Avrupa savaşın kıyısında mı Durgunluk veya ekonomik kriz
savaş habercisi olabilir mi Ya da savaş tarihi tekerrür mü ediyor 2013
yılında 1914 yılının simetrisini yaşıyoruz. Yıl 2013, Birinci Dünya Savaşı nın
başlamasının üzerinden 99 yıl geçti. Avrupa aynı arazları bir kez daha yaşıyor.
Avrupa nasıl savaşa girmişti 1877 ve 1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) bütün
dengeleri bozmuştu. Osmanlıların yenilmesi ve ardından Osmanlı Balkanları nın
paylaşılması kimseye hayır getirmedi. Avrupa nın tavanı çöktü. Habsburg ve
Romanov ve Osmanlı hanedanları birlikte yıkıldı. Mağluplar da muzafferler de
birlikte yıkıldı. Rus zaferi ve paylaşım, Balkanlar a huzur getirmedi. Avrupa
üzerine savaş bulutlarının toplanmasını sağladı. Berlin Muahadesi Avrupa yı
Birinci Dünya Savaşı na; daha geniş bir paylaşım savaşına götürdü. Osmanlı yı
ve onun gerisinde dünyayı paylaşacaklardı. Birinci Dünya Savaşı ise sonuçları
itibarıyla Berlin Konferansı nın yanlışını tekrarlamış ve çarpık bir antlaşmaya
imza atmıştır. Versay Antlaşması barışı bozan barıştır. Sonuçta Birinci Dünya
Savaşı nın kalıntıları ve geride bıraktığı adaletsizlik İkinci Dünya Savaşı nı
tetiklemiştir. Birinci Dünya Savaşı nın üzerinden yaklaşık bir asır geçmiş ve
Ortadoğu yeniden kıpırdanmalara sahne olmuştur. Bu Avrupa için de varit midir
Ortadoğu büyük bir deprem ve devrim yaşamaktadır. MİT eski başkanlarından
Köksal Sönmez in Milliyet gazetesine yazdığı makalede olduğu gibi ülkelerin
tarihinde yılların ve on yılların mutlaka önemi vardır. Lakin ona göre, gelecek
on yıl Türkiye nin geleceğinde kader yıllarıdır. Bölge yeniden karılıyor ve
şekilleniyor. Dolayısıyla bizim olduğu kadar başkaları açısından da en mühim on
sene.
*
Ortadoğu devrim ateşiyle dağlanırken tabir caizse
Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker şeytanların Avrupa dan kovulmadığını
ve savaş baltalarının da gömülmediğini ve savaş bulutlarının da 100 yıl sonra
kıta üzerinde yeniden toplanmakta olduğunu söylüyor. Ateş yeniden bacayı sarmak
için korun altında bekliyor. Bir rüzgâr bu ateşi yeniden alevlendirebilir.
Jean-Claude Juncker e göre, savaş beklentisinin temel dinamiği ekonomik
durgunluk ve Avrupa nın çıkmazıdır. Ekonomik kriz Avrupa nın kimyasını bozdu.
Bunun da gerisinde Soğuk Savaş ın bitmesi yatıyor. Kriz, sağduyuyu öldürür ve
savaşın sosyolojik ortamını hazırlar.
Avrupa şu anda gergin bir atmosferi yaşıyor. Bu, savaşı
getirebilir de getirmeyebilir de. Lakin böyle bir tehlikenin varlığı inkâr
edilemez. Juncker şöyle diyor: Avrupa daki ezeli savaş ve barış sorununun
artık bir risk oluşturmadığını düşünen derin bir yanılgıya düşer. Şeytanlar
terhis olmadılar, işlerinin başındalar. Bosna ve Kosova daki savaşların
gösterdiği gibi, sadece uyuyorlar. Avrupa da 2013 teki şartların 100 yıl
öncekilere ne kadar benzediğinin farkına varmak kanımı donduruyor. Juncker,
1914 te Birinci Dünya Savaşı nın patlak vermesinden bir yıl önce Avrupa da
genel havanın, devletlerin ekonomik olarak iç içe geçtiği kıtada bir daha savaş
yaşanmayacağı yönünde olduğunu hatırlatıyor. Bir nevi rehavet hali. Gerçekten
de savaş öncesinde Avrupa ya sahte bir bahar havası hâkimdi. İçin için
kaynamasına rağmen dışarıdan süt liman görünüyordu.
*
Savaşın altyapısı anlamında korkutucu faktörlerden birisi
ekonomik durgunluğun yaşandığı ülkelerde aşırı sağın yükselmesidir. Ahlâki
seviyeye bağlı olarak ekonomik yapının çürümesi ve sosyal dokunun bozulması
çöküntüyü hızlandırıyor. Avrupa da önce lider krizi baş gösterdi. Bunun
gerisinde de kitlelerin ahlâktan sıyrılmış olması yatıyor. Kaptanını veya
dümenini kaybetmiş bir gemi azgın sularda ya batmak ya da kayalıklara bindirmek
zorundadır. Bush gibi çılgın ve akılsız liderler Kaptan Ahab gibi ya gemiyi
karaya bindirecek ya da balinalara yem edeceklerdi. Avrupa, Birinci Dünya
Savaşı nın yüzüncü yılını idrak ederken İkinci Dünya Savaşı ndan sonraki en
kötü durumunu yaşamaktadır. Euro projesi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. AB
siyasi entegrasyonunu tamamlayamadığı gibi ekonomik entegrasyonunda da geri
vitese takmış bir haldedir. Yük sadece Almanya gibi sorumlu ülkelere binmiş ve
kriz belirdiğinde de batakçılar homurdanmaya başlamışlardır. Velhasıl Avrupa
yönünü kaybetmiştir. Özellikle Fransa ve İtalya gibi ülkeler sorumsuz liderler
tarafından çökertilmiştir. İngiltere ise kendi yolunu arıyor. Kıtada kenetlenme
yerine (close-knit) tam bir çözülme hali yaşanıyor. Macaristan da olduğu gibi
bölgeci ve milli zihniyete geri dönülüyor. Ortadoğu da potansiyel olarak
Şii-Sünni gerilimi ve onun yanında Filistin-İsrail gerilimi var. AB ise bir
Avrupa barışı projesiydi krizle birlikte sonuna gelindi. Küllenmiş duygular
yeniden kabardı. Kriz sırasında Yunanlı göstericilerin Merkel i Nazi kisvesinde
tasvir etmeleri Juncker tarafından böyle algılanıyor. Yunanistan dan başka
İtalyan seçimleri de tıkanmaya ve Avrupa ruhundan uzaklaşmaya işaret ediyor.
Galiba bizim neslimiz yeni bir savaş nesli. Lakin bu neslin savaşacak fazla bir
gücü ve mecali de yok. Sanki ayakta ölüyor. Ve kimse barıştan söz etmiyor. Ne
Filistin cephesinde ne de ötekilerde. Juncker ise savaştan söz ediyor. Ağzından
yel alsın!