SANATA BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI?

Abone Ol

Sanat kavramını çok geniş bir çerçevede değerlendirebiliriz. İnsanların sanata bakışı ve sanatı anlamlandırışları değişebilir. Herkesin kendine göre bir sanat anlayışı olabilir. Bu son derece normal. Fakat Türkiye de anormal olan ise sanat denilince akıllara hep Batı kültürünün gelmesi. Nedense Anadolu topraklarının kendine özgü bir sanat anlayışı yokmuş gibi hareket ediyoruz. Gazetelerin sanat ve kültür sayfalarına ne zaman göz atsam, çoğunlukla batılı sanat dallarının Türkiye deki uzantılarıyla karşılaşıyorum. Kendimize ait özgünlükleri bir bir kenara itmiş durumdayız.Dünyaya yön veren ülkeler kendi sanatsal ve kültürel anlayışlarını koruyabilen ve bunları dışarıya ihraç edebilen ülkelerdir. Bu gün tüm dünyada isminden fazlasıyla söz ettiren Çin önemli bir örnektir. Çin in adını bu kadar sık telaffuz ettirmesinin nedeni kendi kültürüne ve yaşam dinamiklerine sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Mao nun altını çizdiği temel olgular bugün hâlâ Çin de geçerliliğini koruyor. Mao nun 1956 *yılında Çin de yaptığı konuşmayı mercek altına alacak olursak, sanatın nasıl olması noktasında belli çıkarsamalar yapabiliriz: Yeryüzünde çeşitli milletlerin sanatları kendilerine özgü milli biçim ve üsluplar taşır. Bazıları bunu kavrayamıyor. Kendi milli özelliklerini inkâr ediyor. Batının her alanda üstün olduğuna inanıyor ve batıya kul köle oluyorlar. Dahası toptan batılılaşmayı savunacak kadar ileriye gidiyorlar diyen Mao önemli bir durum tespiti yapıyor. Söyledikleri Türkiye ye hiç de yabancı değil, uzun yıllardan beri topyekün bir batılılaşma isteği içersindeyiz.

Konuşmasında Batı ya karşı milli sanat anlayışının savunulması gerektiğini dile getiren Mao, Çin sanatının kendi tarihsel gelişimine dikkat çekerek, Çinlileri milli sanat ve kültür anlayışlarını geliştirmeye çağırıyor. Mao bu çağrıyı yaparken de Batı nın belli konulardaki üstünlüğünü görmezden gelmiyor. Yabancı ülkelerden öğrenmeli ve onlardaki iyi şeyleri çözümlemeliyiz. Ama bu öğrendiklerimizi Çin deki sanat anlayışının gelişmesi için kullanmalıyız diyor. Verdiğim örnek yap-boz un küçük bir parçası. Ülkemizde sıkça eleştirdiğimiz Mao Sanat gerek çağın özelliklerini gerekse milli değerleri içinde barındırmalıdır diyerek sanatın milli değerlerle ilişkisini kuruyor.

Türkiye de ise sanat ikiye ayrılmış durumda. Tamamıyla Batı ya teslim olunan bir sanat anlayışının örnekleri her yeri kaplarken buna alternatif olarak Osmanlı ve geçmiş Anadolu kültürel mirası profesyonellikten uzak bir biçimde icra ediliyor. Maalesef bir sentez yapamadık; her şeyiyle Batı ya teslim olmayı ilericilik addedenler yanıldılar, ruh kökümüzü budamaktan başka bir iş yapmadılar. Güzel Sanatlar fakültelerimiz bunun en açık göstergesi. Başkalarına benzemek adına kendi öz kimliklerimizi reddeder hale geldik. Yeryüzünde ancak kendi tarihsel miraslarına, kültürlerine ve geçmişlerine sahip çıkan devletler söz hakkı elde edebiliyor. Çin örneğini bu yüzden verdim.

Türkiye de Çince öğrenenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Çin mutfağı yavaş yavaş İstanbul un her yerine yayılıyor. Çin sporları artık vazgeçilmez oldu. Bütün bunlar kültürel ve sanatsal birikimin bir uzantısı. Medeniyetin beşiği Anadolu ise tarihsel serüveninde hiç bu kadar boynu bükük kalmamıştı. Roma, Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Hititler, gibi büyük medeniyetlere beşiklik eden bu toprakların, şimdiki hali içler acısı. Bırakın sanat anlayışındaki çarpıklığın düzeltilmesini, kendi tarihsel kültürüne ışık tutacak eserleri korumaktan dahi aciz bir toplum, sizce insanlığa ne verebilir Sadi Şirazi ne güzel söylemiş, Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir diye.

* Mao Tse- Tung, Unrehearset: Talks and Letters,1956-1971, Stuart Schram