Bu sütunu tâkip edenler, bizim aktüel politikayla,
şahıslarla bir alışverişimiz olmadığını bilir. Bizim bir sevdâmız da, bu
ülkenin dirliği, düzenliği, istiklâli ve bu ülkede yaşayanların huzuru ve
refahıdır. Ülkemize ve bu ülkede yaşayanların huzuruna göz dikenler bizim
hasmımızdır. Onların oyunlarını deşifre etmek, onların hile ve desiselerine
karşı bu ülke insanlarını uyarmak bizim işimizdir. Bu girizgâhtan sonra şimdi
konumuza dönelim Evvelâ bir hususta anlaşalım: Bu ülke dünyanın âdeta can
damarı dır. Yeryüzünde iddiâ sahibi her devlet bu ülke ile çok yakından
ilgili dir. Bu ilgileri kara sevdâ derecesine ulaşmış ülkeler de vardır.
Onlar âdeta bizim nefes alışverişimizi bile kontrol etmek isterler, özel
konuşmalarımıza dahi kulak kabartırlar.
Yakın tarihimizde çok mühim hâdiseler yaşanmıştır. Tek Parti
idaresi, resmî ve gayr-i resmî ihtilâller, post-modern darbeler, hep o ölümüne
sevdâlı devletlerin veya komitelerin projeleridir. Onlar, millî , yani
yerli olan her şahıstan, her çalışmadan, her teşekkülden rahatsızdır. Onlar
kendilerine kayıtsız şartsız râm olmayan herkese bir mim koyarlar. Geliniz
birazcık da müşahhas konuşalım:
Yakın geçmişte CHP de iki mühim operasyon yapıldı. Bu
partinin iki genel başkanı, algı operasyonları ile ya hükümetten, ya partiden
uzaklaştırıldı. Bülent Ecevit ve Sayın Deniz Baykal a yapılanları hatırlayınız.
Ecevit, Birinci Körfez Savaşı sırasında, Türkiye nin kullanılmasına , Irak ın
işgâline ve parçalanmasına karşı çıkmış, bir yerde millî duruş sergilemişti.
Daha önce de Kıbrıs Barış Harekâtı esnasında, Başbakan Yardımcısı merhum
Erbakan a karşı çıkmamıştı. Sen misin bunları yapan! Ardından bir yanlış
tedavi ile Ecevit yürüyemez hale getirildi. Sayın Baykal a yapılanları
hatırlayınız. Bu politikacıyı sözlerinden ve tavırlarından dolayı tenkit
edebilirsiniz, ama lütfen bir hususu dikkate alınız: İş gelip devlet politikasına
dayandığında, Sayın Baykal millî duruş sergilemiş, yerli devlet adamı
ciddiyetiyle konuşmuş, sömürge valisi ağzı olmaya karşı çıkmıştır. Sen misin
böyle yapan!..
Merhum Erbakan Hoca ya, Refah, Fazilet ve Saadet Partilerine
yapılanlara bakınız. Refah Partisi ülkenin birinci partisi olmuş, türlü ayak
oyunlarına rağmen hükümeti kurmuş, ülke tarihinde görülmemiş icraata imza
atmıştı. O süreç devam etmiş olsaydı; ülkenin bütün faiz borçları ve bütün dış
borçları sıfırlanacak, ağır sanayi ve harp sanayi muazzam ölçüde gelişecek, her
kesimden halk refaha kavuşacaktı. Çekiç Güç ülkeden çıkarılmış, terör bitme
noktasına gelmişti. Sen misin bunları yapan!.. Al sana!.. Al sana!...
denildi. Refah Partisi, Fazilet Partisi kapatıldı. Merhum Erbakan Hoca ya ve
arkadaşlarına siyasî yasak konuldu. Saadet Partisi nde operasyonlar yapılmak
istendi.
Eskiden ülkeler tanklarla, toplarla işgâl edilir, silahlı
darbeler yaptırılırdı. Sonradan hükümet devirme san atı geliştirildi ve bu
operasyonlar âdeta bir ilim dalı haline getirildi. Şimdi MHP ve Sayın Devlet
Bahçeli üzerine oyunlar oynanıyor. Peki, sebep ne Bana göre temel sebep, Sayın
Bahçeli nin önce devlet demesi, bu ülkede yaşayanların kardeşliğini
zedelemeye yanaşmaması, yani sokak hareketlerine pirim vermemesi, 12 Eylül
öncesinde sergilenen oyunların benzerlerinin sergilenmesine
yanaşmamasıdır.
Onlar, yani başta anlatmaya çalıştığımız tâife, Türk-Kürt
çatışması tezgâhlamıştı. Oysa bu ülkenin çimentosu olan bu iki milletin bütün
fertleri Müslüman dı. Dolayısıyla kardeşti. Asırlardır, bir arada kardeş kardeş
yaşamışlar, müşterek düşmanlara karşı aynı cephede omuz omuza mücâdele
vermişler, yan yana şehit düşmüşlerdi. Şimdi niçin birbirlerine hasım
olsunlardı .. Sayın Bahçeli ve MHP nin duyarlı müntesipleri bu oyuna gelmedi.
Daha doğrusu menhûs bir oyunu bozdu. İşte bunun için hedef tahtasına
yerleştirildiler. Ayının on türküsü varmış, onu da armut üzerineymiş. Malum
ayıların da bütün türküsü bu ülkeyi yemek üzerine. Bu ülkeyi sevenler el ele
vermeli ve onlara lisân-ı münasiple zıkkımın pekini yeyin! demeli.