Saraydan futbolculara ve Yarsuvattan Rıdvana gol

Abone Ol

ÖNCE protokol icabı Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü’nden başlayalım. Orada önceki akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Süper Ligi’nin 18 takımının kaptanlarıyla, TFF başkanı Demirören’i ve de Kulüpler Birliği temsilcilerini ağırladı. Tabii ki Spor Bakanımız da o salondaydı.

Toplantıda futboldaki son gelişmeler ele alınmış. Sayın Cumhurbaşkanı eski ve iyi bir futbolcu idi. Hem de şimdiki gibi halı zeminlerin değil, üstünde kayılınca, yarası iki ay kabuk bağlamayan zımpara zeminlerden... Toplantı bitiminde  benim izleyebildiğim kadarı ile Emre Belözoğlu ve Hasan Kabze kısa birer açıklama yaptılar. Ve de bundan böyle saha içinde daha dengeli davranılması konusunda bütün kaptanların üst makamlara söz verdiğini dile getirdiler. Güzel!

Şimdi yeni bir paragraf açalım. Ben Sayın Erdoğan’ın yerinde olsaydım önce kulüp başkanları ile onların ne söylediği bilmeyen yöneticilerini toplardım. Çünkü ülkemiz futbol statlarında meydana gelen bütün olayların baş mimarları  onlardır da ondan... Sonra Türkiye Futbol Federasyonu’nu alırdım karşıma... Kendilerine özel bir yasaları olduğunu ve bu sayede Batı gibi davranmalarını gerektiğini hatırlatırdım. Tabii uğurlarken de yüreklerine birer cesaret aşısı yapardım. Daha sonra sıra hakemlere gelirdi. Onlara da maçların mutlak hâkimlerini olduklarını, bu nedenle de kitaba ve yüreğe dayanarak karar vermeleri gerektiğini hatırlatırdım. Sıra gelirdi anlı şanlı Türk Spor Medyasına... Önce Melih Gökçek dostumuzun kanalına güzel ama sert bir uyarıda bulunur ve sonra da sırayla devam ederdim. Yalan haber yarışının artık bitmesi gerektiğini, yorum yapanların bilgiye dayanarak konuşmaları gerektiğini hatırlatır ve atma, tutma ile futbol tutkunlarının akıllarına zarar vermemeleri gerektiğini söylerdim.

Evet, futbolcular bu zincirin en son halkalarıydılar. Yani en az günahı olanlardı. Yukarıda da belirttiğim gibi onlardan önce gelenlerin ıslah edilmesi halinde ülke futbolunun tanınmaz(!)  bir hale gelebileceğini söylerdim. Örnek mi, nasıl mı İnsan kimyası bozulmuş ülkenin 1960 ihtilaline kadar geçen günleri... Saygı, sevgi ve mesleki ahlak!

VE YARSUVAT’IN GOLLERİ

Yok yok Galatasaray’ın başkanı sahaya çıkıp top tekmelemedi. Sadece NTV’deki bir programa katıldı. Güntekin Onay sundu, yorumcu Rıdvan Dilmen de sorular sordu. İşte tam bu sırada Yarsuvat şöyle konuştu. “Rıdvan kardeşim, sen de bir aralık Galatasaraylı olmuştun ama sonradan vazgeçtin...” Tabii başkan biliyor muydu bilmemem ama aynı Rıdvan dostumuz o zamanın Galatasaray yöneticisi Ergun Gürsoy’dan transferi karşılığında, hem de lig bitmeden, 800 bin dolarlık bir çek almıştı. Sonra ligin son maçı olan Boluspor-Sarıyer maç sonrası, Erdoğan Şenay dostumun, ağabeyimin talimatı üzerine şimdi rahmetli olan Fenerbahçe menajeri Ercan Aktuna tarafından kaçırılmış ve sabaha karşı burundaki tesislere getirilmişti. Ve de öğlene doğru da çek, halen çalışan bir görevli tarafından Gürsoy’un Gayrettepe’deki ofise geri yollanmıştı. Yarsuvat başkan devam etti: “Rıdvan bey, yorumlarınızda o kadar taraflısınız ki, Beşiktaş-Samsun maçını yorumlarken bile araya tıpkı Fenerbahçe’de olduğu gibi şeklinde sözler atıyorsunuz. “ Eh, doğru söze ne denir ki! Bilmem, NTV bu söyleşinden pişman mı, değil mi

VE SPOR ALANI

Fenerbahçe Maccabi karşısına çıkıyor. İki maç üst üste burada... Bence 2-0 olur... Yeter ki, büyük hoca Obradoviç, zaman zaman olduğu gibi, kapris yapmasın. Efes de yarın salona çıkacak. Tabii ki kadrolar arasındaki Real Madrid lehine olan büyük fark bizi İstanbul’a en azından 1-1 yollayacak gibi görünmüyor. Maçlar bitsin yazarız.

Bu arada Fenerbahçe Kadın Voleybol takımını da kutlarım. Dörtlü Kupa finalinde önce Avrupa Şampiyonu Eczacıbaşı’nı, sonra da son lig şampiyonu Vakıfbank’ı devirdiler. Bir küçük parantez; Vakıfbank hocası Guidetti galiba Türkiye’den sıkıldı...

Kadınlar basketbolda final four mu Onu hiç sormayın... Angel’siz kalmış Fenerbahçe sonuncu oldu... O hoca değişmezse, o özlenen unvan falan da gelmez...