Seçim Arifesinde İran

Abone Ol

İran da 14 Haziran da yapılacak Cumhurbaşkanlığı

seçimleri yaklaşırken, Anayasa Muhafızları Konseyi nin aday olmaya uygun

gördüklerini açıklaması seçimlerde ve daha da önemlisi seçim sonrası dönemde

yaşanabileceklerin tartışmasını fitilledi. Öyle ki bugün Konsey in kabul

ettiklerinden çok kabul etmedikleri tartışılıyor. Ülkede reform yanlısı kesim

ve Hamaney yanlısı radikal muhafazakârların dışında kalan muhafazakâr kesim,

aday olması beklenen Rafsancani ve Meşai gibi isimlerin onaylanmaması sonucu

büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorken; radikal muhafazakârların durumdan hiç de

rahatsız olmadıkları gözleniyor. Konsey in böyle bir tutum içerisine girmesi

İran demokratikleşmesi için şüphesiz büyük bir paradoksu ortaya çıkarmaktayken,

ülkenin şuan ki kendine münhasır durumu içerisinde neden böyle bir tavır

takınıldığının analiz edilmesi gerekir.

Pragmatik Hamle

İran gibi pragmatik bir geleneğe sahip olan bir ülkede

devrim sonrası ortaya çıkarılmış ahlaki hedefler ne kadar yüksek olursa olsun

gerektiği zaman ihtiyaç duyulan pragmatizme hiç çekinilmeden geri dönülebilir.

İran ın da bugünlerde hem içerde hem de dışarıda karşı karşıya bulunduğu

mücadeleler göz önüne alındığında rejimin şuan boşa atacak tek bir kurşunu bile

olmadığı söylenebilir. Rejim atacağı her adımda bir savunma ve ayakta kalma

refleksi ile hareket etmektedir. Bu koşullarda da Hamaney hiçbir yönetim

zafiyetine mahal vermemek için kendisi ile yol ayrımına düşmeyecek homojen bir

yönetim arzulamaktadır. Bu doğrultuda Hamaney in derdi demokrasi değil, var

olan devlet kapasitesini arttırmaktır.

Tek Kutuplu Bir Seçim mi

Tabi bu şartlarda seçimin nasıl bir havada geçeceği

önemli bir tartışma konusudur. Ülkede yılın başlarında seçim atmosferi çok

uygun bir haldeyken, neredeyse herkes demokrasiyle uyumlu ve tüm tarafların

seçimde boy gösterebileceği çok kutuplu bir seçim olacağı kanaatindeydi. Ancak

son gelişmelerin ardından kimi reformistlerin de seçimleri boykot çağrısıyla,

seçimlerin tek kutuplu bir şekilde muhafazakârların önderliğinde geçeceği

konuşulmaya başlandı. Konsey tarafından kabul gören ılımlı-reformist adaylardan

Hasan Ruhani ve Muhammed Rıza Arif in ikisinden birinin diğeri lehine çekilip

reformistlerin de seçimde tek bir reformist adaya yoğunlaşmaları seçimi tek

kutupluluktan kurtaracak tek ihtimal olarak görünüyor. Çünkü Hamaney e

yakınlığı ile bilinen Celili, Velayeti ve Galibaf gibi isimlerin de seçimlerin

arifesinde birbirleri lehine çekilmesi kimseyi şaşırtmayacaktır.

Milliyetçilik Dalgası Yükselecek

Seçim sürecinin henüz başlarında İran halkının asıl

derdinin sosyal sorunlar olmasından dolayı, adaylardan beklenen bu sorunları

aşacak programlar öne sürmeleriydi. Ancak seçimler yaklaştıkça destek toplamak

için geçen seçimlerde Ahmedinejad ın yaptığı gibi ulusal meseleler üzerinden

milliyetçi duygulara hitap etme artacaktır. Bu doğrultuda adayların ekonomi ve

dış politika konusundaki söylemleri belirleyici olacaktır. Diğer yandan

reformistlerin seçimleri boykot edip seçimlerin düşük bir katılım ile

gerçekleşme ihtimalinde ise en son gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde

olduğu gibi seçimler muhafazakâr kesimler tarafından rejime olan desteğin bir

yansıması olarak sunulabilir. O zaman da rejimin meşruiyetini kanıtlamak

amacıyla muhafazakâr kesim daha farklı şekilde milli duyguları işleyecektir.

Sokak Siyaseti Geri Döner mi

Seçimler yaklaşırken tartışılan diğer bir konu da ikinci

bir Yeşil Hareket in ortaya çıkıp çıkmayacağıdır. En son Cumhurbaşkanlığı

seçimi sonrası büyük şehirlerin kent meydanlarında halkın kitleler halinde

rejimi nasıl protesto ettiği herkesin hafızasında. Orta sınıf şehirli

insanların tekrar sokaklara dökülüp benzer bir eyleme girişmesi herhalde

rejimin isteyeceği son şey olacaktır. Her ne kadar İran gibi yoğun devlet

kapasitesine sahip bir ülkede bu tarz hareketlerin sonuç alması çok zor bir

ihtimalken, yine de büyük halk desteğine sahip reformcu adayların onaylanmaması

ile olası bir kitlesel mobilizasyonun önüne en başından geçme isteği arasında

bir paralellik vardır. Üstelik bu kez Meşai taraftarları da karşı cephede yer

alacaklardır. Bu nedenlerle önümüzdeki günler İran için hiç olmadığı kadar

kritik.