Sapıklığı satın almak

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

İki aç kurdun bir koyun sürüsüne verdiği zarar, kişinin mal ve iktidar hırsının dinine verdiği zararından daha ağır değildir. Bütün insanlığın görmesi gereken tek şey “İslam” gerçeğidir. İslamsız saadet olmaz. Çünkü İslam; ahlak, adalet, refah ve kalkınmadır. İslam’ın hak anlayışını esas almayan bir ahlaktan, adaletten, refah ve kalkınmadan hayır gelmez. İslam; Cenab-ı Hakk’ın yarattığı insana teklif ettiği saadet yoludur. İslam’dan başkası ne varsa, bunların hepsi sapıklıktır. Sapıklık; din ve düzen olarak İslam’dan kopmak, batıl din ve düzenlere meyletmektir. Yaşadığımız asırda, sapıklığı kendisine yol edinenler; müşrik Hıristiyanlar, inkârcı ve ırkçı Yahudiler ile işbirlikçi münafıklardır. Allah kelamı Kur’an bize bu üç zümreyi açık ve anlaşılır bir şekilde tanıtmaktadır. BAKARA 16: “İşte onlar, hidayete (İslam’a) karşılık dalaleti (sapıklığı) satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir.” Sapıklık; Cenab-ı Hakk’ın kulları için çizdiği adalet ve zulüm, hayır ve şer, helal ve haram, iktisat ve israf, ahlak ve edep sınırlarını aşmaktır. Bu sınırları aşmanın hiçbir insana ve topluma bir faydası yoktur.

Bu işin sonu “Allah’ın dinini parçaladık yamadık dünyamıza, sonunda din kaldı elimizde ne de dünya” noktasına kadar gidecek bir pişmanlığa dönüşür. BAKARA 229: “…Bu söylenenler (Kur’an’da bildirilenler) Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını (kanunlarını) aşarsa işte onlar zalimlerdir.” Allah’ın koyduğu bu sınırları aşmak azaptır.  NİSA 14: “Kim Allah’a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.” ABD’nin, AB’nin, İsrail’in benimsediği yol zulüm ve azap yoludur. NİSA 44: “Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmedin mi? Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yolu sapıtmanızı istiyorlar.” Bugün Yahudi ve Hıristiyan ilim, fikir ve siyaset adamları yollarının yanlış olduğunu biliyorlar. Ancak hasetlerinden Müslümanları da sapık yollarına çekmeye çalışıyorlar. Bunun için ABD, AB ve İsrail; kıskançlıklarından ve hasetlerinden İslam’a düşmanlık ediyorlar ve İnsanları İslam’dan koparmanın mücadelesini veriyorlar. “Bunlar bizim düşmanımız değil, stratejik ortağımızdır” diyenlere ise Kur’ân: “Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allah yeter. Yardımcı olarak yine Allah yeter” cevabını veriyor. Cenab-ı Hak, iman edenleri bu konuda uyarıyor: ALİ İMRAN 100: “Ey iman edenler; eğer kitap ehlinden herhangi bir gruba boyun eğerseniz, imanınızdan sonra sizi çevirip kâfirler haline getirirler.” Müslüman, bu uyarılara itibar eden kimse değil midir?

ABD’Lİ DANIŞMAN

ABD’nin kuruluş gayesi “vaat edilmiş topraklar” üzerinde Büyük İsrail’i kurmak ve Siyonizm’in dünya hâkimiyetini sağlamak ve korumaktır. ABD’nin dış politikası bu hedef üzerine ikame edilmektedir. BOP, ABD yönetimleri için ölümüne mücadele ettikleri önemli bir davadır. Bu dava, ABD ve işbirlikçilerinin başkalarıyla pazarlık konusu yapıp cayacakları bir şey de değildir. Siyonizm’in bu hedefi, ABD ile de ortaya çıkmış değildir. Bu, inkârcı Yahudilerin yaklaşık 5700 yıldır sürdürdükleri batıl bir serüvendir. Cenab-ı Hak, bu batıl ve bozguncu topluluk hakkında inananları sürekli olarak hep ikaz etmiştir. MAİDE 57: “Ey iman edenler; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininiz (İslam’ı) alay ve oyun konusu edinenleri ve öteki kâfirleri veli (dost, danışman ve yönetici) edinmeyin. Allah’tan korkun, eğer müminler iseniz.” Burada müminleri uyaran Allah Teâlâ’dır. Bu uyarıyı ciddiye almak gerekmez mi? Bu gerçekleri herkesten daha iyi bilmesi gereken Erdoğan ve hükümeti, ekonominin yönetimini Siyonist idealler için çalıştığı kesin ABD’li McKinsey şirketine teslim etmiştir. Bu teslimin şifrelerini Erdoğan’ın: “Tarih bizi öyle bir noktaya getirdi ki, ülkemizin kaderiyle partimizin kaderlerini birleştirdi. Allah korusun AK Parti’nin yıkılması, Türkiye için felaket olacaktır” beyanında aramak gerekir. Erdoğan; on altı yıldır yürüttüğü “faizci kapitalist ekonomi” politikaları yüzünden Türkiye’yi dolar bağımlısı bir ülke haline getirmiştir. Doların sahipleri ise alacaklarını tahsil için MckKnsey şirketini sanki bir kayyum olarak dikta etmişlerdir. Zorda kalan Erdoğan; bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştır. Hâlbuki Allah, bütün inananları, dolayısıyla Erdoğan’ı: AL-İ İMRAN 118’de; “Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdaş (danışman ve dert ortağı) edinmeyin. Çünkü onlar size kötülük yapmada kusur etmezler. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlarsanız, ayetlerimizi size açıkladık” diyerek uyarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ilahi uyarının ne anlama geldiğini bilecek ilme ve birikime sahiptir. Erdoğan ve Türkiye, içine düştüğü krizden, İslam düşmanı Siyonist McKinsey şirketinin danışmanlığı ile değil, Milli Görüş ve Saadet Partisi’nin savunduğu Adil Ekonomik Düzen ile kurtulabilir. Başka da çare yoktur.

KISSADAN HİSSE

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “…Allah korusun AK Parti’nin yıkılması, Türkiye için felaket olacaktır” demiş ya, bunun üzerine sosyal medyada şöyle bir şey paylaşılmış. O anlatıyor: “Büyük dedemin döşeğinde ölümü beklediği günler. Yanı başında torunu Sami, dedesini bekliyor. Ölüm korkusundan olsa gerek, büyük dedem torunu Sami’ye seslenmiş: “Samiiiii, bitek ben mi ölüyom, yoksa hep beraber mi?” Torun Sami: “Yok dede, bitek sen ölüyon” demiş. Endişeye gerek yok, ölürse bitek AK Parti ölür. Geleceği; üç kuruşluk dünya menfaati için sapıklığı satın alanlar değil, İslam’a ruhen ve şeklen teslim olanlar inşa edebilirler. Selam hidayete tabi olanlara…