Sayın Bakan Doğruları Dile Getirmiyor, Ne Yazık ki!

Abone Ol

Milli Görüş’ün iktidar ortağı olduğu dönemlerdeki en gözde faaliyetlerinden birisiydi, Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları.

Yoksul ama zeki; imanlı, inançlı, ülkesini, milletini, devletini, bayrağını seven gençler yetişti bu yurtlarda.

Onca tezvirata rağmen, 12 Eylül askeri darbesinden sonra bile faaliyetine devam etti bu yurtlar. 12 Eylül darbecileri bu yurtları kapatmayı göze alamadı.

Ta ki 28 Şubat darbesine kadar…
28 Şubat darbesinde bir katakulli, bir abidik gubidik ile kapılarına kilit vuruldu bu yurtların…

AK Parti’nin 21 yıllık devr-i iktidarında da maalesef bu yurtlar açılmadı. Konu hakkında o kadar kalem oynatmamıza karşın…
***
Geçenlerde, 28 Şubat darbesi döneminde bu yurtların kapısına kilit vuran Bakan beyin ekranlarda arz-ı endamını görünce merak ettim; neden kapattı bu yurtları diye!

Gerekçe/leri ne olabilirdi ki diye?

Yaygın olarak dile getirilen 'irtica' mıydı, kapatma gerekçesi.

Aradan yıllar geçti ama hem, ‘cambaza bak cambaza!’ dedirten sahneyi gözlerinizin önüne getirmek, hem de biraz bilgi vermek istiyorum...

2000’li yıllar... Yani, 23 sene önce…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Fazilet Partisi Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç bu Bakan’a konuyla alakalı şu soruları yöneltiyor;

* “12.000 öğrenci kapasiteli 55 vakıf ortaöğrenim öğrenci yurdunun, iki Bakan arasında imzalanan bir protokolle Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmesi ile ilgili olarak; söz konusu öğrenci yurtları hangi nedenle ve hangi mevzuata göre Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir?”

* “Söz konusu yurtlar Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde iken kanunlara ve genel toplam düzenine aykırı bir eylem olmuş mudur? Olmuşsa ne gibi bir eylem olmuştur?”

* “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bünyesindeki yurtlarda, bu yurtların Millî Eğitim Bakanlığı’na devrini gerektirecek ne gibi yönetim eksikliği olmuştur? İşletme hakkının devri ile ilgili vakıf mevzuatında bir hüküm bulunmakta mıdır?”

* “Yurtların işletme devri yapılacaksa, özelleştirmeyi savunan bir hükümet olarak niçin özel sektör düşünülmemiş ve devredilmemiştir?”
***
Bu sorulara bu Sayın Bakan nasıl bir cevap vermiştir, dersiniz? Şu gerekçelere bakar mısınız;

* “Öğrenciler bu yurtlarda barındırılmakta iaşeleri karşılanmakta ancak, bütçe olanakları kısıtlı olması nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığı’nın yurtlarında olduğu gibi sağlık yardımı, harçlık, giyim kuşam ve diğer imkânlar verilememektedir.”

Şu kadarını söyleyeyim; hiç alakası yok!

Bakan devam ediyor;

* “Ayrıca bunların yanı sıra uzun zamandır kadro sıkıntısından dolayı yurtlardaki öğrencilere kaliteli hizmet verilemediği gibi eğitimci personel istihdamının mümkün olmamasından eğitim-öğretim seviyesi düştüğü gibi üniversiteye girişlerindeki başarıyı menfi yönde etkilediği gözlenmiştir.”

El-cevap; Sayın Bakan doğruları dile getirmiyor ne yazık ki!

Vakıf Öğrenci Yurtlarında bizim dönemimiz de dâhil olmak üzere yatılı olarak kalan belletmen öğretmenler vardı. Hatta kendi aramızda o belletmen öğretmenlere ‘Halil-İbo’ derdik! Birinin adı Halil, diğerinin adı İbrahim idi. Soyadlarını hatırlayamadım. Mütalaalarda ve yurdun işleyişine katkıda bulunmaya çalışırlardı.

Öyle kadro sıkıntısı falan da yaşamadık…

TAMAMEN UYDURUK GEREKÇELER!

28 Şubat darbesi sürecinin bu Sayın Bakan’ı, Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtlarının niçin kapatıldığına ilişkin soru önergesine cevap vermeyi sürdürüyor. Diyor ki;

* “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce öğrenci yurtlarının kapasitelerinin artırılması, ehliyetli yönetim ve personel kadrosu ile hizmet veriminin yükseltilmesi ve öğrencilerin en iyi şekilde yetiştirilmesi amacıyla 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10 ve 17’nci maddelerine göre yurtların işletilmesi Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.”

Kapasitelerini artırmak şöyle dursun, bu yurtlar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandıktan sonra kapılarına kilit vuruldu. Kapatıldı! Bazılarının binaları yerle bir edildi.

Bakan beye göre Başbakanlık Vakıf Öğrenci Yurtları daha başarılı öğrenciler yetiştirmek üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden alınıp Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiş! Kargalar neredesiniz!

Bakın neler diyor bu Sayın Bakan;

* “Vakıf Öğrenci Yurtları, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bünyesinde iken herhangi bir yönetim eksikliği olmamakla birlikte Millî Eğitim Bakanlığı’nın yurtlarında olduğu gibi öğrencilere geniş imkânlar sağlanamaması nedeniyle öğrencilerin başarısını da olumsuz yönde etkilediği düşünüldüğünden mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde kalmak kaydıyla işletme süresince tahsisi uygun görülmüş olup 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10 ve 17’nci maddeleri uyarınca Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.”
***
Vakıfla oynamak ateşle oynamak gibidir!
Vakfedilen bir gayrimenkulü amacı dışında kullanamazsınız!

Vakfeden, “Bu binayı öğrenciler barınsın, okusun, milletine, vatanına, dinine, ailesine faydalı insanlar olsunlar diye bağışlıyorum…” diyorsa, bu amacın dışında kullanamazsınız!

Bir vakfiyenin kullanım amacının dışına çıkıyorsanız her şeyden önce çok büyük manevi sorumluluk/vebal alıyorsunuz, yükleniyorsunuz demektir.

Bu vebalin altından kimse kalkamaz.

Yetim malı yemek, yetim malına çökmek ne kadar tehlikeli ise, vakıfları amacı dışında kullanmak da bir bu kadar sorunludur!

Vakıflarla oynayanların hayatlarının mantar olduğu, iki yakasının bir araya gelemediği bilinen bir gerçektir.

Bizden uyarması…

28 YILDIR DEVAM EDEN GELENEK!

Ramazan ayını ifa eyledik. Ramazan Bayramı’nı eda ettik. Elhamdülillah. Allah (C.C.) kavuştursun.

Ama üzerimde kalmasın; Ramazan ayına ait bir notu paylaşmak istiyorum;

* Saadet Partisi Fatih İlçe Başkanlığı, 28 yıldır her Ramazan ayında, Balat sahilinde kurduğu iftar çadırında ihtiyaç sahibi ailelere iftar yemeği dağıtıyor.

* Komşular ve çadırın misafirleri İstanbullular birlikte iftar ediyor.

* Bu da tıpkı Saadet Partisi Şişli İlçe Başkanlığı’nın çeyrek asırdır sürdürdüğü ‘iftar vakti Mecidiyeköy’de çorba ikramı’ gibi kökleşmiş bir gelenek.

* Bu arada Saadet Partisi Fatih İlçe Gençlik Kolları’nın yıllardan bu yana evsizler için nasıl yardımlar yaptığını, evsizlere nasıl sahip çıktığını bizzat müşahede edenlerdenim.

* Saadet Partisi teşkilatları hayra motor, şerre firen olmak için yarışıyor da yarışıyor.

* Daha şimdiden bu iki ilçemizde, Şişli ve Fatih ilçe teşkilatlarında, 2024’ün Ramazan hazırlıkları başladı bile… Hadi hayırlı mübarek olsun…