Sanayi çağı ve "denge"

Abone Ol

Kâinatta, dünyada ve doğada "denge" vardır.

Sanayileşme döneminde yaşıyoruz. Sanayi çağı "sanayi atıkları" ile doğadaki dengeyi bozmakta, dünyayı ve kâinatı tehdit etmektedir.

Allah bitkileri üretici yaratmış, hayvanları da temizleyici yapmıştır. Sanayi atıklarının dönüşümü olmalıdır, onları tekrar doğadaki hallerine çevirmeliyiz. Bu yapılmadığı müddetçe, dünyayı tehdit eden en büyük tehlike "sanayi atıkları" olmaktadır. Dünya bu gidişle çok değil 200 yıl sonra artık insanın ve diğer canlıların yaşayamayacağı hâle gelecektir.

Kur an bu temizliğin nasıl olacağını bildirmiştir. Temizlik, önemine binaen ilk emredilen ibadettir. Fıkıh kitaplarının başında temizlik bahsi ele alınır.

Ondan sonra da her türlü sosyal hizmetler için "vakıflar" geliştirilmiştir.

Üreticilerden pay alınarak "Sanayi Atıklarını Değerlendirme Vakfı" kurulmalıdır. Bu vakıf sanayi atıklarını satın alacak ve tekrar mamul hâle dönüştürecektir. Atıklar pahalı alınacak, mamul mal maliyetten ucuz satılacaktır, yani üretim temizliği sübvanse edecektir.

*

Çevre kirliliği sorunu XX. yüzyılda ortaya çıkmıştır, çözümünü de insanlık henüz bulamamıştır. Biz ise denge kanunları içinde bunu kolayca çözmüş oluyoruz. Zekât ve vakıf müesseseleri, hattâ askerlik gibi nöbet müesseseleri ile çözüyoruz. Batı dünyasının işvereni zorlama sistemini benimsemiyoruz, çünkü o sistem sonunda tekele götürür.

Bunları Kur an ve müsbet ilimler sayesinde öğreniyoruz.

Kur an ve müsbet ilimler bunları bize nasıl öğretiyor

Denge kanunları, zekât müesseseleri ve vakıflarla öğretiyor.

Sorunu çözerken yeni bir şey yapmamıza gerek kalmamıştır. Sorunu eskiden bize öğretilen sistem ve denge kanunu ile çözüyoruz.

Denge kanununun topluluktaki uygulaması karşılıklı çıkar paralelliğidir. Kişinin çıkarı ile topluluğun çıkarı beraberse, o zaman orada "denge" vardır demektir. Topluluğun çıkarı ile kişi çıkarı çatışıyorsa, orada "denge" yoktur.

*

Örnekler verelim:

-Doktor hastayı iyileştirse aç kalır. İyileştirmezse görevini yerine getirmemiş olur. O halde serbest piyasa üzerinden doktorluk yapmak dengeyi bozar. Yapılacak iş "aile doktoru sistemi"dir. Doktor insanların sağlığını koruduğu için devletten ücret almalıdır.

-Avukatlar adaleti sağlarsa aç kalırlar, sağlamazlarsa görevlerini yerine getirmemiş olurlar. Böylece bugünkü avukatlık müessesesi dengeli müessese değildir. Yapılacak iş herkesin hukuki danışmanı olmalı, danışman nizaları ve çatışmaları önlemeli, önlediği için de devletten ücret almalıdır.

-Meslek öğretmenliği veya çırak ustalığı da böyledir. Öğretmen veya usta iyi çırak yetiştirirse kendisi aç kalır, yetiştirmezse görevini yerine getirmemiş olur. Yapılacak iş, öğretmenin öğrencisinin, ustanın kalfasının yaptığı işlerden pay almasıdır.

-Tamircinin durumu da böyledir. Arabayı tamir ederse aç kalır, etmezse görevini yerine getirmemiş olur. Yapılacak iş, tamir parasının değil, arabanın sağlıklı çalışması yani iyi bakım parasının kamu tarafından ödetilmesidir.

Bakınız, bütün bunlar Kur an da yazılı değildir. Ama Kur an ın "dengeyi koruyun" ifadesinde yazılıdır. Böylece Kur an veciz bir şekilde tüm düzeni bize öğretmiş olmaktadır.

Kur an, kâinatta ve doğada mevcut olan dengeyi anlattıktan sonra, insanların da sosyal hayatta dengeyi bozmamalarını istemektedir. İnsanlar müsbet ilimlerden yararlanarak Kur an ı iyi anlarlarsa, bütün sorunlarını çözebilirler.