Türkiye de gündemi belirleyen unsurların içinde en
dominantı siyasettir. Siyasetin ağırlığı her zaman kendini hissettirecek
boyutta ve nitelikte seyreder. Siyaset argümanlarının toplumsal dönüşümü
sağlamadaki en önemli mekanizması ise medya vasıtasıyla gerçekleşir. Medya,
toplumun dönüştürülmesi, zihinlerinin biçimlenmesi ve arzu edilen kıvama
getirilmesi için tüm altyapıları hazırlar. Gündemin yoğun atmosferi içinde,
uzmanlar, kanaat önderleri, gazeteciler, yazarlar ve çizerler toplumun
şekillenmesi ve arzu edilen biçime sokulması yönünde tüm enerjilerini
kullanırlar.
Yerel seçimlerin bittiği günden beri, medyanın tek
gündemi Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlenmiş
durumda. Açıkça sormak istiyoruz: Bu ülkede, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle
ilgili söz söyleme ehliyeti olan sadece ve sadece AKP mi Her gün Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül ün, Cumhurbaşkanlığı na tekrar aday olup olmayacağı, Başbakan
Tayyip Erdoğan ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının ne tür bir formülle
gerçekleşeceği konularından artık gına geldi. Bırakalım, Cumhurbaşkanlığı
seçimini de AKP liler tek başlarına yapsınlar, kararlarını versinler ve
Cumhurbaşkanlığı makamına istedikleri ismi getirsinler Böyle bir şey var mı
Aslında kavganın büyüğü, Cumhurbaşkanlığı makamına Ağustos
ayından sonra oturacak adayın, hangi yetkilerle donatılıp donatılmayacağı
meselesi. Hatırlarsanız, Başbakan Tayyip Erdoğan, uzunca bir süre Başkanlık
Sistemi ni mırıldanıp durdu. Türkiye nin yerel siyaset zemininin başkanlık
zeminine uygun olmadığı yönünde görüşlerin ağırlık kazanmasından sonra,
başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalar tedavülden kalktı. Türkiye gibi üçüncü
dünya ülkelerinde Cumhurbaşkanlığı makamı, tam anlamıyla sembolik bir makam
olarak dikkat çeker. Yürütmenin tüm yetkilerini elinde tutan, bütçelerin
sirkülasyonu noktasında bile tam yetkili konumda olan Başbakanlık makamı,
Cumhurbaşkanlığı na göre icracı bir nitelikte görülmektedir. Bu makamı
bırakıp, tam manasıyla sembolik bir Cumhurbaşkanlığı makamına çıkmak, bir
Başbakan için ne anlam ifade eder, zannımca bunun sonuçlarını bu makamlara
hevesli olanların tartması gerekir diye düşünüyorum.
Ne olursa olsun, kim nerede olmaya karar verirse versin,
eninde sonunda bu tercih milletin tercihiyle birleşirse yerini bulacaktır. Ve
Ağustos ayında Türkiye de bir seçim gerçekleşecektir.
Bizim anlayamadığımız bir başka husus, Cumhurbaşkanlığı
seçimleri süresince ortaya konulacak, Siyasetin finansmanının hangi şartlarda
gerçekleştirileceği Diyelim ki, AKP aday olarak Başbakan Tayyip Erdoğan ı
koydu. Cumhurbaşkanlığı makamı bağımsız bir makam, tarafsız bir makam AKP nin
koyacağı aday seçilebilmek için vatandaşı tavlamaya yönelik nasıl bir siyaset
stratejisi izleyecek Nerelerde miting yapacak Hangi şartlarda yapacak Bu
mitinglerin finansmanını, seçim süresince gezilecek, gidilecek yerlerin
parasını kim karşılayacak Şimdiye kadar böylesine bir seçim stratejisi
gerçekleştirilmediği için, bütün bunları sormamız ve merak etmemiz gayet doğal.
Bütün bunların dışında, artık Türkiye nin normalleşme
sürecine girmesini arzuluyoruz. Türkiye nin sanal gündemlerle imtihanından
artık bıktık. İşsizliğin resmi rakamlara göre yüzde 10, gayri resmi rakamlara
göre yüzde 20 lerin üzerinde olduğu bu memlekette, insanların birinci sorunu
iştir, aştır, ekmektir.