Savrulan Adam  

Abone Ol

Son olur mu, bilemem; bu sefer de Abdurrahman Dilipak’tan bahsedeceğim.

Kişilerden söz etmeyi hiç hazzetmediğimin bilinmesini isterim. Bazılarımız, meselede bir çelişki olduğunu düşünebilirler. Olsun. Biz, konumuza devam edelim. O şahsın da istisna olduğunu düşünüyorum. Çünkü Dilipak, düşündüğünü ekrandan ifade eden ve gazetedeki köşesine yazan biri. Yani, bu şekilde, düşünceleri kendi özeli olmaktan çıkıyor.

Sayın Dilipak, kıyıdan köşeden AK Parti’ye oy vermeyeceğini yazdı geçen Cuma günkü yazısında. Denilebilir ki; oy vermeyebilir. Ancak, Dilipak, iktidar partisinin kuruluşundan beri yanında olan, yandaş olmakla kalmayıp, AK Parti lehine algı oluşturan bir isimdir. İlginç olan da burası. Nasıl algı oluşturduğunu birkaç kez ifade ettim; onun için bir defa daha belirtmeyi aynı konuyu örneklendirmeyi zait görüyorum. Dilipak’ın aktardıklarına dikkatle bakıldığında, savrulmanın devam ettiği söylenebilir.

Ne mi diyor?

Adaya oy vereceğini söyleyerek muhataplarına da tavsiyede bulunuyor.

Ona göre; aday önemliymiş.

Hâlbuki Sayın dilipak’ın da yakinen bildiği gibi, önemli olan; mensubiyettir, istikamettir. Adayın bağlı bulunduğu partinin/genel başkanın yönü farklı ise şayet, aday da ileride o istikamete yönelir. Bu durum, ayrıca, tecrübeyle sabittir.  

Savrulanlardan biri de Ali Rıza Demircan Hoca. O da, Mirat Haber’deki makalesinde benzer değerlendirmeler yapıyor. Sonuç olarak da; “Artık Kur’ani vasıfları taşıyanlara oy vereceğim” diyor. Tüm seçimlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın partisine oy verdiğini, sadece oy vermekle de kalmadığını; yazıları ve özel sohbetleri ile de destek verdiğini belirtiyor.

Seçimler yaklaşmakta. Bu tür açıklamalar çoğalabilir. Neyse ki, Sayın Diliipak yalnız değildir. Allah feraset versin. Başka ne söylenir...

Görünen o ki: Savrulmalar devam edecek.