Sayın Başbakan, bütçe görüşmelerinde 2002-2012 yılları
arasında yapmış olduğu icraatları anlattı. Satır aralarında 2002 yılında
ekmeğin kaç para olduğunu ve şimdi kaç paradan satıldığını göremedim.
Bankaların nasıl bu kadar kâr ettiğini, ne kadar kredi kartı mağduru ve 2002
yılından bu yana kaç kişinin taahhüdü ihlal hapis cezası aldığını da göremedim.
Taşeron işçilerinin dertlerini, sözleşmeli personelin dramının esamesi
okunmuyordu! Ekonominin bu kadar iyi olduğundan bahsediliyor, Neden; her yılın
Ocak ayında bütün harçlara zam geliyor Bunun da izahını göremedim. Gelir
adaletsizliği, bölgeler arası ekonomik dengesizlik giderilmiş değil! G.S. M.H
(Gayrı safi milli hasıla)’nın ne kadar reel anlamda halka yansımaktadır. 2013
yılı bütçesinden önce 2012 yılı bütçe hedeflerinden ne kadarının
gerçekleştirildiği ve hangi kalemlerde sapmalar olduğunu oy veren bu halkın bilmesi
gerekmiyor mu
Taşeron işçilerinden gelen yüzlerce mailin ortak sorunu:
“Şartnamede yazılı olmayan işlerin yaptırılması, yapılmadığı zaman; hem kurum
hem de şirket tarafından işten çıkarılma tehdidi. Temizlik personelleri
görevleri haricinde otopsiye girmek, girmedikleri zaman tutanakla tehdit
edilmek. Nöbetçi hemşirelerin yatacakları yataklara kadar yapılması,
yemeklerinin hazırlanması ve market elemanı bir kurye gibi her işlerine
koşmak” bu mudur Sayın Başbakanım
Hangi mağdur ve mazlumu yazacağımı bilemiyorum! Taşeron firmalarda yaşanan iş kazalarını ne
firmanın ne de kurumun kabul etmediğini mi, işçiye yapılan hakaret ve mobingi
mi, hastalandığında; aldığı rapor için yediği tutanağı mı, süt iznini kullanan
bayan işçiye yapılan baskıyı mı ! Bakanlık bununla alakalı bir çalışma
yaptığını açıkladı! Bunca insan mağdur edilmiş, işten çıkarılmış, bir o kadarı
yokluk yüzünden köleleştirildikten sonra mı Taşeron diye bir sitem
oluşturdunuz, neden bununla alakalı kanun ve yönetmenlikleri beraberinde çıkartmadınız
Umuyorum çıkacak olan yasa taşeron işçilerin dertlerine şifa olur! Yasak savma,
ben yaptım oldu mantığıyla hareket etmek çok doğru bir yaklaşım olmaz! Bu yasada mutlaka farklı şirketlere giriş
çıkışları önlenmelidir. Hem çalıştığı şirket, hem de görev aldığı kurum
görevlileri tarafından uygulanacak mobbinge karşı alınacak önlem mutlaka
yasanın içerisine konulmalıdır. Durum
özel sektör taşeron işçisinde böylede devlette farklı mı Aynı şekilde köylere hizmet götürme birliklerinde görev
yapan sözleşmeli işçi de bir takım sorunlar yaşamaktadır.
Sözleşmeli işçi olarak çalışan bir okuyucum gönderdiği
mailde: “Bizler görevlerini tam ve eksiksiz olarak yapmakta, mesai
gözetmeksizin hem bürokratik işlemler de hem de arazi şartlarında hizmet
vermekteyiz. Diğer kurumların aksine ülke kalkınmasına önemli desteği olan
köylü ile içli dışlı onların sorunları ile karşı karşıya olan ve samimi olarak
ilgilenen Köylere Hizmet Götürme Birliklerinde çalışan biz personellerin de
kadroya kavuşturulmasında yarar görmekteyiz. Öyle ki KHGB’leri Türkiye
genelinde Mahalli İdare Birlikleri içerisinde en fazla (1056) üye ile ilk
sırada yer almasına rağmen ve bir ilçeye ait tüm köylere hizmet vermesine
rağmen ne hikmetse sadece ilçe merkezine hizmet eden belediyelere Resmi
gazetede yayınlanan 4/4/2007 tarihli ve 5620 numaralı kanunla ya da diğer
kurumlarda çalışan (Tarım, Diyanet, Sağlık Bakanlıkları) sözleşmeli 4Bli
personellere ya da 2 Kasım 2011 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 663
sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığında 1 yıldır çalışan vekil ebe ve hemşireler
4/B’li statüye alınmışlardır. Bizler her sözleşmeliye kadro kanunu çıktığında
üvey evlat muamelesi gördük.”diyor! Devlet “baba” bir evladına kadro verirken
diğerine üvey muamelesi yapması doğru mudur
Taahhüdü ihlal hapis cezası alan binlerce kişinin gözü
kulağı çıkacak olan 4. yargı paketinde, en azından bu hapis cezası alan kişiler
bu borçlarını ödeyebilmesi için yasada bu imkân tanınmalı! Bu mümkün olmuyorsa;
kanun hükmünde kararname ile de bu imkân sağlanabilir! İşkur tarafından bu
kişiler iş bulma konusunda öncelikli olarak ele alınmalı! Perişan olan bu aileler utancından
kendilerini saklamaktadırlar. Sosyal yardımlaşma fonu tarafından bu ailelere
mutlaka ulaşılmalı ve yardım yapılmalı.