Şarkıların dili vardır

Abone Ol

Gençler üzerinde

büyük etkiye sahip olan müzik masum sözcüklerden oluşan nağmeler değildir. Bu

nedenle Neticede müzik dinliyoruz, sözleri ne olursa olsun deme hakkına sahip

değiliz. Unutmayalım, hepimiz dinlediklerimizin ve ortaya koyduğumuz icraatın

birer parçasıyız.

Bugün görüyoruz ki, argo ya da cinsellik çağrıştıran

müzik çalışmaları nesillerin zihinlerini biçimlendirerek onlara bir tür yaşam

tarzı dayatıyor. Biz anne babalar, işittiğimiz sözleri kendi dışımızda

gördüğümüzden pek ciddiye almıyoruz.

 Fakat şarkılara

serpiştirilmiş müstehcen sözler, şirk ve isyan bizim çocuklarımızın kulaklarına

aşina edilerek duyarsızlaştırılıyor. Duyduğu her söz çocuğun zihninde kara bir

noktaya dönüşüyor. Çocuk bir süre sonra gördüklerine ve dinlediklerine karşı duyarsızlaşıyor.

Gençler kritik bir dönemden geçerler ve bu dönem, coşku,

hareket ve heyecan veren müzik türlerine ya da faaliyetlere daha çok ilgi

duyarlar. Ebeveynler ise genci anlamak ve onu yapısına uygun etkinliklere

yönlendirmek yerine çocuğun eğitimini topluma bırakırlar. Anne babanın

maiyetinden uzaklaşan genç, tavandaki buz sarkıtı gibi her an düşmeye

namzettir.

Artık genç dinlediği müziğin, birlikte vakit geçirdiği

arkadaşlarının ve çevrenin etkisi ile ailenin çizgisinden çıkmış ve büyük bir

dönüşüme uğramıştır.

Bu dönem, çevresel baskılara maruz kalan ve

ebeveynleriyle çatışan gençler, daha çok isyan ve taşkınlığı simgeleyen müzik

türlerini benimseyerek deşarj olmaya çalışırlar. Oysa onların beynini yavaş

yavaş uyuşturan bu ritimler hiçbir zaman taleplerini karşılamıyor aksine ruh ve

duygu dünyalarını kuşatarak tahrip ediyor... Dinlediğimiz müziği sıradan bir

ses cümbüşü olarak görmeyip, buradaki sözlerin çocuklarımızı başkalaştırdığını

dikkate almak zorundayız. Çünkü insan dinlediğinin, düşündüğünün ve

söylediğinin bir versiyonudur. Bunu unutmayalım.