Dileyen bunlara “rüya” diyebilir, dileyen de “bilim kurgu” düşüncesi diyebilir. Ama gerçek şu ki dünya çok hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Biz inanıyoruz ki, bu sürecin sonunda “YENİ BİR DÜNYA” kurulmuş olacaktır.
Değişim sürecinden neleri kastediyoruz?
Elinde bulunan vahşi ve kaba kuvvete dayanarak, keyfi ve çıkarı için, hiçbir hukuk kuralına uymadan dünyayı cehenneme çeviren devletlerin en başında gelen Amerika’nın burnunun sürtülmekte olduğunu herkes hayretle izliyor.
Bu vahşi Amerika son olarak; bütün olumsuz şartlara rağmen, Enfal Suresi 60. ayet-i kerime ki; “Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş aletleri hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” Emr-i İlahi’sini doğru anlayıp, tedbirlerini almış bulunan İran İslam Cumhuriyeti’ne adi ve vahşice saldırdığında, misliyle, hatta fazlasıyla karşılık görüp savaşı kaybetmesi ile başlayan süreci kastediyoruz. Bu kaybedişle İslam ülkelerini baskı altında tutmak için inşa ettiği birçok üs ve tesisi ve bunun yanında en modern savaş vasıtalarını kaybeden, en önemlisi prestijini yitiren bu vahşi Amerika artık dişleri sökülen sırtlan seviyesine düşmüştür. Onun ve Batılı sömürgeci ülkelerin himaye ettiği, dünyanın baş belası İsrail yok olma sürecine girmiştir.
Yöneticilerinin akıllı ve tedbirli olmaları şartıyla, sıra İslam’ın yeniden hâkimiyetine gelmiştir. Başlayan bu yeni devirde:
“Rumiye’nin başkenti Roma (ve Roma hükmünde olan en önemli merkezler) Müslümanların tekbir ve tespih sesleri ile (silah kullanmaya gerek kalmaksızın) fethedilecektir.”
“Güneş batıdan doğacaktır.”
“İslam yeryüzüne tekrar hâkim olacaktır.”
Savaş ve tahakküm merkezleri susacak, kurulmakta olan barış ve huzur merkezlinin yıldızı parlayacaktır. Bu merkezde:
Savaş değil, barış; çatışma değil, diyalog; çifte standart değil, adalet; üstünlük değil, eşitlik; sömürü değil, âdil düzen; baskı ve tahakküm değil, insan hak ve hürriyetleri geçerli olacaktır.
Dünya güven içinde yaşanabilecek hale gelecektir. "Ömrü o günlere kadar sürecek olanlar, Uzakdoğu’dan çıkıp arabasına binen bir kadının (yanında hiçbir koruyucu olmadan) Allah'tan başka kimseden korkmadan, Kâbe'yi tavaf edeceğini ya da okyanus kenarlarına kadar güven içinde gidip gelebileceğini muhakkak göreceklerdir."
Bu “Yeni Dünya”da sembolik sınırlar içindeki devletler geniş bir iş birliği içine gireceklerdir. Örnek olarak:
Ahlâk ve maneviyat kuralları, kırsal kalkınma, açlık ve yoksullukla mücadele, tam değerlendirilen insan kaynakları, iş, işçi ve çalışma sistemleri, bilim ve teknoloji, finans, bankacılık, yatırım fonları, ticaret, enerji, tarım ve hayvancılık, balıkçılık, yer altı yer üstü ve deniz dibi zenginlik kaynaklarının işletilmesi, üretim ve adil bölüşüm, uzay teknolojileri, savunma araç ve gereçleri, elektronik, nano ve yüksek teknoloji, tıp ve eczacılık, eğitim metotları, aile ve toplumsal kuralların geliştirilip hayata geçirilmesi, çevre duyarlılığı, Ar-Ge çalışmaları ve benzeri bütün alanlarda, koordineli ve tam iş birliği içinde olacaklardır. Elbette Enfal Suresi 60. ayet ve benzeri emirlere da tam uyularak.
Bilim kurgu değil, rüya da değil, bunların olacağı bir devrin eşiğindeyiz. Kapı aralandı, yol yarılandı. Elbette bu “Yeni Bir Dünya” oluşturulmasının önündeki engeller, mesela vahşi gücü kullanan şu andaki Amerika ve onun yolunda olan sömürgeci Batı ve dünyanın çıbanbaşı Siyonist İsrail devletlerine kul köle olmuş, onlara direkt veya dolaylı yardım etmekle meşgul olan liderler ve emirlerindeki oluşumlar mutlaka bertaraf edilerek bu yola girilecektir. Eninde sonunda rahmet bulutları bütün dünyayı kuşatacak ve Kur’an’ın haberi ve Peygamber müjdesi kaynaklı “Yeni Bir Dünya” kurulacaktır.
Hepimize yaklaşmakta olan bu yeni dönemi görmek ve o dönemde yaşamak nasip etmesini Allah’ımıza yakarışlarımıza ekliyoruz. Elbette bunun için “elimizden gelen çabayı ortaya koyma” görevimizi yaparak…
ARZ VE TÛL
Müminler! Yetmez mi parçaladığı,
Masada çizilen her arzın, tûlün?
Dönün yüzünüzü artık Kâbe’ye,
Çizgiler silinsin, siz de kurtulun!..
Üstünüzde gaflet yorganı mı var?
Hamlenizi yapın, kıyama durun;
Batının kirleri taşmış geliyor,
Saf saf dizilin de seli durdurun!..