İnsanın insandaki varlığı… Var mı? Bir çizgi uzanıyor sonsuzca… O çizginin altındakiler ve üstündekiler. Kırılmış onca umutların parçaları birleşebilir mi! Gelebilir mi huzur her davet edilen yere. Gelmesi için sebep ne! Var ve yok arasında bir şey var. İnce bir çizgi… Gözler kapanınca kapandığıyla kalır mı… Her saniyenin etrafa kaçıştığı bir zaman aralığı… Tercihsiz bir süreç halinde akıp giden boşluğun eskiyen yanları… Neresinden tutsak elimizde kalan umutlar haritası. O haritada sonsuz deveran. Şu gün şu saatte şurada. Tamam. Bugün bu saatte burada. Tamam.
Oturup öyle bekliyor muyuz? Hayır; nerede ne gerekiyorsa tamı tamına olduğu halde sonucun değişmediği bir çizgi. Sağa sola bakıyoruz yok. Arkaya öne bakıyoruz yok. Yana yöne bakıyoruz ı ıh! Her yer yokluk halinde yokluğa karışıyor. Yokluk çizginin tam da üstü. Belirteçleri geçmişle gelecek arasında. Var mı, yok. Yok mu, yok. Her iki durumun çizgide birleşmesi çizgiyi esnetmiyor bile. İnsan yapısı olmadığı her şeyiyle belli…
Varlık insan ruhunda bir boşluğa düşüyor sanki. Boşlukla insan arasındaki dünya bir kayboluyor bir açığa çıkıyor. Çizginin hangi tarafı güvenli? İnsan düşerken boşluk kanatlanamaz. Aslında belki de kanatlanabilir… Boşluğu kavramak yokluğu kavramakla eşdeğer durumdadır. İnsan boşluğu elle tutabilir bazen. Boşluk o kadar somut ki çizgi gittikçe soyut hale geliyor. Oysa çizgi somuttur. Neden somut? Hayat var, insanlar var, ilişkiler var. Mahiyetini tam olarak belirleyemediğimiz karmaşık bir dünya. Öyle ki insanın belirleme gücü de yok. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin o çizgiyi icat edecek güce erişemez. Çizgi varlıktan yokluğa doğru uzanıyor. Her yer ve durumda var.
Yokluk varlığın içinde. Varlık da yokluğun. İşte orada bir çizgi var. Kimsenin görmediği bir çizgi… Algılanabilir. Bilinç düzeyine çıkarılabilir. Dokunulabilir. Dokunmak, dokunacak olanın dünyayla temasındaki düzeyin yokluk terazisindeki varlığının ağırlığıyla ilgilidir. Her şeyiyle yoklukla ölçülmüş biri çizginin kendine dokunduğunu adeta duyar. Yaşamın bütün boşlukları gözlerinin önündedir. İnsan boşluğa dokunduğunda insan aklının almayacağı şiddette bir temas meydana gelebilir. İşte o temas ya çizgiyi tamamen ortadan kaldıracak ya da öyle bir öngörülemez şekilde çekilecek ki hayatın bütün alanını kapsayarak çizginin altına bakma fırsatı bile bulunamayacak. Ama çizgi daima orada olacak. Ya boşluk? Bir düşme anındaki dokunmayla boşluk, varlığın bütün encamını ortaya koyabilir.
Öngörülemezdir söz konusu çizgi. Geçmişten geleceğe doğru. Çünkü insan kendi kaderini öngöremez. Şurada başlayıp şurada bitecek gibi bir şey söz konu değildir. Başlangıç ve son belli olmadığı için varıp çizgiye dayanıyor insan. Varlıkla yokluk arasına. Tamam mı devam mı diyor kendi kendine. Tehlikeli bir sınırda olduğunu bütün ruhuyla duya duya. Tamam mı devam mı. Boşluğa dokunuyor. Hayatın bütün sınırları da dokunuyor boşluğa. Bu dünyaya ait yaşadığı ve bildiği bütün her şey gözlerinin önüne geliyor. Her şey bir alüvyon halinde akıp gidiyor ruhundan toprağa doğru.
Tabut omuzlarda çizginin altında ilerliyor!