Soğuk bir kış günü heyecanla bir sergiye gidiyoruz.
Yanımda çok değerli yazar arkadaşım Cihan Aktaş.
Bizi çok ilgilendiren sergi, Şişhane Otoparkı ndaki
Moving Museum.
Fazla da taliplisi olmayan sergi, onca harika esere
karşın, eksi beşteki otoparkta; klostrofobisi olanlar için seçilmiş en fena
mekândı.
Fakat sergi girişinde genç sanatçı Aslı Çavuşoğlu nun,
Kadın şapka giye ki asıla isimli heykelini gördüğümüzde hüzünlenmemek mümkün
değildi. Bir mezar taşı üzerinde yana yatmış bir kadın serpuşu, mezar taşında
ise; Şalcı Bacı nın idama götürülürken söylediği, Kadın şapka giye ki asıla
cümlesi.
Buz kesiyoruz. Üzüntülerimiz yeniden elimizi ayağımızı
donduruyor ama genç bir sanatçı tarafından Şalcı Bacı nın hatırlanmasından
mutluluk duyuyoruz.
Şalcı Bacı, şapka kurbanları içerisindeki onca erkek ve
çocuk yaşta denilebilecek genç arasında tek kadındır.
Hatırlayanı kalmamıştır, hayatının peşine düşeni
bulunmamaktadır.
Şapka kanunlaştığında (Kasım 1925) yürekler kan ağladı ve
savaştan çıkmış bir ülkenin evlatlarının bir paçavra yüzünden başları gitti.
Bu kanunla birlikte, Anadolu nun her yerinde direnişler
görüldü. Öncü şehirler Erzurum, Sivas, Rize, Maraş, Trabzon, Giresun, Kayseri,
Kırşehir, Amasya, Tokat, Gümüşhane, Samsun du.
Şapka direnişinde aklımızda en fazla Erzurum ve âlimleri
ile ünlü Trabzon un ilçesi Of kaldı. Öyle ki şapka direnişi yüzünden Of, Hamidiye
Kruvazörü tarafından bombalandı. Halkın dilinde ise o günlerin hatırası bir
dize kaldı:
Atma Hamidiye atma,
Şapka da giyeceğuz, vergi de vereceğuz
Halk öylesine tiksinir ki şapkadan, başların vurulmasına
rağmen direnir. Avrupa dan getirilen kullanılmış eski şapkalara bir aylık
maaşını yatıran memurlar olduğu gibi Anadolu köylüsü sarığı altında saklayacak
kadar ilenç duyar. Kendisini yakalayıp hani ya başında şapka diye soran
jandarmaya, sarığın altından şapkayı gösterdiğinde, aylarca hapis ve para cezası
ile karşılaşır.
Halkın sadece İskilipli Atıf Efendi gibi bir âlimin şapka
için idam edildiği zihninde yer etti, oysa darağacına yollanan yüzlerce kişi
ile acı bir yanardağa dönüştü.
Şapka direnişi, gezici İstiklal Mahkemeleri nin
dolaşmasına sebep oldu.
Hatta şapka eylemlerine katılmayanlar bile, bu idam
furyasından canını kurtaramadı.
Ayşe Altunköprü; Kullebi Akif Ağa isimli zat, Erzurum ve
çevresinde bilinen sayılan birisiydi. Şehir merkezinde büyük bir konağı vardı.
Akif Ağa, İstiklal mahkemesince, kendi konağının önünde 22 kişi ile beraber
şapka Kanununa muhalefetten idam edilir. İdamını konağın penceresinden çoluk
çocuğu da izler. Ailesinin gözleri önünde can verir Akif Ağa. Bununla da
kalınmaz, idam edildikten sonra da konağı yağmalanır.
Kendi halinde bohçacılık yaparak yetimlerinin rızkını
çıkarmaya uğraşan Şalcı Bacı nın şapka eylemcileri arasına karışmasını Ayşe
Tosun şöyle anlatır: Asker ve halk arasında sürtüşme olduğunu görünce,
evlatlarını aramaya başlar. Bulamayınca, oğullarını askerlerin teslim aldığını
düşünür. Annelik duygusuyla bağırarak bohçasındaki takunyaları askerlere
fırlatır ve şapka hakkında kötü sözler sarf eder. Ne olduğunu anlamadan
tutuklanır, yargılanır ve 22 erkekle birlikte asılır. İdam edilirken kadın
olduğu anlaşılmasın diye başına çuval geçirilir.
Şalcı Bacı nın mezar yeri bilinmemekte.
Hayat hikâyesini de hatırlayan yok.
Dahası haksız idamını sorgulayıp peşine düşen de yok.
Üstelik bu acı hadiseyi umur edinen de, pek yok.