Salgın günlerinde de siyaset çirkinleştiriliyor

Abone Ol

Bizdeki siyaset anlayışını anlatmakta insan zorluk çekiyor. İktidar sürekli olarak muhalefeti eleştirmekten muhalefetten gelen yararlı teklifleri de duyamıyor. Çünkü farklı görüş ve düşünceye tahammül yok. Elbette muhalefetin tek görevi eleştiri değildir ama iktidar gücüne sahip olmadığı için iktidara teklifleri ile yol göstermesi görevidir. Yapıp yapmamak iktidara kalmış bir meseledir. Hâlbuki iktidara karşı farklı düşünceler ortaya koyan, bir takım tekliflerde bulunan muhalefet partileri iktidar tarafından bombardımana tutuluyor. Muhalefetin teklifinin yanlışlığı ve muhalefetin tekliflerinin uygulanamaz ya da uygulansa bile yararlı bir sonuç vermeyeceği izah edilse söylenecek bir şey olmayabilir. Ama ille de muhalefetin de kendileri gibi düşünmesi gerektiği yaklaşımından hareket edilerek muhalefetin yalancılıkla ya da bozgunculuk ve teröristlikle, bir başka ifadeyle hainlikle suçlanıyor olması ister istemez farklı görüş ve düşüncelere tahammülsüzlüğü gündeme getiriyor.

Hâlbuki ister iktidar ister muhalefette olunsun hiçbir siyasi hep kendisinin doğru söylediğini ve doğruyu yaptığını düşünmesi sağlıklı bir yaklaşım olmayacaktır. Aynı şey muhalefet partileri için de geçerlidir. Bu farklılığa tahammülsüzlük ortaya farklı görüşlerin çıkmasından duyulan rahatsızlığın bir sonucu ise bunun adı kamlaştırma demektir. İktidarın muhalefeti devre dışı bırakmak, tekliflerini milletin gözünden kaçırmaya yönelik bir strateji olabilir. Ancak, bunun ülkeye bir yararı olmayacaktır. Tekrar belirteyim ki, iktidar sahiplerinin seçim kampanyalarında millete sundukları programlarını uygulamak için çaba sarf etmeleri doğaldır. Ancak, uygulamada ortaya çıkacak bir takım aksaklık ve yanlışların birileri tarafından dile getirilmesi iktidar sahiplerini geri dönüşü olmayan bir yanlıştan döndürmeye yönelik olabilir. İktidarlar muhalefetin söylediklerini uygulamak zorunda değildirler. Böyle olsaydı farklı partilere gerek kalmazdı. Ancak, attıkları her adım, her uygulamalarının ille de muhalefet tarafından alkışlanmasını beklemeleri, aksi durumda toplumun büyük bir kesimini yalancılık, teröristlik ya da hainlikle itham etmeleri o partilere oy veren insanların da aynı şekilde suçlanması anlamına gelir.

Bir toplumda tek bir görüş ve sesin hâkim olmasının yanlış olduğu, bunun için dünya üzerinde uzun yıllardan beri çok sesliliği esas alan farklılıklara tahammül anlayışının yerleşmesi mücadelesi verilmektedir. Çok partili olmanın ana sebebi de farklı görüşlerin dile getirilmesi, gerekirse farklılıklardan yararlanılması denmektir. Toplumun bir kesimi peşin olarak bir takım sıfatlarla suçlanınca ister istemez ortaya kamplaşma çıkıyor. Belki bu kamplaştırma taktiği bazı partilerin iktidarlarını sağlayabilir ama uzun vadede toplumda kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularını zedeler. Bir yandan her sıkışık dönemde birlik ve berberlik çağrıları dile getirilirken, farklılıklara tahammül anlayışı yerleşmemiş ise birlik ve beraberlik çağrılarından maksadın iktidar mensuplarının herkes bizim gibi düşünmeli, bizim gibi davranmalı anlayışının bir yansıması olarak ortaya çıkabilir. O zaman da birlik ve beraberlik çağrıları anlamını yitirir. Böyle bir yaklaşım birlik ve beraberliğin toplumda yerleşmesinden çok ayrışmayı ve kamplaşmayı pekiştirmekten öte bir işe yaramaz,

Özellikle de farklı görüş belirtenlerin ağır sözlerle itham edilmesi, yalancılıklardan, hainliklerine giden bir yaklaşımın dile getirilmesi öyle olmasa bile demokrasi ve farklılıklara inanmamak ya da saygı duymamak anlamına gelir. Demokrasilerde farklılıklara yönelik eleştiri elbette asıldır. Ama normal iki kişi arasında bile karşılıklı konuşurlarken söylenmemesi gereken laflar ediliyor ise, bu yaklaşım gidilen yolun yanlışlığını gidermez. Bu tavır iktidar sahiplerinin iktidarlarını uzatsa bile doğru olduğu anlamına gelmez.