Olayın çatısını yapan faktörler:
Krizin yükseldiği ve diplomatik atakların durulduğu bir zamanda birden bire İngiltere Şattül Arab sularında boy gösteriyor. 15 askerini taşıyan bir savaş gemisi, İran karasularına giriyor ve bunun kazara veya tesadüfen olduğu iddia ediliyor. İran sahil koruma güçleri karasularını ihlal edenleri yakalayıp, gözaltına alıyor. Şimdi burada olan nedir
İngiltere bu bölgenin yabancısı değildir. Yaklaşık 100 yıldır İran petrollerini kullanmakta ve çok değerli Hazar petrollerinden yararlanmaktadır. Ufak tefek farklarla bu sömürü "Şah"ın devrilişine kadar sürmüştür.
İngiltere, İran içindeki yapıyı yakından tanımakta ve kendine göre taraftar gruplarla da gizli temaslarını sürdürmektedir.
Büyük sayıda Şah taraftarı ve Humeyni rejimi karşıtı İranlı, hem İngiltere de hem de Amerika da yaşamaktadır. Bir kısmı da Türkiye de ve Avrupa nın çeşitli yerlerinde ikamet etmektedir. İngiltere ve ABD bunları organize etmekte, desteklemekte ve bir rejim değişikliğinde kullanılmak üzere hazırlamaktadır.
İngiltere, krizin gerçekleştiği yerin tam karşısına düşen Irak topraklarında ki Arap ve Kürtlere yardım etmekte ve onları silahlandırmaktadır. Bölünmesine ramak kalmış bir Irak ta bu son derece tehlikeli bir dış müdahaledir.
Bu arada olayın gerçekleştiği suların İran tarafı da Huzistan (Khusıstan diye yazılır) olarak bilinir. Burada çok sayıda Arap menşeli kişiler yaşamaktadır. Huzistan da yaşayan Arap nüfus, İran a sadık bir grup olup, İran-Irak savaşında bile taraf tutmamışlardır
Son haftalarda Huzistan da patlamalar meydana gelmiş ve bunda İngiliz parmağının olduğu iddia edilmişti. Tabii, İngiltere bunu reddetmişti.
Olayın geçtiği bölgenin az kuzeyinde Kürt aşiretleri yaşamakta olup, çoğunluğu İran a sadıktır ama aralarında gerilla olarak dağa çıkanlar ve yeni kurulmasını umdukları Kuzey Irak Kürt Devletinden ilham alanlar da mevcuttur. Son gelen haberlere göre ABD nin, İran içinde Kürt gerilla ve teröristlere destek verdiği iddia edilmektedir. 1
İngiliz gemisi İran karasularında yakalanmasına rağmen İngiltere Irak sularında dolaşmakta olduğunu iddia etmekte ve İran dan askerlerini serbest bırakmasını ve bir de özür dilemesini talep etmektedir.
İddiaya göre, İngiltere Hindistan dan gelen ve otomobil taşıyan bir gemiyi kontrol etmek için o sularda bulunduğunda ısrar etmektedir.
Avrupa devletleri derhal İngiltere nin tarafını tutmuş ve İran a karşı tehditler yöneltmişlerdir. ABD daha ileri giderek bu olayın affedilemez bir ihlal olduğunu ve en sert şekilde davranılması gerektiğini belirtmiştir.
İran ise tüm bu tehdit ve tahriklere karşı kendisinin haklı olduğunu, askerlerin ülkesinin kara sularında yakalandığını, İngiltere bunu bir daha tekrarlamayacağını taahüt edip, özür dileyene kadar, tek kadın asker hariç( onu serbest bırakmaya karar verdi) diğerlerini tutacağını ve bu arada haksız olarak esir alınan İranlı diplomatların da serbest bırakılmasını talep etmiş ve taleplerinde ısrarlı olmuştur.
Tesadüf mü Provokasyon mu
Kısa kısa cevap arandığında:
İngiltere hangi hakla, Şattül Arap sularında Hindistan dan otomobil taşıyan bir gemiyi aramaya kalkmaktadır İngiltere artık Hindistan ın sömürge efendisi değildir ve bu suların da jandarması değildir.
Khuzıstan daki patlamalarla ilişkisi nedir
İngiltere acaba o suları Irak karasuları farz ve ilan ederek bir oldu-bitti mi meydana getirmeye çalışmaktadır, yoksa bu sularda hala efendilik mi taslamaktadır
Diğer bir husus da İran sularına ne kadar girilebileceğini ölçmek ve İran ın tepkisinin ne olacağını mı görmektir Tıpkı Lübnan da yazın çıkan ve Lübnan Hizbullah ının elindeki silahları ölçmeye yönelik İsrail operasyonu gibi mi
İran kendine yapılan bir saldırıya karşı ayni misillemeyi yapacağını söylemişti, acaba bu açık bir provokasyon olup, onun missileme gücünü ölçmek için yapılmış bir olay mıydı
Bir taraftan ABD ye yardım ve onun işini kolaylaştırma ameliyesi miydi
Hem İran ve hem de Irak içindeki kendi taraftarlarına verilen bir mesaj mıydı
Analizler:
Evet, herşeyden önce bu olay çok yönlü bir deneme, ölçme ve provokasyon Yani bazı olayları tetiklemek için hazırlanmış bir kışkırtma hareketidir. Orta Doğu nun yeniden Batı nın kontrolu altına alınması işinde, ABD ve İngiltere birlikte çalışmaktadır. ABD olaya, Büyük Orta Doğu Projesi adını vererek, buralara demokrasi, insan hakları ve hürriyetler getirileceğini ilan ederek kabul edilebilir ve süslü bir çerçeve çizmiştir. Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Rice da BOP çerçevesinde kalan 22 ülkenin hudutlarında değişiklik olacağını defalarca ifade etmiştir.1
Diğer taraftan da İngiltere nin desteği ve yardımıyla, elindeki üstün silah gücüyle 2003 te Irak taki işgal operasyonunu başlatarak, olayları bu güne kadar getirmiştir. Irak ın işgal planı ortada hiç bir olay yokken ta 1998 yılından beri planlanmış olan ve Desert Fox operasyonu olarak bilinen askeri bir harekattır.2
Irak tan sonraki hedefin İran olabileceği hususu da defalarca ABD tarafından belirtilmiştir. Ne var ki, dünya kamuoyuna bir saldırıyı kabul ettirebilmek için olağanüstü bir hadiseye ihtiyaç vardır. İşte, İngiltere nin meydana getirmeye çalıştığı da bu durumdur. Son anda Internete düşen bir habere göre, 29 Mart ta Basra şehrindeki İran konsolosluğuna İngiliz deniz piyadeleri ateş açmıştır. Newsweek in verdiği bu habere göre durum kötüden daha fenaya doğru bir kayış göstermektedir.3
İran mutlak surette savaşa ve her türlü mücadeleye hazır olduğunu dünyaya ve özelliklede bu kışkırtmaları yapanlara göstermek zorundadır. Bunu yapmazsa daha kötü ihlallere ve kışkırtmalara maruz kalabilir.
Geçen haftaki Arap zirvesinde Türkiye arabulucu olmayı teklif etmiş ama her iki taraf da, bu olayı taraflar arasında çözeceklerini belirtmişlerdir. Dolayısı ile Türkiye iyi niyet gösterisinin ötesinde bir şey yapmamıştır. Türk medyasının da olayları daha bitaraf ve abartmadan vermesi gerekmektedir.
Sonuç:
İran, çok kritik bir dönemden geçmektedir.
İran bölgede son derece önemli bir denge unsurudur.
Irak olayından sonra, İran da da bir yeni Irak ın yaşanmaması gerekmektedir.
İran ın sağlam durması, Türkiye nin de güvenliği ve istikrarı açısından önemli bir durumdur.
İran parçalanırsa, Türkiye üzerinde oynanmak istenen böl-parçala politikası büyük bir ivme kazanmış olur.
İran krizi sırasında Avrupa devletlerinin tutumuna bakılacak olursa, Türkiye nin başının derde girmesinde ne gibi bir tepkinin verileceğinin de anlaşılması gerekmektedir
Günümüzün yeni sömürgeciliği küreselleşmedir. Bu oyunun baş aktörleri Amerika, İngiltere ve diğer sanayileşmiş ve kalkınmış ülkelerdir.
Günümüzde artık adı açıkça telaffuz edilen bir İslam karşıtı mücadele yapılmaktadır. Bu konularda hepimizin çok dikkatli ve tedbirli olması gerekmektedir.
1 bakınız, 2003 ten itibaren çeşitli gazete yayınlarında defalarca çıkmış olan resmi beyanlar.
2 Bakınız, o hazırlıklara ve operasyona katılan iki Amerikalı askeri yetkilinin yazdıgı COBRA II adlı yeni kitap.
3 Newsweek, MSNBC.COM, 4.4.2007