Salla parti politikaya, salla parti makale

Abone Ol

Yenilikçilik bahanesiyle Millî Görüş ten ayrılanlar için Hoca, bunlara "bir leblebici dükkânı dahi emanet edilemez" diyerek, tecrübesizliklerine işaret etmişti.

Çünkü devlet idaresi, ciddiyet ister, uzun vadeli planlama ister, devletin kurum ve kuruluşlarıyla sımsıkı koordinasyon ister. Şu Yunanistan bile 200 sene ileriye dönük dış politika planlamalarıyla çalıştığı halde, bizim politikacılarımız, notasal çıkışlarla netice alınabileceğini zannediyor.

Tayyib bey gibi kısa vadeli düşünen kimi çevreler, AB ye karşı yapılan bu beklenmedik hareketi, bir altın gol olarak alkışladılar.

Bu konu ile ilgili bir fıkra aklıma geldi. Padişah kızını Bağdad valisine vermek ister. Valinin padişah damadı olmasını istemeyenler, padişahın huzuruna çıkarlar, "Padişahım o zatta cüzzam illeti vardır, bu kararınızdan vazgeçin" derler. Padişah hekimbaşına danışır ne yapalım diye akıl sorar. Hekimbaşı hünkarımız cüzzam illeti olan kimsenin vücudunda bit eğleşemez diye cevab verir. Bir görevli Bağdat a gönderilir, valinin çamaşırları kontrol ettirilir ama bit bulunamaz. Evlenme merasimi yapılır.Bu olayı kaleme alan devrin şairleri şu mısrayı yazarlar:

"Bir kişinin olucak bahti kavi talihi yar,

Hini hacette onun Kehlesi işe yarar"

İktidarı tutan birilerinin "Altın gol" benzetmesi buna benziyor.

Ama gözüken o ki, Kıbrıs, salam politikası taktiğiyle taksit taksit elden çıkıyor.

Bir hükümlü, her ay cezaevi müdüründen izin alarak viziteye çıkıyormuş. Her hastaneye gidişinde, bir organı ameliyatla bedeninden kesilip atılıyormuş, bu operasyonlar sıklaşınca, son müracaatında cezaevi müdürü, tutukluya çıkışmış:

Yok arkadaş demiş artık sana vizite yasak. Sen bu metodla, taksit taksit cezaevinden tüyüyorsun, yağma yok izin vermem demiş. Ama iktidar öylesine bir sistem kurmuş ki, Kıbrıs elimizden taksit taksit gidiyor ve kimse buna engel olamıyor.

Son olarak Başbakan ın AB ye yaptığı sıradışı tekliften, bakanların haberi yok, hariciyenin haberi yok, genelkurmayın haberi yok, cumhurbaşkanının da haberi yok. Tabii ki zavallı milletvekillerinin de haberi yok.

Kimse bu devlete babasının çiftliği muamelesi yapamaz.

Hatta hatta bu teklif, AB makamlarına yazılı olarak bile gönderilmemiş.

Tayyib bey, bu konuda "Non figüratif politika üretiyor" desem belki de bu terimin mânâsını bile bilmiyordur. Yani sistem dışı, şekilsiz, tıpkı vezinsiz kâfiyesiz ve anlamsız şiir yazar gibi yapıyor desek yine hayır.

Hadi diyelim ki, Meclis i, Hükümeti, Cumhurbaşkanlığı Makamını, Genelkurmayı, Millî Güvenlik Kurulu ve kurumlarını lağvetti. Diktatörlüğe soyundu. Yine değil.

Yine değil çünkü, YÖK ün karşısında Meclis in üçte ikilik çoğunluğuyla yok olacak kadar, insiyatife sahip olmayan, bir başörtüsü sorununa elini bile sürmekten çekinen, Kur ân kurslarına sahip çıkamayan, imam-hatiplerin zamana yayılarak tamamen kapatılmaya ve sürüklenmesini gâle almayan bir kişiye kalkıp diktatör oldu demek çok abes olur.

Peki, öyleyse Başbakan böylesine salla parti hareket etmek için kimden destek alıyor

Bush tan destek alıyor desek, Bush ekibiyle adeta havlu attı. Bush un Ortadoğu da politikası bakımdan iflas ettiğini herkes kabul ediyor. Kendisi muhtacı himmet bir dede nerde kaldı gayrıya himmet ede

AB zaten bugün için çok evlilik yapa yapa yorulmuş ihtiyarlamış, güçten kudretten düşmüş bir bunak durumunda. Yeni bir evliliğe yanaşması mümkün değil. AB yetkilileri arasında her kafadan bir ses çıkıyor. Tabir caizse, AB ortamında da salla parti hareketler almış başını gidiyor. AB yöneticisi kadrolar Chirach ve Merkel e fren koyamıyor. Bunlara bir de Prodi katıldı. Hele bir de Sarkozy Fransa ya Cumhurbaşkanı seçilirse siz seyredin gümbürtüyü.

Herkes şimdi soruyor:

-Ne olacak bu AB nin hali

-Ne olacak AB ye zoraki nikahlanmak istenilen Türkiye nin hali

-Ve ne olacak şu ne yaptığını bilmeyen iktidarın hali

Kusura bakmayın ama sayın okuyucular ben bu yazıyı yazarak bu içler acısı durumu anlatmaya çalıştım. Gelin bana bir iyilik yapın bu suallerin cevaplarını bu sefer de siz verin.