Satılanlar televizyonlar mı, sahipleri mi?

Abone Ol

Altmışlı yetmişli yılların imansızları ve inkarcıları kelaynak kuşları gibi azaldığından bazı kapitalistler tarafından korunmaya alındılar.

Meydanlarda attıkları naralar, taşıdıkları pankartlar, sıktıkları kurşunlar, basında meydana getirdikleri sansasyonlar, bazı mahalleleri ele geçirdiler propagandası ile göz boyayan bu insanlar şimdilerde düşmanı oldukları kapitalistlerin dolarını sayıveriyor, güzellerini soyuveriyor ve ücretlerini alıp gidiyorlar.

Meydanlara çıkmayan, üniversite kütüphanelerinde kitaplarına gömülen, mastır, doktora tezleriyle meşgul olan öğrenciler, öğrencilere burs veren, kurs ayarlayan, vakıf kuran, dernek kurup kurslar açan ve öğrenci yetiştiren, mahalledeki fakirlerin elinden tutan insanlarımız, su gibi sessizce aktılar ve bu günlere geldiler.

Atalarımız: "Su gibi aziz ol" demişler.

Her şey sıkıştırılabildiği halde su sıkıştırılamaz.

Su yumuşacık olduğu halde mermerleri deler, dağları yol eder, dağların üstünden aşar, denizine yine kavuşur.

Ağacı çiçek, demiri çelik yapar..

(Bu yazının devamını  23/02/2006 tarihli Millî Gazete nin arşivinden okuyabilirsiniz.)

O gün akşam üzeri Sayın Ertuğrul Özkök beyin iş ve aş arkadaşı ama düşüncede farklı bir basın görevlisi bana telefon ederek Ertuğrul beyin yazısını okumamı ve aynı konuda yazdığımızı haber verdi.

Ben de yazıyı alıp arşivime koymuştum.

Her gün bir hoca efendiye sövgü programları yapan bir televizyonun, o sövdüğü insanlara satılması haberi üzerine 23.02.2006 tarihinde Millî Gazete ve Hürriyet te yayınlanan iki yazıdan bazı bölümleri vermek ihtiyacı hissettim.

Ancak şunu da belirteyim ki, benim yazımda kastettiğim kişiler, Ertuğrul beyin verdiği isimler değildir.

Hayatım boyunca bire bir tanımadığım insanlar hakkında birilerinin verdiği bilgilere göre konuşmam ve yazmam.

Ben, o yazıyı yazarken gözümün önüne getirdiğim insanlar var, fakat onların kendileri, eşleri ve çocukları rahatsız olmasınlar diye isim vermemiştim.

Buyurun, Ertuğrul beyin 23.02.2006 tarihli yazısından bir kısmını okuyun:

HÜRRİYET, 1 Ocak 2006 günü ilginç bir ilave verdi. "Bizim Takım" başlıklı ilavede, uzun yıllardan beri arkadaşlıklarını sürdüren insanlar vardı.

Bu arkadaş gruplarından birine daha uzun bakmıştım.

Fotoğraf, İstinye deki "Meyyali" Restoran da çekilmişti.

Uzun bir masanın etrafında toplanmış 50 ye yakın insan vardı.

Yaşları 50 nin üzerindeydi.

Erkeklerin istisnasız hepsinin saçları beyazlaşmıştı.

Hepsinin yüzlerine, hoşgörülü bir ifade oturmuştu.

Oysa bundan 35 yıl önce, onlar için "hoşgörülü" ifadesini kullanmak o kadar imkânsızdı ki...

***

Aralarında kimler yoktu ki...

Nuri Çolakoğlu.

Bugün Doğan Yayın Holding in en üst görevlerinden birinde.

İzmir Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ.

Eczacıbaşı Grubu nun danışmanı Alp Orçun.

Bazı öğretim üyeleri:

Halil Berktay, Fatmagül Berktay, Büşra Ersanlı.

Doktorlar:

Selahattin Fırat, Samuel Sivil.

Ve bazı gazeteciler:

Ferai Tınç, Lütfü Tınç, Gülay Göktürk, Oral Çalışlar, Alev Er, Orhan Bursalı, Ragıp Duran, Ömer Madra...

Bunlara Vahap Munyar, Cengiz Çandar, Cüneyt Ülsever, Hadi Uluengin gibi isimleri de ekleyebilirsiniz.

Listeye bakınca şunu düşündüm:

Demek ki 12 Mart ve 12 Eylül fırtınasında hayatta kalabilen Maocular, en çok gazetecilik mesleğini seçmişler.

***

Bu insanlar 1989 yılından beri, yılda en az 3-4 defa bir araya geliyorlar.

Onları bir araya getiren motif, 68 Mayıs ı döneminde yürüttükleri siyasi faaliyetler.

Ama asıl önemlisi, 12 Mart askeri müdahale döneminde yaşadıkları, çektikleri.

Bu insanlar, 60 ların sonu, 70 lerin başında "Maocu" olarak bilinen "Aydınlık" grubunun eski tüfekleri.

Aralarında İlkay ve Necmi Demir gibi, 12 Mart döneminde adlarını en az Deniz Gezmiş kadar işittiğimiz ünlü isimler de var.

Bu ekibin ortak hatıra coğrafyası, dönemin ünlü cezaevleri "Mamak" ve "Yıldırım Bölge"ydi.

***

Bu "arkadaş grubunda" bir kişi var ki, onu çok yenilerde tanıdım.

1970 li yılların önde gelen Maocularından biriydi.

"Meyyali" takımının bu ünlü ismi Ethem Sancak.

Sancak yaşça 68 lilerden biraz küçüktü.

Ama "siyasi müktesebatı" onlardan hiç de aşağı sayılmazdı.

En ünlü Maocu grup olan "Aydınlık"ın en ağır toplarından biriydi.

Kısa süre içerde yatmışlığı bile vardı.

İşte bu Ethem Sancak, geçen pazartesi akşamı Conrad Oteli nde yapılan bir törende "Yılın Girişimcisi" ödülünü aldı.

Yani, yılın en parlak "kapitalistlerinden biri" seçildi.

***

Doğan Grubu nun başarılı dergisi "Ekonomist" her yıl en başarılı bürokratlara, iş insanlarına, girişimcilere ödül veriyor.

Bu yıl ödül alanlardan biri de Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak tı."  ..