Samimi olmayan ABD ile birliktelik olur mu?

Abone Ol

Bölgemiz, özelliklede Irak ve Suriye, hatta Suudi Arabistan söz konusu olduğunda ABD’nin söylediklerinin hiçbirine güvenilemeyeceği belki yüzlerce kez görüldü. Buna rağmen bu ülke ile ilişkilerimiz sanki ortada bunca samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük yokmuş gibi sürdürülüyor. Bunun yanında Cumhurbaşkanımızın Trump ile bir yemekte yan yana oturmasının faziletlerinden söz edilmesini insan anlamakta güçlük çekiyor. Başka ülkeleri bir kenara bırakırsak ABD’nin Türkiye ile ilişkilerindeki samimiyetsizliğin sadece iktidar değil, muhalefet partileri de farkında ve bunu dile getiriyorlar. Ama Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerinin bu ülke ile ilişkilerin gözden geçirilmesi için bu hususta bir araştırma komisyonu kurulmasını istedikleri yok. Bir bakıma ABD aleyhine bunca sözden sonra sanki arada hiçbir problem yokmuş gibi davranılması sadece kamuoyunun bu ülkeye karşı sürekli yükselen öfkesini hafifletmeye yönelik gibi görünüyor.

Son günlerde yaşanan olaylara baktığımızda bile bu samimiyetsizlik net bir şekilde görünüyor. Mesela, Münbiç’in bir yandan teröristlerden temizlenmesi için ABD ile Türkiye ortak devriye yapıyor ama aynı zamanda ABD askerleri teröristlerle cephede birlikte poz veriyor, bununla da yetinmeyerek Münbiç’te PKK’lı teröristlerle yemekte bir araya gelerek ABD’li komutanlar, terör örgütüne daha çok destek sözü veriyorlar.

Aynı ABD kısa bir süre önce PKK’nın üç sözde yöneticisinin yakalanmasına destek verenlere 12 milyon dolar ödül verileceğini açıklamıştı. Yani, yalan içinde yalan. Kaldı ki, üç teröristin başına ödül verileceğinin arkasından medyaya yansıyan açıklamalarda bunun samimi bulunmadığı hemen her kesim tarafından dile getirilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu açıklamayı oyalama taktiği olarak nitelendirmiş, İçişleri Bakanı Soylu samimi bulmamıştı. Söz konusu açıklamayı MHP Genel Başkanı Bahçeli ise, “Üç teröristin adresini en iyi bilen ABD’dir” sözleri ile yorumlamıştı. Kısacası, ABD’nin samimiyetsizliğinin gizli bir tarafı kalmamıştır. Buna rağmen böylesine samimiyetten uzak ve ikiyüzlü tavırlar sergileyenlerin yaptıkları hiçbir açıklamaya güvenmek mümkün değildir. Bu tür açıklamalara güvenmenin yeni bir aldatılmayı peşin olarak kabul etmek anlamına gelir.

ABD’nin samimiyetsizlikleri alt alta sıralanacak olsa sanıyorum ciltler dolusu bir metin ortaya çıkar. Ancak, sadece yukarıda dikkat çektiğim iki husus bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile görüşmesinin ardından medyaya yansıyan Trump’ın Halkbank konusunda talimat verdiği, “Bu iş bitti zannediyordum” şeklindeki sözlerinin de ciddiye alınacak bir tarafı olmadığını sanıyorum söylemeye bile gerek yok.

Olaya İsrail’in Filistinlilere yönelik katliamları açısından baktığımızda da insan hakları ve özgürlüklerin korunması konusunda sanki başı çekiyorlarmış görüntüsü vermelerinin bir aldatmacadan ibaret olduğunu söylemeye bile gerek yok. Sadece son iki gündür İsrail’in bir takım yalanlarla dünyayı kandırmaya çalışarak Gazze’ye yönelik saldırıları karşısında sanki hiçbir şey olmamış gibi davranan yalandan da olsa açıklama yaparak olayları kınamaya bile gerek duymamaları da ABD samimiyetsizliğinin bir örneğidir. Aynı şeyi Kaşıkçı cinayetinin adından Trump ve diğer ABD yöneticilerinin açıklamaları ile eylemlerine baktığımızda da söylemek yanlış olmayacaktır. Kısacası, çevremizde cereyan eden tüm olaylara ABD sadece çıkarları açısından bakıyor. Eğer işlenen cinayetler onların çıkarlarına ve politikalarına hizmet ediyorsa fazla bir anlam ifade etmiyor.