Ortada hiçbir şey yok!
Binlerce kilometre ötedeki ülkesine bir saldırı var mı, yok!
"Ortada savaş ilanını gerektirecek ne var?" diye bakıyorsunuz, binlerce kilometre ötedeki devleti ilgilendirecek bir durum yok!
Yok, "Ülkende insanlara iyi ve adaletli davranmıyorsun, biz müdahale edeceğiz ve iyi davranmadığınız insanları bu durumdan kurtaracağız!" bahanesi ise...
- "Sen önce dön ve kendine bak!" demezler mi?
Ülkende, göçmen operasyonunda görevlilerin bir protestocu kadını nasıl kurşunlayıp öldürdükleri apaçık videolarla ortaya çıkmışken, "Göçmen görevlileri kendilerini savundu!" deyip daha sonra tornistan yapmadın mı? Ama ölen öldüğüyle kaldı! Gerçeği daha sonra da açıklayamadın! Sen önce kendi ülkende adaleti ve hakkaniyeti sağla!
***
Bir başka bahane;
- "Nükleer kapasiteni büyütüyorsun, o sebeple seni vuracağım!"
Bir süre önce B-2 bombardıman uçakların ile bu ülkenin kritik noktalarına bombalar yağdırmadın mı?
Bir başka yönü de şudur olayın;
Nükleer silah var diye bomba yağdıracaksan...
* Ee, o zaman öncelikle, senin gibi soykırımcı, senin gibi Siyonist, senin gibi terörist İsrail'i vurmalısın!
Nükleerin şahı bu terör yuvasında! Saldırabiliyorsan saldır, sıkıysa!
* Git, Birleşik Krallık (İngiltere), Çin, Fransa, Rusya'ya saldır! Saldırabiliyorsan saldır, sıkıysa!
* Git, Hindistan, Kuzey Kore'ye saldır! Saldırabiliyorsan saldır, sıkıysa!
* Git, Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya'ya saldır! Saldırabiliyorsan saldır, sıkıysa!
* Git, Belarus, Güney Afrika, Kazakistan, Ukrayna'ya saldır! Saldırabiliyorsan saldır, sıkıysa!
Yukarıda saydığımız ülkelerin tümünde nükleer silah var!
Bu ülkelere ağzını açmıyorsun, açamıyorsun, bulmuşsun tek başına kalan bir ülkeyi, "geliyorum haa!" diyorsun! Sopa gösteriyorsun!
Donanmanı yolluyorsun, "hızlı geliyor, ama..." diye de tehdit üzerine tehditler savuruyorsun!
***
* Savaş, yıkımdır!
* Savaş, enkazdır!
* Savaş, kadınları dul, çocukları öksüz ve yetim bırakır!
* Savaş, ülkeleri geri bırakır! Toparlanmaları yıllar alır!
* Savaş, milletleri psikolojik anlamda da yıkar!
* Savaş, rövanşı tetikler, kan davası doğurur!
* Savaş, bazen de bumerang gibidir, döner, savaş çıkaranı vurur!
***
Savaşı en iyi idrak edecek olan Avrupa ülkeleridir.
Avrupa'nın kendi içinde verdiği savaşlarda milyonlarca insan hayatını kaybetti.
Daha sonra aralarında anlaştılar ve 'sömürü'ye dayalı bir sistem kurdular!
Adına önce Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), ardından AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu), sonrasında da Avrupa Birliği (AB) adını verdiler.
Savaşın ne demek olduğunu iyi idrak eden Avrupa ülkeleri, Sarı Kovboy'a caydırıcı telkinlerde bulunuyorlar mı, acaba?
Çoğu Avrupa ülkesinin bu manada sınıfta kaldığını da söylemeliyim!
Gazze'de taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakılmazken bu Avrupa ülkeleri seslerini çıkarmadı!
Hatta ve hatta silah, malzeme, mühimmat verdiler, Ortadoğu'nun çıbanbaşına!
***
Peki, İslam dünyası ne yapıyor bu süreçte?
2 milyarlık dev bir potansiyele sahip olan İslam dünyası perperişan, darmadağınık!
Birçok İslam ülkesi, aralarına çıbanbaşı olarak sokuşturulan ve bir terör organizasyonu olan İsrail ile "nasıl normalleşebilirim"in çabasında!
Yazık!
DAVOS'TA BELLEKLERDE KALANLAR!
Davos Zirvesi...
Her yılın başında küresel emperyalistlerin bir araya geldiği ve dünyaya nizamat vermeye çaba gösterdiği bir Siyonist organizasyon!
Bilderberg toplantılarının kamuya biraz daha açık olanı diyebiliriz.
Davos Zirvesi'ni organize eden güçler, güya çok yönlü ve yansız davranıyorlar gibi gözüküyorlar!
Ancak! Bir çarpıcı örnek;
* İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’taki etkinliğine davet edilen isimlerdendi. Fakat siyasi baskılarla davetin geri çekildiğini duyurdu. Erakçi, kendisine iletilen davetin geri çekilme gerekçesinin "İsrail ve ABD merkezli yalanlar ve siyasi baskılar" olduğunu açıkladı.
Yani, o kadar da yansız ve tarafsız değiller!
Zamanı geldiğinde adamına göre muamele etmekten de geri kalmıyorlar!
***
Neyse...
Son Davos Zirvesi’nde akıllarda kalan ilginç değerlendirmeler neler oldu? Bakalım;
* "‘Kurallara dayalı uluslararası düzen’ anlatısı artık sürdürülemez hale geldi. ABD öncülüğündeki küresel sistem önceden ticaret, güvenlik ve ekonomi alanında kamusal yarar sağlıyordu ancak bu artık sonlandı. Bir geçiş döneminde değiliz, kopuşun tam ortasındayız. Son 20 yılda finans, sağlık, enerji ve jeopolitikte yaşanan krizler, aşırı küresel entegrasyonun risklerini açıkça ortaya koydu. Fakat son dönemde büyük güçler ekonomik entegrasyonu birer silah olarak kullanmaya başladılar!” (Kanada Başbakanı Mark Carney, -Toplantının en çok alkış alan konuşması diyebiliriz.)
* "Avrupa yolunu kaybetmiş gibi görünüyor!" (Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, - Ne desek ki, malumun ilamı mı acaba?)
* “Kuralların ayaklar altına alındığı, yalnızca en güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir dünyaya doğru kayış var!” (Fransa Cumhurbaşkanı Macron, - Bu cümleyi ifade eden isim, dünyanın en büyük sömürgeci ülkesinin başında yer almakta.)
* "Batı ‘özgürlük değerlerine’ dönmeli!" (Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, - Batı'nın özgürlük değerlerinin ne olduğunu merak ettik, doğrusu.)
* "Robotlar insanlardan fazla olacak ve yapay zekâ beş yıl içinde insan zekâsını aşacak!" (Elon Musk, - satış ve pazarlama amaçlı)
MAHATMA GANDİ SUİKASTI!
Yirminci asrın birinci yarısı...
İngiliz sömürgecilerle mücadele eden özgürlük savaşçısı Mahatma Gandi...
Şöyle bir fotoğrafı vardı, Gandi'nin; biri beline sarılı, ötekisi omuzuna atılmış iki parça ucuz kumaş, ayaklarında iki sandalet, elinde sopadan bir asâ, saçları usturaya vurulmuş gibi, kabak, cebinde metelik olmayan bir kahraman!
Amiyane deyimle beş parası yok!
Ama tüm bu fotoğraf, Gandi için acziyet değil, onun en büyük gücüydü!
İngilizler canlarının istediği zaman onu tutukluyor, zindana atıyorlardı!
Gandi, yine de halkının nezdinde çok güçlüydü...
***
Gandi, 78 yıl önce bugün, 30 Ocak 1948 yılında uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.
Suikastı gerçekleştiren ve bir Hindu milliyetçisi olduğu ileri sürülen Nathuram Godse'nin, Hindu milliyetçisi bir organizasyon olan RSS'ye bağlı bir üye olduğu iddia edilmişti.
***
Önemli soru şudur; Mahatma Gandi suikastında, Hindistan'ı uzun yıllar sömüren “uzun bacaklılar”ın dahli neydi acaba?