Kültür-Sanat

Sansüre özel senaryo yazılırdı!

Sansüre özel senaryo yazılırdı!

Abone Ol

Yönetmen Yavuz Turgul, Muğla Üniversitesinde katıldığı söyleşide, ‘‘Daha önce sansüre özel senaryo yazılırdı. O senaryo gider, sansür onayladığı takdirde senaryoya film çekilebilirdi. Daha sonra film tekrar sansüre girerdi, yani çifte sansür uygulanırdı‘‘ dedi.

Turgul, Muğla Üniversitesi Sinema Topluluğu‘nun, Muğla Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi‘nde  düzenlediği söyleşide yaptığı konuşmada, bütün sanat yapıtlarının etki üzerine kurulu olduğunu belirterek, ‘‘Kim bir şey yazıyor, çiziyor, bir şey ortaya koyuyorsa bununla bir şey söylemek ve söylediği şeyler ile etki yaratmak peşindedir. Etki, sanatın vazgeçilmezidir. İnsanın bu etkiyi hissetmesi var olduğu noktayla ilgilidir. Bu bilmekle, öğrenmekle, okumakla oluşan şeylerdir. Filmlerimde ölüm temasını işlerken etki yapmaktan hareket etmiyorum. Böyle bir şey zaten olamaz. Ben ‘Eşkıya‘ filmini 1986 yılında yazmaya başladım, 1996 yılında filmi çektim. Bu filmde eksik bir noktada bulunmaması için 10 yılım geçti‘‘ dedi.

Söyleşide bir öğrencinin, ‘‘Filmleri yaparken ne kadar rahat ve özgürsünüz. Sanatçıların özgür olduğunu düşünüyor musunuz?‘‘ sorusu üzerine Turgul, şunları söyledi: ‘‘Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Zaten benim kuşağım büyük bir sansür baskısı altında çalıştı. Daha önce sansüre özel senaryo yazılırdı. Yani bizim yazmış olduğumuz senaryo değil. O senaryo gider, sansür onayladığı takdirde senaryoya film çekilebilirdi. Daha sonra film tekrar sansüre girerdi, yani çifte sansür uygulanırdı. ‘Erkek Güzeli Sefil Bilo‘ filminin yarısı sansür tarafından kesilmiştir. Bırakın bizi ve sinemayı, sanat dünyası, edebiyat dünyası düşünsel alanda var olan her şeyin üzerinde her zaman ve her zaman Osmanlı‘dan beri gelen müthiş bir baskı vardır.‘‘

‘Selvi Boylum Al Yazmalım‘lar bitti artık

YavuzTurgul, söyleşide bir öğrencinin, ‘‘Yeni dönem Türk sinemasında eski ruhu neden göremiyoruz?‘‘ sorusunu şöyle yanıtladı: ‘‘Ben fazla Türk filmi seyretmiyorum. Onun için genç sinemacıların ne yapıp ne yapmadığını fazla bilmiyorum. Yeni Türk sineması diye bir dönem yok. Çünkü sinema sektörü yok. Sinema sektörünün olmaması hâlâ ‘Yeşilçam‘ denilen sistemin kurulamamasından. Son dönemde sinemadaki filmlerin yayılması bir veri değildi. Sektör dediğimiz zaman o yıl üretilen filmlerin ve o filmlere gelen seyircinin ve o film seyircisinden kazanılan paraların bölüşülmesini, yeni yatırımlara neden olmasını sağlar. Sizi sinemaya davet eden filmlerin etrafından dönmesi gibi. Eski dönem sinema ‘Selvi Boylum Al Yazmalım‘lar bitti artık. Günümüz insanının beğenilerini, beklentilerini çok iyi saptamak ve ona göre iyi şeyler yapmak gerekir.‘‘