Salih Bir Peygamber: Yunus Aleyhisselam

Abone Ol

Allah-u Teâlâ, peygamberlerini insanlar arasından seçtiği gibi, olaylar karşısında alacakları tavrı, tebliğ görevlerini ifa ederken karşılaştıkları olumsuzluklarla mücadele yöntemini de belirlemiş; peygamberlerin demoralize ve motivasyonun düşüklüğü hengâmında yardımını göndererek muvaffak etmiştir. Yunus Aleyhisselam kıssası bunu göstermesi bakımından önemlidir.

Yunus Aleyhisselam, 33 yıl kavmini putlara tapmaktan men etmiş, Rubil ve Tenuh’tan başka kimse iman etmemiştir. Rubil ilim ve hikmet sahibi, Tenuh ise âbid ve salih bir kuldu. Kavminin Allah-u Teâlâ’nın dinine duyarsızlığı ve iman etmemesine üzülerek onları terk edip, insanlardan uzak bir yerde Allah-u Teâlâ’ya ibadetle meşgul olmuştu. Allah-u Teâlâ, peygamberinin demoralize olup, motivasyonunun düşmesi üzerine, kavmine dönüp kırk gün daha tebliğde bulunmasını, onlara bir şans daha verilmesini, eğer bu süreçte iman etmezlerse azap göndereceğini bildirdi.

Rivayete göre, Yunus Aleyhisselam (a.s), Allah-u Teâlâ’nın emrine itaat ederek kavmini heyecanla imana çağırdı ancak sonuç alamadı. Tebliğinin 37’nci gününde Ninova halkının inanmadığını, üstelik “vadettiğin azap inecekse insin” diye alay ettiklerini görünce, “O halde üç güne kadar başınıza gelecekleri bekleyin” demiş, azabın geleceğinin alameti olarak da benizlerinin solacağını bildirerek aralarından ayrılmış, Dicle Nehri kenarına doğru yol almıştı.

Gerçekten de Yunus Aleyhisselam’ın bahsettiği gibi azabın alameti olan “benizlerin sararması” tahakkuk edip verilen üç günlük mühletin dolmasına yakın Ninova halkı, yaptıklarından pişman olup tövbe ederek Allah-u Teâlâ’dan af dilemiş ve üzerlerinden azap kaldırılmıştır. Bu olay Kur’an-ı Kerim’de şöyle açıklanmaktadır: “Yunus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık” (Yunus, 98).

Kavminin pişmanlıkla tövbesi ve Allah-u Teâlâ’nın onları affetmesinden habersiz olarak Dicle Nehri kenarına gelen Yunus Aleyhisselam, yüklü bir gemiye binmişti. Kur’an-ı Kerim’de, “Hani O, dolu bir gemiye binip kaçmıştı” (Sâffât, 140) buyrularak, bir kölenin efendisinden kaçtığı gibi Yunus’un da kırk günlük tebliğ görevinin 37’nci gününde halkını terk ettiği anlatılır. Bu terk ediş O’nun, balığın karnında imtihana tabi tutulmasıyla sonuçlanmıştır.

Gemi hareket ettikten bir müddet sonra suyun ortasında durması üzerine batacak endişesine kapılan yolcular, bunda bir uğursuzluk aramış, günahkâr birinin gemide olduğundan endişeyle çektikleri kur’a Yunus’a çıkmıştı. Gemidekiler halinden salih bir kimse olduğunu anlayarak kur’ayı birkaç defa yenilediler. Yunus Aleyhisselam, yolcuların çektikleri kur’ada yanlışlık olmadığını ifade etmiş, tebliğ görevi hengamında kavminin inanmayışına üzülerek onları terk etmesiyle bağlantılı bir imtihan yaşadığını fark etmiş ve teslimiyetle itiraz etmemiştir. Kur’an-ı Kerim’deki, “Gemide olanlarla karşılıklı kur’a çektiler de (Yunus) kaybedenlerden oldu” (Sâffât, 141) ifadesinden anlaşılmaktadır ki, Yunus Aleyhisselam, sulara bırakılmıştır. Zira bir sonraki ayette suların içinde balığın yutmasından bahsedilmekte ve şöyle denilmektedir: “Yunus kendini kınayıp dururken O’nu bir balık yuttu” (Sâffât, 142).

Yunus Aleyhisselam’ın gemide başlayan teslimiyeti balığın karnında zirveye çıkmış ve, “La ilahe ille ente subhaneke inni küntü minezzalimin/Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum” (Enbiya, 87) diyerek tam bir teslimiyetle Allah-u Teâlâ’ya yalvarmıştır. Allah-u Teâlâ’nın, “Bunun üzerine O’nun duasını kabul ettik ve O’nu kederden kurtardık. İşte Biz, müminleri böyle kurtarırız” (Enbiya, 88) fermanı, tam bir teslimiyet ve pişmanlıkla yapılan yakarışın karşılığını göstermesi bakımından önemlidir.

Bu kıssada, Allah-u Teâlâ’nın peygamberlerini nasıl yönlendirdiği ve desteklediği açıkça görülmektedir. Yine tebliğ aşamasında demoralize olmama, sebat ve sabır ile devam etmenin önemi de anlatılmaktadır. Pişmanlık ve tam teslimiyetle yapılan yakarışın, zikir ve istiğfarın önemi de net şekilde görülmektedir.

Yunus Aleyhisselam, uzun bir tebliğ sürecinden sonra demoralize olup motivasyonu düşse de Allah-u Teâlâ’nın yönlendirme, gözetme ve yardımıyla sürecin nasıl başarıya ulaştığını göstermesi bakımından önemlidir. Kur’an-ı Kerim’deki, “Aynı şekilde İsmâil’i, Elyesa’yı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirdik. Onların hepsini diğer insanlara üstün kıldık” (En’am, 86) ve, “Biz de onun duasını kabul buyurduk; kendisini gam ve kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız” (Enbiya, 88) ayetleri, Yunus Aleyhisselam’ın Allah-u Teâlâ’nın yardım ve inayetine nail olduğunu göstermektedir.

Balığın karnından sahil-i selamete çıkışı, orada yine Allah-u Teâlâ’nın yardımına mazhar oluşu, tekrar kavminin başına geçerek kalan ömründe binlerce kişiyi irşad edişi Kur’an-ı Kerim’deki, “Sonunda O’na iman ettiler. Bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar yaşattık” (Sâffât, 148) ayetinde beyan edilmektedir.

Yunus Aleyhisselam’a selam olsun. “Rabbi O’nu seçti ve salihlerden eyledi” (Kalem, 50).