Sana ağıt yazmayacağız Filistin...

Abone Ol

  “O sağlam inancımla hakkımla

omzumda taşıyorum bazukamı

şarkılarını ekle yakarışlarıma küçük kardeşim

gideceğiz görmeye az sonra ölülerimizi

büyük yürüyüştür bu gecede.”

***    

Kimin zihni karışık değil ki bugünlerde.

Gazze hepimizin boğazına düğümlemekte iftar yemeklerini.

Hava harekâtı, kara harekâtı, denizleri bile bombalayan bu azgın ırk nerede duracak diye bekleşmekteyiz.

Batının dili lal, Amerika kör, Müslüman ülkeler sağır.

Yakışıklı ihtarlar tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmış.

Sahipsiz Gazze için ortalıkta dolaşanlar da sadece kendi şöhretleri ve rantları için bir iki laf etmekteler.

İsrail için ise Gazzeli çocuklar rahat durmamaktadır.

Ortalıklarda dolaşmakta, ayakaltında kalmaktadırlar.

Kimi kaçan topu peşi sıra denize koşmaktadır.

Kimi oyun parklarına gidebilecek kadar yaramazlık yapmaktadır.

Plaja gelip kumlarda oynayan çılgın çocuklar bile çıkmıştır, bombaların füzelerin karşısına.

Dahası hangi hakla insanlar iftar sofraları başlarında toplanıyorlardır ki. Yaşlı hastalarının başını bekleyen aile, ölüm çemberinde kıstırılmıştır işte.

Hurmasını ağzına alıp orucunu açamayan nene, suçunu canı ile ödemiştir.

Tek kurşunla iki kişi vurma becerisi, üstlerin takdirini almış, hamile kadın ve karnındaki çocuğundan aynı anda kurtulma başarısı kutlanmıştır.                     

***

Bulutlarla nehirlerin arasındaki yeşil çizgi Filistin.

Kubbelerin ses verdiği.

O kubbeler ki zamanı, fildişi çekmecelerde bir kurşun gibi saklar.

Orada, küfrün kalbinde ak kabzalı bir bıçak gibidir ince minareler. Bunun için, minarelerin özgürlük sedaları; kalleş gece baskınları ile susturulmak istenir.

Geçmiş zamanlarda olduğu gibi,

Hâlâ iniltiler gelir Filistin’den.

Hâlâ vurulup alınlarından tertemiz ölenler bulunur.

Bu modern çağda cenk meydanı yine.

Lâkin ne atların nal sesleri, ne kılıç şakırtıları… Yalnızca hain vampirler gözetlemekte vadiyi. Yıllardır donmuştu müezzinin sesi. Şimdi vakti kuşanmış vadiye, can geldi.

Her vurulanla tazelenen özgürlük, Filistin ufuklarını sarmalamakta bir kez daha.

Değil canlının, ölünün titreştiği yer.

Füzelerle, kara harekâtlarıyla, patlamalarla; diriyi, ölüyü bin parçaya bölmekle yok edilememekte, özgürlük.

***

Çok can gitse de;

Sana ağıt yazmayacağız Filistin.

Giden canlarla kan kussak da.

Başı eğik dallar bile kalmayacak orada. Denizlerin mağaraya tutunduğu yerde, harmanlanmakta bir kez daha; açlıkla, soğukla, zindanla, işkenceyle, ölümle, yeniden yoğrulmakta.

Çocuklar için yeniden harelenmekte. Yeğnileşen vadide, çocuklar ki elleri kız kardeşlerinin elinde yürürler Kudüs’e.

Ölüm onarmakta Gazze’yi, tazeleyip yıkıntıları restore etmekte. İnsanla, canla, dirençle arıtmakta.

Yakındır rahmet yağmurlarının gözükeceği.

Bir gün tamamen yaralar sarıldığında…

Yaşayanların halkasında kalanlar;

Unutmayın şehitleri.

Topu peşi sıra denize koşan küçük Muhammed’in denizin mavi sularını al kanlarla boyadığı o fotoğrafı, siz hiç unutmayın, Batı’nın ve Doğu’nun katile çanak tutan devletleri.

Bunun için sana ağıt yazmayacağız Filistin…