Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, mahkemenin 52 nci
kuruluş yıldönümü töreninde paralel yapıyı kast ederek; Herkes bu iddialarla
ilgili bilgi belge ve delilleri zaman geçirmeden ortaya koymak zorundadır.
Gerek yargıda gerek yürütmede var olduğu iddia edilen bu kişilerin, tayin
edilerek sorunu çözmenin anlamsızlığı açıktır. Söz konusu iddiaların yargıda
psikolojik travma yarattığı, hâkim ve savcılar arasında önemli ayrışma ve
bölünmelere sebep olduğu hepimizin saklayamayacağı gerçeklerdir. Sözlerinin haklı
olduğunu düşünüyorum. Böyle bir durum hukukun kalitesini düşürecektir. Bir
memur hakkında elinizde bilgi ve belge varsa, yapılması gereken açığa alıp,
mahkemeye sevk etmek değil midir Paralel yapının adamıdır, bunu bu görevden
alıp, başka bir göreve vermek olayı çözecek mi Bence çözmeyeceği gibi, daha da
derinleştirecektir. Aidiyet duygusunu kaybetmiş bir personel, yanlışa düşecek
ve başka hatalar yapacaktır. Gerçekten suçluysa yapılacak olan bellidir. İdari
soruşturma da olabilir. Ama paralel yapının adamı diye yer değiştirmek problemi
derinleştirebilir. Suçlu varsa, ceza vardır ve gereği yapılmalıdır. Kimse
devleti kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya hakkı yoktur.
Hükümet bir algı operasyonu yaparak, seçimlerde başarılı
çıkmıştır. Unutulmamalıdır ki; seçim sandığı aklanma yeri değildir. Hükümet
bütün iddialardan mahkemede aklanmak mecburiyetindedir. Suçlu olduğuna
inandığınız bir memurun yerini değiştireceğinize neden hukuk önüne
çıkartmıyorsunuz Hukuk yara almıştır ve kangren olmaya doğru gitmektedir. Tez
günde bu yaralar iyileştirilmeli, hukuk yeniden güvenilir hale getirilmelidir.
Daha önce Kemalist yapılanmanın elindeydi, şimdi ise paralel yapının elinde.
Yarın başka bir yapılanmanın elinde olmayacağını kim söyleyebilir Bunu engelleyecek çalışmalar ivedi yapılmalı
ve hukuk normalleşmelidir
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç konuşmasının bir
bölümünde; Şartlara göre gömlek değiştirecek karakterde olamayız. Dün hak
ihlali uğrayanların nasıl yanında yer alınmışsa, bugün de herkesin karşısına
çıkmaya devam edeceğiz. Mahalle baskısıyla, yargı mensuplarının görüş ve
kararlarının etki altına alınma çabaları, asla geçerli değildir. İfadelerini
kullandı. Bizler gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız sözünü
Milli Görüş gömleğini çıkaranlar, Cumhurbaşkanlığı koltuğu için, Ermeni
vatandaşlarımıza taziyede bulunanlara söylemiş olabilir mi İlk gömlek çıkarma
Milli Görüş gömleğiyle olmuştu. İkincisi ise Ermeni vatandaşlarımız için taziye
yayınlamakla oldu.
Bir başka tehlike ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim
Kılıç ın; Son yıllarda yargı alanında yaşananların toplumda yarattığı
güvensizlikler, AYM nin temyiz makamı gibi anlaşılmasına yol açmış, bireysel
başvuru kullananların sayısı artmıştır. Yüzde 70 inin adil yargılanma
konusundaki şikâyetler olduğu gözetildiğinde, bu oran önceki bölümde önemi
vurgulanan hukuk güvenliğine yargımızın verdiği olumsuz katkıyı da
göstermektedir. sözlerinde yatmaktadır. Bu sözlerden anlaşılmaktadır ki,
yargılamada sorun vardır. Bu sorun kulak arkası edilecek bir sorun değildir.
Mutlaka bu ülkeye yeni bir anayasa ve yeni bir hukuk şart olmuştur. Daha önce
Kemalistlerin elinde yoğrulan yargı, el değiştirerek paralel yapının eline
geçmiştir. Bu durumun ortadan kaldırılması, bütün partilerin boynunun borcudur.
Kavgayı bir kenara bırakmalı ve bağımsız bir hukukun temelleri atılmalıdır.
Yargı bağımsız bir hale getirilerek ideolojilerin odağı olmaktan
çıkarılmalıdır. Ben inanıyorum ki, istense bu başarılabilir. Paralel yapının,
yerleşmesinde katkı sağlayanların da tespit edilmesi gerekmektedir. Onların
yakalanmaması tehlikenin her zaman olacağının göstergesidir. Sonuç olarak
hücreler, ileride kullanılmak üzere uykuya alınabilir. Devletin bütün
hücrelerine girilebilir. Bunu önlemek için radikal kararlar alınmalıdır.
Anayasa mahkemesinin başkanlarının her açılışta siyasi
konuşma yapması gelenek haline geldiğini düşünüyorum. Haklı olup olmadıklarına
girmeden, devlet memuru statüsünden olan atanmışların, seçilmişlere karşı cephe
alması ve eleştirmesini doğru bulmuyorum. Bundan dolayıdır ki, hukuk alanında
radikal değişimlerin yapılması kaçınılmaz olmuştur. Sonuç olarak hukuk herkese
gerekli olacaktır. Hiç kimsenin bana ne, bana dokunmayan yılan bin yıl
yaşasın demeye hakkı yoktur. Aynı geminin içerisindeyiz, birlik ve beraberliğe
en ihtiyaç duyduğumuz günleri yaşamaktayız. Ülkenin kalkınması, refahın
arttırılması, kaliteli demokrasiden geçer. Uygulanması gereken çoğunlukçu
laikliktir. Dayatmacı laiklik yıllarca bu ülkeye mutluluk getirmemiştir. Devlet
bütün halka eşit mesafede durması gerekmektedir. Ülkemizi karıştıran gruplara,
taşeron saldırganlara karşı, siyasi görüşümüz ne olursa olsun birlikte hareket
etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü aynı gemide bulunuyoruz. Geminin batması demek,
herkesin boğulması demektir. Uyanık olacağız, eğitimli olacağız ve Milli
Görüş ün ne olduğunu kesinlikle bileceğiz ve insanlara tebliğ edeceğiz. Bir
siyasi çalışma olarak bunu düşünmemek lazım. Bizler siyaseti, Allah rızası için
yapıyoruz.