Şaşı bakışlar!

Abone Ol

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu düşürünce bunu çok önemseyenler de oldu hiç oralı olmayıp meydan okuyanlar da çıktı!

Farklı çevrelerden gelen farklı yorumlara sözümüz yok!

Ama hükümetin “iki bakanından” birbirine zıt açıklamalar duyunca üzerinde durmadan edemedik!

Mesela Berat Albayrak, “Biri notu indirmiş, biri kaldırmış. Kim ne yaparsa yapsın. Bir iktisatçı olarak söylüyorum vız gelir tırıs gider” derken Mehmet Şimşek, “Moody’s’in notunu ciddiye alıyoruz tekrar yükseltmek için yoğun çaba harcayacağız” diyor! Bu noktada aklımızın “iyiden iyiye karıştığını” itiraf etmek zorundayız! Aynı konu hakkındaki bu görüş farklılığı bize iktidarın meselelere “Şaşı bakışı” olarak geldi!

Diyoruz ki:

Böylesine önemli bir konuda hükümet üyeleri demek ki bir araya gelip bir durum değerlendirmesi yapmamışlar!

Herkes kafasına göre bir yorum yapıp konuşuyor olmalı!

Bu hal bize ülkemizin “nasıl yönetilmekte” olduğunu gayet açık bir şekilde gösteriyor!

Ülkemiz öyle güzel(!) yönetiliyor ki bir bakanın “Vız gelir tırıs gider” diyerek küçümsediğini ve önemsizleştirmeye çalıştığı bir olayı diğer bakan, “Ciddiye alıyoruz tekrar yükseltmek için yoğun çaba harcayacağız” diyerek gözümüzde bir hayli büyütüyor!

Aklımızın karışması, “Kimin doğru söylediğini(!)” bir türlü anlayamamaktan kaynaklanıyor!

“Vız gelir tırıs gider” diyen mi doğru söylüyor yoksa “ciddiye alıyoruz yoğun çaba harcayacağız” diyen mi?

“Kimin doğru söylediğine” karar verebilmek için şimdi hükümetin icraatlarının takipçisi olacağız!

Hükümet kredi notunun “yatırım yapılabilirin altına” düşürülmesini iplemezse, “Vız gelir tırıs gider” diyen haklı diyeceğiz!

Yok, bu kararı önemser ve “ciddiye alarak” yoğun çaba harcamaya başlarsa o zaman, “Demek ki ciddiye alıyoruz diyen bakan haklıymış” diyeceğiz!

Sahi devlet işleri nasıl yürüyor acaba?

Ülkeyi yönetenler bir araya gelip meseleler üzerinde kafa yoruyorlar mı?

Yoksa böyle bir yola başvurmadan herkes kafasına göre bir şeyler yapmaya mı çabalıyor?

Açıklamalara bakarsak elan ikinci şıkkın geçerli olduğunu söylememiz mümkün!

Bir araya gelip meseleler üzerinde “kafa yorsalar” her kafadan “farklı bir ses” çıkar mı?