Sanki fıkrada olduğu gibi!

Abone Ol

Siyaset âleminde sanki Nasreddin Hocamızın fıkralarının tekrarı yaşanıyor gibi bir hava esiyor.

Nasreddin Hocamızın o meşhur fıkrasını hepiniz bilirsiniz ama önemine binaen biz bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Hani Hocamızın komşusu bir işinde kullanmak üzere Hoca’dan eşeğini istemiş de Hoca da vermek istemediği için “eşek yok” demiş de tam o sırada eşek ahırdan anırmaya başlamış. Bunun üzerine komşusu “hani eşek yoktu” diye siteme başlayınca, “Bana mı inanıyorsun, eşeğe mi” demişti ya!

İşte siyaset âleminde tam o fıkraya benzer olaylar yaşanıyor.

Siyaset âleminde birbirleri ile geçinemeyenler arasında hırgür hiç eksik olmuyor.

Birileri diğerlerini yolsuzluk yapmak ve rüşvet almakla suçluyor.

Dahası hırsızlardan arınacaklarını söyleyenler çıkıyor.

Yani suçlamalar çok ağır!

Suçlananlar hemen savunmaya geçiyorlar.

Haklarında söylenenlerin iftira olduğunu ileri sürüyorlar.

Kendilerinin iktidara doğru yürüdüklerini ve bunu çekemeyenlerin bu tür suçlamalarda bulunduklarını iddia ediyorlar.

Suçlananlar tarafından dile getirilen bu beyanlara can-u gönülden inanmak istiyoruz.

Çünkü siyasetin bu tür tartışmalarla kirlenmesinden hoşlanmıyoruz.

Bu defa iftira atmakla suçlananlar sazı ellerine alıyor ve her söyledikleri iddianın arkasında olduklarını ilan ediyorlar.

Rüşvet verdiklerini iddia ettikleri kişileri konuşturuyorlar.

Artık Nasreddin Hoca merhumun ahırdan anıran eşek örneğinde ne duruma düştüğüne siz karar verin.

Rüşvet veren, verdim diyor.

Alan reddediyor ama veren nasıl verdiğini net bir şekilde açıklıyor.

Hem de baklava kutusu örneği ile nasıl rüşvet verdiğini açık seçik ortaya koyuyor.

İşte bu noktada kendilerine iftira atıldığını iddia edenlerden Nasreddin Hoca merhumun o meşhur cevabını bekliyoruz.

Yani “bize mi inanıyorsunuz, bunlara mı” demelerini bekliyoruz.

Bunu yapabilirler mi dersiniz?

Tarihi bir açıklamaya tanık olur muyuz bilemiyoruz!