Sarı sıcakların sabırla sınayacağı sultanlar

Abone Ol

Bu yılın Ramazan ını yaşayan, zor unutur.

Belki zorlanır ama lezzetini uzun yıllar sonra

anlayacaktır.

Hele cüce kış günlerine geldiğinde reyhan kokulu uzun

oruç günleri burnunda tütecektir.

Asma çardağı altında ya da bir balkonun saçağında içtiği

çayın tadını bir daha bulamayacaktır.

Sıcaklar ve uzun yaz günleri.

17 saat açlık ve susuzluk sadece 7 saat yemek içmek.

Sıcakların sabır sınavı ağır geçecek.

Norveç ve İzlanda daki Müslümanlar, bize düşen 7 saatten

de mahrumlar.

Onlar 22 saat oruç tutup 2 saat yiyip içecekler.

İki saatin içinde hangi ara iftar edip hangi ara teravih

kılıp ne zaman sahur hazırlayacaklar.

Onların sınavı daha ağır.

Lakin kış aylarında bu kez çok az saat oruç tutacaklar.

Fakat evde yaşayanlar rahat da, en ziyade fırın işçileri,

yol yapımında çalışanlar, inşaatlarda rızkını kazananlar için sultanlığı

kazanma ihtimali daha fazla.

Güneş cayır cayır ateşten kurşunlar yağdırırken, parke

taşları döşemek zorunda olan işçinin başına kondurulmaktadır altın taçlar.

Fırının cehennem gibi ağzını açmış kor alevleri

karşısında yağlarının eridiğini duyarcasına yanarken, ekmekleri pişiren gencin

eline verilmektedir pırlantadan asa.

Temizlikçi kadının normal günde şişelerle içtiği suya içi

kavrularak bakarken, silkelediği halıların tozları boğazını kapatırken, canı ha

çıktı ha çıkacak sanırken; hazırlanmaktadır zümrütten tahtı.

Şimdi lüks sofralarda Ramazan sultanlığı yarışları.

Sonradan görmelerin çeşit şımarıklığında asırlardır

unuttuğu yoksuldan azade tıkınmalarda.

İftarları ağlatan o hakaret toplantılarda.       

İki göz odasında zeytini ve ekmeği ile hakiki iftar

şarabını yudumluyordu, erenlerden biri.

Oysa klimalı salonlarda, şık eşyalar arasında, kadınların

defilelere çıkardığı kıyafetlerini gören mukabeleler matemdeydi.

Mahalleli tarafından yürüyüş bandı gibi algılanalı beri

teravihlerde hüzün sarmalı katlanıyordu.

Sınavın hele de israf kısmı.

Kendi yediğinden veriyormuş gibi makarnalı bulgurlu

yardım paketlerini kameralar önünde istifleyip de.

Bekleşen kuyruğa, kanallar gelmeden dağıtımın

yapılmadığı.

Hele sen bayım.

Sen hiç esir etme orucu.

Çalıştırdığın işçilerin hakkını vermeyip yarı aç oruca

kalkıyorlarsa sen al başını Ramazan ülkesini terk et.

Bir pazarları evine yolladığın İsmail, senin mobilya

mağazanın kölesi.

Genç adam Cumartesi dâhil, haftanın altı günü yanında

parya.

Ağır masa ve dolapları kaldırmaktan bel fıtığı oldu,

dizleri tutmuyor.

Önüne attığın maaş, utanç rakamı.

Ekmek alsa yetmez garibe.

Karısı pazar toplanmaya yakın, akşamları çıkmakta.

Yerlerden birkaç çürük sebze toplayıp onlarla yemek

yapacak.

İsmail in zalim patronu.

Sen sakın oruç tutma.

Gökkuzgunları utandırma.

Hatta orucun gözünün önünden defol git, tatile falan çık.

Her zaman yaptığın gibi lüks yerlerde ye, iç, tıkın.

İsmail ve arkadaşlarının bir aylık maaşlarını

restoranlara öde.

Pahalı eşyalarla ev döşe, ev boz, başka evler döşe, o

haram paralarla başkalarını mutsuz etmeye devam et.

Ama sakın Ramazan ı ağzına alma.

İsmail ve diğer işçilerine makarnalı, bulgurlu kumanya

paketinden de verme.

Nasıl olsa şehrin koruyucu ordusu köpekler, sabaha dek

uyumayıp senden daha çok düşünmektedir insanları.

Oy demâr, demâr