Sanal Kapılar

Abone Ol

  Geçtiğimiz hafta

apartmanda tamirat vardı, elektriklerimiz kesildi, iki gün karanlıkta kaldık.

Hayatımız felç oldu, her şeyini kaybetmiş bir yoksula dönüştük.

Annem misafirlerini aradı ve çay saatini iptal etti.

Babam sık sık evi arayıp işlerinin aksadığından şikâyet

etmeye başladı. Ben ise odama kapandım ve ödevlerimi nasıl yapacağım diye

düşünmeye başladım. Annem elektriksiz geçen çocukluk günlerini anlatmaya

başladı. Ama o da bizim gibi teknoloji ile birlikte yaşamaya alışmıştı, bu

saatten sonra eski günlere dönemeyeceğini itiraf ediyordu

(Melda Y)

Hayatımız teknolojiye endekslenmiş. Cep telefonumuz,

bilgisayarımız, televizyonumuz ve gündelik hayatta kullandığımız araçlardan

uzaklaştığımızda, kendimize yabancılaşıyor ve ne yapacağımızı bilemez hale geliyoruz.

Geçtiğimiz gün bir davete katılmıştım, hanımlar yemekten

sonra cep telefonlarını ya da tabletlerini alıp sanal dünyaya doğru yol almaya

başladılar.

Uzun süredir birbirlerini görmeyen bu insanlar, sadece

yemek saatinde hal hatır sorup üç beş kelam etmekle yetindiler. Yaşamın diğer

yüzünde teknoloji ve buradan açılan sanal kapılar vardı. Aynı ortamda bir araya

gelen, aynı sofraya oturan hanımlar, duygusal olarak birbirlerinden uzaklaşıyor

ve ortama yabancılaşıyorlardı.

Bir haftalığına cep telefonunu evinde bırakıp

kullanmamaya karar veren bir genç, duygularını anlatırken, her şeyimi

kaybetmiş gibi oldum demişti. Teknoloji hayatımızı kolaylaştıran büyük bir

imkân.

Fakat biz insanlar, arkadaşlarımızla, eşimizle,

çocuklarımızla, yakınlarımızla geçireceğimiz vakitleri ve buradan elde

edeceğimiz doyumu, bu araçlardan sağlamaya kalktığımızda her şey değişiyor.

İşte o zaman sorunlar başlıyor.

Çünkü kullandığımız araçlar hiçbir zaman bir yakınımızın

yerini tutmuyor. Bunun da ötesinde bizi bağımlı kılarak ruhlarımızı

çölleştiriyor. Ama yine de bu araçlardan vazgeçemiyoruz.