaset dil ve üslubunun muhtemelen birkaç ay sonra yeniden toplumu germeye başlayacağını unutmasınlar. Özellikle 2019’da kaybedilen İstanbul seçiminin “rövanşını” alma hissiyatı, siyasi iktidarı daha da hırçınlaştıracak ve bu seçimde gördüğümüz çirkin propagandaların benzerini yerel seçim döneminde de yaşayacağız. Çünkü toplumun önemli bir kısmı, bu çirkin propagandalara ses etmedi, anormal karşılamadı ve insani yönden dahi olsa olumsuz bir tepki vermedi.

Seçim geçti gitti ama ekonomik enkaz hala önümüzde durmakta..