Savcının Öldürüldüğü Gün

Abone Ol

Yıllar önce okuduğum, Nobel Ödüllü Mısırlı romancı Necip

Mahfuz un Başkanın Öldürüldüğü Gün isimli ünlü bir romanı var. Romanın arka

planında Mısır ın üçüncü cumhurbaşkanı Enver Sedat ın suikast sonucu

öldürülmesi yer alıyor olsa da olay örgüsünde iç yakıcı bir aşk hikâyesi

anlatılır. Aynı zamanda suikast günü yaşanan sosyal ve siyasi olaylar roman

çerçevesinde dile getirilir. Çok katmanlı ve etkileyici bir romandır.

Cumhuriyet savcısının iki terörist tarafından önce rehin alınıp sonra vurularak

öldürülmesi bana bu romanı hatırlattı. 31 Mart 2015 Salı günü Türkiye de

yaşananlar, sanki söz konusu romanda anlatılanların küçük ölçekli bir

örneğidir.

Farkında mısınız bilmiyorum; son zamanlarda Türkiye de

bir şeyler oluyor. Tuhaf bir şeyler. Hayra alamet olmayan bir şeyler. Bizler bu

ülkenin vatandaşları olarak bu olan şeylerin ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz.

Devleti yönetenler de bilmiyor ya da devleti yönetenler biliyor da açıklamıyor.

Ama bir şeyler oluyor. Olan şeylerin iyi bir şeyler olmadığı belli ama ne Olan

şeyler kötü fakat nasıl kötü ya da ne kadar kötü Tehlikeli bir şeyler oluyor.

Adı ne olursa olsun tehlikeli bir şey alttan alta geliyor. Büyük olayların

ayakuçları gibi bir şeyler. O ayakuçlarının sesleri kendini duyurmaya başladı

sanki. Biz istemesek de kötü bir şeyler yavaş yavaş yaklaşıyor.

Bilindiği üzere geçtiğimiz Salı günü Türkiye nin bütün

illerinde elektrikler kesildi. Olayın üzerinden neredeyse bir hafta geçmesine

rağmen halen elektrik kesintisinin nedeni açıklanmadı. Ya da açıklanamıyor.

İlgili ve yetkili kişilerce nedeni biliniyor belki ama açıklanmıyor. Bir ülkede

aynı anda elektriklerin kesilmesi hayra alamet değildir. Bunun teknik bir

açıklaması olamaz. Ki olsaydı zaten ilgili bakan hemen açıklardı. Elektrik

kesintisi teknik bir arızadan kaynaklanmıyor. Teknik bir arızadan kaynaklandığı

söylenseydi bile teknik arızadan kaynaklanmasının mümkünü yok. Çünkü bütün

Türkiye nin elektriği bir trafoya bağlı değil. Ki ilgili kurum inanılması güç

olsa da anında inandırıcı bir açıklama yapardı teknik arıza olsaydı. Elektrik

kesintisi teknik bir şeyden kaynaklanmıyor. Bir el, ama devlet biliyor ama

bilmiyor, bir el şalterleri indirdi. O eli devleti yönetenler biliyor ama

açıklayamıyorlar. Devleti yönetenler o eli bilmiyorlarsa daha felaket zaten.

Ülkenin elektriği kesilecek yönetenler bilmeyecek. İnanılması güç!

Bir şeyler geliyor. İyi olmayan bir şeyler. O gelmekte

olan bir şeyleri vatandaş olarak bizim de bilmeye hakkımız vardır! Ama

bilmiyoruz! Açıklanmıyor.

Devletin adliyesine iki terörist elini kolunu sallayarak

giriyor ve devletin savcısını katlediyor. Havada uçan, denizde kaçan,

olağanüstü hareketler yapabilen/yapan özel harekât timleri bir şey yapamıyor,

savcı vuruluyor. Operasyon başarısızlıkla sonuçlanıyor. Güvenlik güçlerinin

(polis ve asker) değişmez kurallarından biridir; operasyonda odak noktadaki

kişi kaybedildiyse operasyon başarısızdır. Polis çatışmaya girdiğinde bir tane

polis bile yaralansa o operasyon başarısız sayılır. Bu olayda odak noktadaki

kişi olan savcı kaybediliyor dolayısıyla bu operasyon başarısızdır. Politika

yapmaya gerek yok operasyon başarısızdır. Benim bu yazımı bile (tahmin

ediyorum) okuyacak olan istihbarat, o teröristlerin adliyeye geleceğinden

haberdar değil miydi Sanmıyorum! Değilse zaten daha büyük hata!

Bir şeyler oluyor, iyi olmayan bir şeyler. Devleti

yönetenler kendi aralarında didişmeye başladı; dolar yükseldi. Didişmeye devam

ettiler; elektrikler kesildi, savcı katledildi, aynı gün 236 kişi bir anda

beraat ettirildi.

Türkiye de, 31 Mart 2015 Salı günü aynı anda; bütün

illerde elektrik kesintisi, 236 kişiye beraat ve savcının öldürülmesi olayları

birbiriyle bağlantılıdır. Tarihe not düşelim!