Sana göre, bana göre adalet olmaz

Abone Ol

Ergenekon davasında mahkemenin açıkladığı karar hakkında

herkes farklı şeyler söylüyor.Kimilerine göre açıklanan kararlar Derin devlete

müebbet , Darbeye müebbet , Cuntaya ceza yağdı , 19 darbeciye müebbet

tarafsız kalmaya çalışanlara göre ise 19 müebbet , Ceza dalgası , Başbuğa

müebbet buna karşılık CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu na göre ise, Özel

mahkemelerin verdiği kararlar gayrimeşrudur . MHP Genel Başkanı Bahçeli ye göre

ise, Mahkemenin verdiği cezalar hiç şüphesiz milli vicdanları kanatmış, adalet

ve hukuk ilkeliyle bağdaşmamıştır Demirel ise kararı, Önümüzdeki zaman içinde

bu çok konuşulacak. Kimse suçsuz yere cezaya çarptırılmamalıdır Yani onlara

göre, mahkeme haksız ve yanlış kararlar vermiştir. Dikkat edilirse bu siyasiler

yargılananların darbeyle, derin devletle ilgilerinin olup olmadığı üzerinde

durmuyorlar sadece karardan rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.

Bu vesileyle bir kez daha görüldü ki ülkemizde herkesin

adalet anlayışı farklı. Herkesin adalet anlayışı farklı olunca da mahkeme

kararlarının kimlere karşı verildiği önem kazanıyor. Eğer benden olan birileri

mahkum olmuş ise o kararlar ya kamu vicdanında mahkum olacaktır ya da özel

mahkemelerin verdiği kararlar gayrimeşrudur. Ya da Sayın Demirel e göre

bazıları suçsuz yere mahkum edilmiştir Kısacası, ülkemizde herkes demokrasi ve

adaleti kendisi için istemektedir. Hatta, bazı siyasilerin adalet peşinde

olmadığını, yargının sadece kendileri gibi düşünenleri korumakla görevli olduğu

anlayışına sahiptirler. Eğer böyle olmasaydı, özgürlükçü, temel insan haklarını

teminat altına alan bir anayasanın yapılması konusunda hala bir mutabakat

sağlanamaz mıydı

Bugün Ergenekon davasında mahkemenin açıkladığı karara

karşı çıkanlar eğer geçmişte Merve Kavakçı nın evini basanlara, Meclis ten

uzaklaştırılmasına da karşı çıkmış/çıkabilmiş olsalardı belki şimdi

söyledikleri ciddiye alınabilirdi. Ama dün insanların inançlarını

yaşamalarından rahatsız olanlar, sırf inançlarını yaşamaya çalışıyorlar diye

üniversitelerden ve kamudan uzaklaştırılanlar karşısında sesleri çıkmayan,

hatta zalimlere destek verenlerin bugün hak ve hukuktan bahsetmeleri ciddiye

alınabilir mi

Bunu söylerken Ergenekon davasında verilen kararları

alkışlıyor ya da eleştiriyor değilim. Çünkü meselenin temyiz safhası vardır.

Ama verilen karar darbecilerin ya da derin devletin ilk defa yargılandığı ve

mahkum edildiği anlamına geliyorsa ülkemiz açısın önemli bir gelişme olarak

değerlendirilmesi gerekir. Mahkemenin gerekçeli kararı açıklandığında verilen

cezaların sebebini de öğrenilmiş olacak. Bu bakımdan gerekçeli karar

açılanmadan bazı siyasilerin saldırıya geçmeleri bir telaş ve panik halinin

ifadesi olarak görülebilir. Eğer siyasiler yargının yerini almaya kalkışırlarsa

hiçbir zaman adalet tecelli etmez/edemez. Aslında bu ülkede bazı siyasilerin

adaletin tecelli etmesi için uğraştıklarını söylemek de mümkün değil. Öyle

olmasaydı bu ülkede darbeler yaşanır, yargı darbecilerin emrine girer miydi

Yargının siyasileşmemesi gerektiği hususunda herkes hemfikir olmasına rağmen,

yargının her kararı üzerine toplumun bir kesimi karşı tavır ortaya koyuyorsa,

sadece yargıda değil siyasi kadrolarda da bir kafa karışıklığı olduğunu

göstermez mi

Bu noktada adaletin olmadığı yerde demokrasiden ve insan

haklarından bahsetmenin de bir anlamı olmayacağını hatırlatmakta yarar vardır.

Çünkü adaletin olmadığı yerde sivil yönetim olsa bile gerçekte demokrasinin

olduğunu söylemek doğru olmaz. Kısacası toplumu demokrasi mi, adalet mi

şeklinde bir tercihe zorlamak demokrasinin de adaletinde rafa kaldırılması

demektir. Bu ise ister seçimli ister seçimsiz yani asker yada sivil diktatörlük

anlamına gelir. Bu bakımdan her türlü darbe ve diktatörlüğe karşı olanlar

Ergenekon davasının açıklanan kararlarının gerekçesini bekleyecek sabrı

göstermek durumundadır. Elbette buna rağmen yargıda adaletin tecelli etmesini

engelleyen bir takım zaaflar var ise buna çözüm bulmak durumunda olan ise

Parlamento dur, sokaklar değildir.