Seçim bitti, sıra ekonomiye gelmiş olmalı

Abone Ol

Sık sık ekonominin içine yuvarlandığı sorunlara dikkat çekmeye çalışıyoruz. Ancak, iktidar sahipleri bir takım özellikle dış kaynaklı gündemlerle insanımızı oyalamayı, dikkatleri ekonomik sorunlardan başka yöne çekmeyi tercih ettiler. Bunun da ötesinde ülke ne zaman bir dar boğaza girecek olsa, sorunun sorumluları hep dışarıda arandığı için sanki iktidar sahiplerinin bunda hiçbir dahli ve sorumluluğu yokmuş havası estirildi/estiriliyor. Bu arada özellikle birbirini takip eden seçimler dolayısıyla izlenen strateji toplumu kamplaştırarak, bir başka ifadeyle iç düşmanlar icat edilerek ekonomik problemler gizlenmeye çalışıldı.

Gelinen noktada iktidar sahipleri önümüzdeki 4 yıl seçim olmayacağını söylediklerine göre vakit geçirilmeden ekonomiye neşter vurulması gerekiyor. Bu noktada ekonominin içine yuvarlandığı olumsuz durumdan bir takım palyatif tedbirlere çıkartılmasının mümkün olmadığını sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Israrlı bir şekilde uygulanmakta olan dış telkinlere açık ekonomik politikalar her geçen gün derdi daha da ağırlaştırmış bulunuyor. Sonuç olarak ekonomi geçen yılın son çeyreğinden bu yana küçülmektedir. Küçülen ekonomi beraberinde üretimde gerilemeyi, bu da işsizliği tetikliyor. Bugün çeşitli kaynaklar işsiz sayısının 4,5 milyona ulaştığını belirtiyor. Özellikle okumuş gençler arasında işsizlik oranının yüzde 25’i geçtiği resmi kaynaklarca açıklanıyor. Bu arada yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranları ister istemez yatırım ve üretimi azaltıyor.

Bu noktada çalışanların alım gücünün giderek azalması, özellikle emeklilerin hayat şartlarının giderek gerilediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çalışanların ve emeklilerin biraz olsun rahat nefes almalarını sağlayacak ücret artışı yönünde atılacak adımlar söz konusu olduğunda bütçe açığı gündeme geliyor. Yani, devletin çalışanları ve emeklilerinin ücretlerinde ciddi oranlarda artış yapılmasının mümkün olmadığı belirtiliyor. Bu arada dış ticaret açığı ister istemez ülkemiz ekonomisinin dolar karşısında kırılgan bir yapıya sahip olmasına yol açıyor. Bunu gören ABD ve diğer bazı ülkeler ülkemizi ekonomik olarak köşeye sıkıştırmanın adımlarını atıyorlar. Kısacası, düşmanlarımız ekonomik yapımızın kırılganlığını bize karşı baskı unsuru olarak kullanıyorlar. Bu bakımdan hiç olmazsa bundan sonra içeride birbirimizle uğraşmak, düşman kamplar oluşturmak yerine el ele vererek ekonominin sorunlarına köklü çözümler sunmak gerekiyor. Yoksa, bir takım palyatif tedbirlerle ekonominin düzlüğe çıkartılması mümkün görünmüyor. Bu noktada ister istemez akla ekonominin içine yuvarlandığı sorunların sorumluları olan yöneticiler bu sorunlara köklü çözümler bulabilir mi sorusu geliyor. Denebilir ki şimdiye kadar atılmış yanlış adımlardan ders alınmış olabilir. Alınan bu dersler ışığında yanlıştan dönülerek ekonomiyi hareketlendirecek, milleti de devreye sokacak yeni bir hamle yapılabilir. Bunun için öncelikli olarak iktidar sahiplerinin diğer partilerin çözüm önerilerine açık olması gerekiyor. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da biz her şeyin en iyisini biliyoruz, başkalarının aklına ihtiyacımız yok, anlayışı hâkim olursa ekonomik sorunlara köklü çözüm bulunması zor olacaktır.

Bu arada şimdiye kadar geliştirilen ekonomiye yönelik söylem ve uygulamaların derde derman olmadığının görülmesi gerekiyor. Bunun için öncelikli olarak atılacak her adımın üretimi artırmaya yönelik olması gerekiyor. Çünkü geçmiş uygulamalar ülkeyi tarım ürünlerinde bile dışarıya muhtaç hale getirdi. Eğer, palyatif tedbirlerle milleti oyalama yolu tercih edilecekse insanımız ve ülkemiz çok daha ağır sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Bu bakımdan artık tüm dikkatimizi ve gücümüzü ekonomiye yöneltmemiz gerekiyor.