Sanatçı olmanın sorumluluğu

Abone Ol

“Gerçek bir sanatçı”nın bilgi ve becerisinden daha öne

çıkan yönü, yüce Yaratan’ın ona lütfettiği “duyarlılık” vasfıdır.

Herkesin kendine göre vasıfları ve özellikleri olabilir.

“Gerçek sanatçı”da ise bu vasıflar, farklı ve

ayrıcalıklıdır.

Çünkü gerçek sanatçı, yaptığı işi “başkasına beğendirme

duygusu” içinde olur.

Bu duygu, herkese verilen bir duygu değildir.

Bu duyguya sahip olan bir sanatçı, topluma karşı büyük

”sorumluluklar” taşır.

Hele hele insanların “kutsal değerleri,” “yaşam biçimlerini,”

söz konusu olduğunda, “çok daha hassas ve duyarlı” olurlar.

***

Bizde var olan sanatçılar, edebiyatçılar, sinemacılar,

tiyatrocular, müzisyenler ve diğerleri, geçmiş zamanda meydanlarda at

koşuşturdular.

Şöhretin, paranın ve desteğin her çeşidini doyasıya

yaşadılar.

Piyasada yalnız onlar olduğundan ülke insanının tümü

onları desteklediler.

Şimdi şartlar değişti.

“Değişim, gelişim ve bilişim,” yıldırım hızıyla yol

alıyor.

Kendilerini, “solcu, ulusalcı ve liberal” olarak

adlandıran bu sanatçılar (!..) eski günlerdeki şaşalı hayatı bulamayınca

kendilerini alkole veriyorlar.

Arada bir kendilerine gelince de başta “kutsal değerler”

olmak üzere ağızlarına gelen ne varsa küstahça sarf ediyorlar.

Saldırının, hakaretin ve küstahlığın her çeşidini

sergiliyorlar…

Bu insanların veya kendilerini “sanatçı (!..)” diye

sunanların başka bir yanlışı da, kendilerini “politize etmeleri”dir.

Maalesef bugüne kadar, yalnız ”belli bir ideolojinin

taraftarı” oldular.

Kendileri gibi düşünen, kendileri gibi yaşayanlara karşı varlıklarını

sürdürdüler.

Onlar gibi olmayanlar için, ne özgürlük, ne demokrasi, ne

de insan hakları vardır ..

***

Şimdi burada önce, “politika ile siyaseti ayırt etmemiz”

lazım.

“Siyaset,” genele şamil bir kavramdır.

“Politika” ise, aynı şeyi ifade etmekle birlikte daha

fazla belli bir “politik düşünceyi” çağrıştırıyor.

Herkes siyaset yapabilir, bu uğurda mücadele de

verebilir.

Politika ise çok ayrı bir kavramdır.

Bu yüzden sanatçı mutlaka kendini politikanın dışında

tutmalı.

Dünyanın hiçbir ülkesinde politikanın içinde yükselen ve

şöhret olan bir sanatçı yoktur.

Sanatçı, politikanın içinde olmaz ama “politik tavrı”

olabilir.

Önemli olan bu tavrını ve “sanatsal becerisini”

kullanarak sergileyebilmesidir.

Bizde olduğu gibi “politize olmuş” belli bir topluluğu

temsil eden, teferruatlarla, günceliklerle uğraşan ve kendi kendilerini tüketen

sanatçıların durumu ortada…

Bu tip sanatçılar, hiçbir zaman “evrensel sanatçı

olamazlar”, hiçbir zaman da topluma mal olamazlar.

***

Şimdi bunları dile getiriyoruz ama, karşılığında “gerçek

bu ülkenin sanatçıları nerede” sorusu sorulduğunda, ne diyeceğiz

Niye bugüne kadar bu ülkenin toprağına, kültürüne ve

kutsal değerlerine sahip çıkacak sanatçılar yetiştirilmedi

Niye bizim gibi, yanı ülkemizin insanı gibi düşünen,

onlar gibi yaşayan sanatçılar olmadı

Hadi bugüne kadar olmadı ve yetiştirilmedi.

Peki şimdi niye olmuyor ve niye yetiştirilmiyor ..

10 senedir bu ülkeyi idare eden, muhafazakârlığı savunan

ve halkın büyük bir teveccühünü kazanan bir “AK Parti iktidarı” var.

Sanatla, edebiyatla, kültürle ve müzikle ilgili ne yaptı

Son derece “muhteşem ve modern kültür saraylarını,” hangi

sanatçılarla temsil etmeyi düşünüyorlar

***

Hâlâ televizyonlarımızda ve diğer görsel alanlarımızda

insanımıza yabancı olan sanatçıların icraatlarını seyrediyoruz.

Biz seyretmesek bile “çoluk çocuğumuz” seyrediyor.

Kıyafetleriyle, sözleriyle, müzikleriyle ve

davranışlarıyla “ yanlış model” oluyorlar.

Bunları neden görmüyorlar ..

Neden alternatiflerimiz yok ..

Dindar nesilden bahsediyoruz.

Dindarlığı, edebiyatın, sinemanın, tiyatronun ve hayatın

içine yerleştirmezsek dindar nesil, nasıl yetişecek ..

Bu konuları yeniden ele almanın ve “yeni arayışların

içine” girmenin zamanı hala gelmedi mi ..